27 Şubat 2017 Pazartesi

Gulumseme Sebepleri

Bugün nedense fazlasıyla mutluydum hatta arkadaşlarıma herhalde çok güzel bir rüya gördüm ve sanırım sabah uyandığımda unuttum dedim ve demez kargom geldi. Aslında çoktan umudu kesmistim çünkü 19 gün olmuştu. Denebunu sitesini blogger daki bazı arkadaşların yazılarında uzun zaman önce görmüştüm. Aralık ayında bende kayıt oldum. Şubat ayında da hemen başvurun ifadesini görünce bende kutu talep ettim. Şimdi bakıyorum da gerçekten çok tatlı bir kutusu var. Bayıldım desem yeridir. Şubat ayı kutularını o Instagram'da da takip ettiğim kadarıyla kimi arkadaşlara benim kutumdan daha farklı ürünlerin de yer aldığı kutular gelmiş ama benim bu ayki kutumdan lifita ve perwol bunu yanı sırada mac online yüzde yirmi indirim kodu çıktı . Bugün elime ulaştığı için ürünler hakkında şimdilik yorum yapasam da annem perwol kullandığı için o testervari kısmı anneme yönlendirecegim
Lifita ise aslında üniversite de üniversiteye yetişmek için kahvaltı yapamadığım dan (fazla uykucuyum) yulaf ve süt ikilisi vazgecilmezimdi. Doygunluk hissi fazlasiyla verdiğinden en azından sabahki derslerim bitene kadar açlık hissetmiyordum şimdi elime ulaşınca gündüz abur cubur kacamaklarini bu şekilde atlatacagimi düşünüyorum 😊
Bu siteye kayıt olmak tamamen ücretsiz ve ürünler bu şekilde oluyor.Profilinizi %100 dolu tuttuğunuz sürece sizin ilgi alanlariniza göre kutulardan uygun olanlar sizlere gönderilmek üzere ayarlaniyor. Kutunuz elinize ulaştıktan sonra sizlerden yorum bekleniyor. Yorumlariniza değer verilmesi gerçekten güzel bir his...Daha fazla markalar tarafından desteklense keske. Testerlarin önemli olduğunu dusunenlerdenim . Bazen bir ürün hakkında bir bilginiz olamayabiliyor küçük de olsa bir örneği olsa en azından fikir sahibi olmanızı sağlıyor
Şimdilik yazacaklarim bu kadar sizlerde incelemek isterseniz denebunu.com yazdığınızda yorumları siteyi görme imkânınız olur...
Umarim güzel bir gün geçirmektesinizdir. Yorumlarınızı bekliyorum...

20 Şubat 2017 Pazartesi

CAN SIKINTISI

 
               Yazmanın rahatlattığına inananlardanım. Kızdığında küfür edenlere nedense imrenmişimdir. Belki de yazarak rahatladığımdandır. Sözlerle kızgınlığımı belli edemem. Aslında kelimelerin gücüne inanmak benim karakterime öyle bir yer edinmiş ki konuşmaktansa bana kızan birisinin bana yazmasını her daim istemişimdir. Daha samimi gelir. Daima samimi insanlar olmasını isterim çevremde. Gerçi bu yönden fazlasıyla talihsiz olsam da yine de şükrediyorum; güvenebildiğim bir kaç dostum olduğu için.

            İnsan yazmaya başlayınca zihnindeki kötü duygular yerini ya kaybeder yada yerini sağlamlaştırır. Belki de sadece iyi şeyleri yazmalıyım. Lakin hayat her zaman böyle devam etmiyor. Bir arkadaşıma geçenlerde söylemiştim hayatındaki kötü zamanlar yerine iyi zamanları yaz ki unutulmaz olan kötülükler yerine iyi zamanlar olsun... Utanıyorum ki söylediklerimin arkasında duramıyorum kimi zaman. Üzüntülerim bazen daha baskın çıkıyor. Nerden başlayacağımı da bilmiyorum ki... Bir insanın yalanını yakaladığında o insana yalan söylüyorsun demek neden bu kadar zor? Sorusundan mı başlasam yoksa sessiz kalmaktan başka çare göremediğim için mi kendime kızdığım için mi... Emek vermek çaba harcamak doğamızda var buna sonuna kadar inanıyorum. Fakat emek verdiğin halde olmuyorsa bırakmaya bile izin verilmiyorsa ne yapılmalı bilmiyorum. Sadece yol ortasında kalmak fazlasıyla yorucu... Emeklerinin karşılığı alamamak da cabası. Sadece haklı çıkmak için yalan söylenmesine tahammül edemiyorum.

