3 Mart 2016 Perşembe

Akşam Günlüğü

Evlerin insan karakterleri üzerine bir etkisi olmalı... Odamdaki duvarda görünmeyen bir yazı şeklinde kendine yer ediniyor bu cümle... Evler içinde yaşayanları simgeler sanki. Kimi evler dışta muhteşem gözükse de içten uğraşması gereken binlerce problemle uğraşır kimi evlerse sadece sıcaktır. Neşelidir. Kollarını açmış düş dünyayı unut dercesine beklemektedir. Bugün yorgunluğumu alan evim olduğu için şükrettim. Kalabalıkların ardındaki sessiz gürültülerin yorgunluğuyla evimde uğraşmak zorunda değilim. Evimdeki yalnızlığımı bana ait olan o duyguyu seviyorum. Biliyorum yemek sonrası bir resmin içerisine gireceğim. Benim resmim elinde bir kahve önünde kitap bir pencere kenarında bekleyen bir resim değil. Benim resmim o kitabın dünyasına çoktan kapılıp gerçek dünyayla alarmım arasındaki gördüğüm rüyalarda. Bugün kendime kızmamın sebebini şimdi fark ediyorum. Aylar var ki elime bir kitap almadım. Neden bilmiyorum? Oysa benim bir parçam olan bir alışkanlık nasıl unutulur ki! Şaşırdım. İçimdeki kırgınlığın sebebine bağladım. Kırgınlığım kitaplara değil hayatım boyunca öfkelenemeyen ben kitaplara küsecek kadar büyük değilim ki... Hala büyümeyi öğrenmeye çalışan fakat başarılı olup olmadığı konusunda tereddütleri olan birisiyim. Büyümek bu kadar zor olmamalıydı.

2 yorum:

  1. Bu yazını okurken üç yaş daha aldığını düşündüm de ne güzel duygularını aktarman...sonra büyüdükçe gelişmeleri kendi düşüncelerini görmek güzel...Sana büyürken bile içindeki çocuğu hep sevmeye çalış diyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazımı unutmuşum bile sizin yorumunuz sayesinde yeniden okudum çok teşekkür ederim yorumunuz için 😊😊😊

      Sil