10 Kasım 2016 Perşembe

Öylesine iste!!!!

Yeterince hatırlıyor muyuz? Ya da yeterince animiz var mı ... Çocukluk çok mu gerilerde kaldı sahi yada biz fazla mi büyüdük? Anılarımız düşlerimize karışırken mi unuttuk umutlarımızı ve gerçekleştirmek istediklerimizi. Bazen hayatımızı bir trene benzetiyorum. Geçtiği her durakta bir artarken bir azalmasına rağmen izin verildiği ölçüde devam edecek ve son durağına vardığında ise arkasındakileri unutmuş gibi yaparak usulca selam alacak bir tren. Geçenlerde arkadaşım bana sorduğunda bu soruya önce cevap verememiştim. "Sahi yorgunluk yaşla mi olur ...20'li yaşlarımızda bu yorgunluk örtüsü neden hiç kalmıyor ki?" Aslında soru değildi biliyordum. Bir çeşit yanılsama idi. Aynalarda bulduğu yüze gerçeği söylerken ki yanılsaması. Haklı mıydı emin değildim ama yoranın insanlar olduğuna şüphem yoktu. Hayat aynı hayat insansa yorandı. Geçmiş kelimesinin manasızlığı kafamda yankılanıyor geçen yıllar miydi yoksa unuttuklarımız, duş kırıklıklarımız miydi emin olamadım. Lakin düş kırıklıklarının yorgunluklar üzerindeki etkisi hakkında saatlerce konuşabilirim biliyorum. Aynaları bu yüzden seviyorum ne kadar çok kendimizi inandırmaya çalışsak da bir şekilde kendi gözlerimizden vererek görüntüyü anlamlandırıyor. Hatırlamak yorar diyorlar keşkeler insanı yıpratır diyorlar aslında nasılsın kelimesini sormaktan muzdarip olan insanlarımız cevaptan çok cevabın ağırlığından korkuyorlar. Biliyorlar ki cevaplar karşıdaki insanın samimiyetine göre olacak belki de asla doğru olmayacak. Bu yüzden sıkıntı anlatmakla başlıyorlar basit sıkıntılar. Otobüsün kalabalığı hayatın pahalılığı yada maddesel her şey.... Derinlerdeki hüzünlerini göstermektense kaçınıyorlar. Sanki yaralar gösterildikçe zayıflıklar ortaya çıkacakmış gibi bir his. Oysa insanı yoran bence yaraları değil. Eninde sonunda alışılıyor çünkü. Bence soruların cevapsızlığı yoran. Gerçek olmayan kelimelerin mutlulukla ilgili sözleri gibi. Samimi insanları severim. Çocukluk hayallerini hatırlayan insanları da. Alışkanlık insaniyim çünkü. Odamdaki eski saatin bile değişmesi 10 yılımı alırken hayallerini unutan ben umutlarının baki kalmasını diliyor. Kış mevsimi belki de bu düşüncelere yöneltiliyor. Sahiden de ben yaz insaniyim... Bir mevsim ve bir mevsim sonrası güneşin sıcaklığı alıştığım havayı da getirecek inanıyorum. O zaman öylesine iste kelimelerinin yerini başka kelimeler alacak. Samimi sorulan her soruya saatlerce kelimelerimi harcayacağım. İnanıyorum...

8 yorum:

  1. Çok yoğun bir yazı olmuş. Düşündüm epey iki kere okudum. İnsanlar yoruyor gerçekten. Yoran başka bir şey yok. Ve ben de inan çok yorgunum. Hem de yirmili dediğin yaşların henüz ortalarındayken.
    Acıdım halime. Ve gülümsedim geçmişte kalan güzel günlere.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman yorgunlukların tebessümlerimizi gölgelememesi dileğiyle...

      Sil
  2. slm hoş bir yazı ama daha büyük punto lütfen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu önerinize mutlaka dikkat edeceğim.Tesekkurler 😊

      Sil
  3. Merhaba, blog keşif etkinliğinden geliyorum sizi takibe aldım bende bloguma beklerim.

    Düğün DJ
    www.dugundjhizmetiorganizasyon.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim en kısa zamanda blogunuza ugrayacagim:)

      Sil
  4. yazınızı okuyunca fotograflar hatırlamayı bilmeyenler içindir sözü geldi aklıma. Az hatırlıyoruz teknolojinin etkisimi ne acaba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de... Teknoloji bir etken olabilir ama biz değiştikçe sebepler de artıyor...

      Sil