        Keşke kuşlar gibi olabilsek... Rüzgara kendimizi kaptırsak ve güzel insanlarla karşılaşabilsek. Bu şehri üniversite okurken çok özlemiştim şimdi özlemenin güzelliğine inanıyorum. Bazen özlemek daha iyi... Özlerken daha kolay...

8 Şubat 2017 Çarşamba

Kararsız Karalamalar

Zamanı durduralim sonrasi için uygun bir yerde inelim ve geçmekte olan hayatımızı seyredelim. Kaç mevsim sonrasına söz verdiğimizi unutmadan...Şubat ayı çok hızlı geldi ve çok hızlı da gidiyor. Yapacak yığınla işim, düzenlenecek bir dolu kitaplar var. Kitap hediye etmeyi seviyorum. Sanırım bu duygunun da zamanı var ve geldi. Bazı kitaplarım öylesine kıymetli ki kimsenin dokunmasını dahi istemeden bir rüya gibi izlerim onları ve onların içerisindeki dünyayı. Çocukluk alışkanlığı işte. Kitapların dünyasının günümüz dünyasından daha anlamlı olduğunu savunma alışkanlığım sabitler her daim kendini. Benden kaynaklı bir durum mu emin değilim lakin yaşadıkça daha çok anlıyor insan. Pembe bir fanusla çevrili olduğunu ... Ellerini uzattikca, korktuğun hayallerinle yüz yüze geldikçe ve bir oda dolusu huzunlerle karsilastiktan sonra kitaplarım ve ben diyorsun. Bu ara Adana oldukça rüzgarlı. Kışı unutturmaya calisircasina bir güneş sevdalısı. Güneş ısıtmasa da bir sonbahar sanki tüm çevre. Böyle de olunca insanin pek dışarı çıkmaya gönlü olmuyor. Bazen de tam tersi bir yığın kalabalık ortasında durup zamanın senden önce geçmesini izlemek istiyor insan. Bugün de o günlerden biri işte. Sadece durmak istediği günlerden biri. Aslında güne kitaplarımı düzenleme isteğiyle uyanıp bana tamamen uzak sohbetlerin ortasında buldum kendimi. Cok sıkıldım. En kötüsu de aliskanliklarimdan da sıkıldığımı fark ettim. Zamanın tik taklarinin çabucak geçmesi için dua ettim. Eve adım atar atmaz yarım kalan kararima yoneldim. Dağınıklığı düzenlemeye . Fakat sonra nedense vazgeçtim. Bir arkadaşım söylemişti . Beni en iyi masam yansitiyor eğer o gün gerçekten kararsızsam masama dokunmam dağınıklığı görmem bile ne zamanki kafamdaki raflar düzenli bir şekilde dolmayi bekler ozaman masamdaki bütün kitapları düzenler yeni yeniden okumak için ayıracaklarimi ayırım... 
Sanırım her şeyin zamanı var. Dağınıklık yerini benle beraber düzene bırakacak biliyorum.(annem kizana kadar tabiki 😊😊😊😊) şimdilik sadece hediye edeceğim kitaplarimi ayırıp kararlarimin düzenini beklemem gerekecek. Olsun bakalım Şubat ayınin güzelliği adına umarım sizlerden de yeni kararlar alma aşamasında olanlar zamanı geldiğinde en güzel sonuçlarla karşılaşırlar ...