1 Şubat 2018 Perşembe

DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU:YORUM



Geçenlerde kütüphanemi düzenlerken elimde Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitabı; aldığım notlara bakarken buldum kendimi. Lisede okumuştum ilk kez. Peyami Safa'nın okuduğum ilk kitabı idi. Oldukça etkilenmiştim.
Özel kitaplar vardır. Yazar kelimeleri ,duyguların dili olarak öylesine güzel kullanır ki hiç bilmediğimiz duyguları anlamaya başlarız. Aşık olmadan aşkı anlamak,  mutlulukla elindeki balonla koşan küçük bir çocuğun balonu rüzgara kapıldıktan sonraki o üzüntüsüne belki de o çocuktan daha fazla üzülmek gibi... Kitapların dünyasını seviyorum. Televizyon, sinema belki
sayamayacağım bir yığın teknoloji dünyası onların veremeyeceği bir duyguyu veren kitapların yanında sönük kalmakta. Ki o duygu; "samimi gerçeklik "en hayalperest bir kitapta dahi gerçeklik köşede bekler; o dünyaya aşina olan insanlar empati duygusu yüksek olan insanlar olur.
 İşte Dokuzuncu Hariciye Koğuşu da benim için acı duygusunu hissettiğim; karaktere üzüldüğüm kitabın bazı bölümlerinde hak verdiğim bazı bölümlerinde ise kızdığım empati dolu bir kitaptı.
Kısacası benim için de bu kitap gerçek bir acıyı hissettiğim özel bir kitaptır.
"Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile; Damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır..."
         Bu alıntı dahi kızgınlıkla karışık hayal kırıklığını barındırmakta. Acı çekmenin ve ümitsizliğin somut haliyle kelimelerle tasvir edildiği bu kitabı okumayanlar var ise okumanızı tavsiye ederim.
  Nüzhet'e duyulan aşkın samimiyetine karışan içsel bir duygu yıkımı karakterde öylesine güzel yansıtılmış ki yazarı tebrik etmemek mümkün değil. 15 yaşındaki hasta olan bir çocuğu anlamak için çabalansa da şu ayrıntıyı vermeden edemeyeceğim anlamak da bir yere kadardır. Hastalığı yaşayanların üzerine gereksiz yükler koymak yerine onları bir nebze olsun mutlu edilebilinse dahi ruhlardaki acı derine işlemiş olabilir.
     "Kırkını geçmiş insanların tecrübelerine sahip olduğuma inanıyordum, fakat hala Nüzhet'e aşık olduğumu kendime itiraf edemeyecek kadar çocuktum."
           Kahramanımızın ayağındaki rahatsızlıktan kurtulabilmek için sayısız doktora görünmesi ve sonuç olarak stresten uzak bir yerde istirahat dönemi geçirmesi tavsiye edildiğinde akrabaları olan Paşa'nın köşkünde kaldığı dönem; kendi evi ve hastane geliş gidişleri atmosferini bire bir görüyormuşçasına okunulan bu kitap; kütüphanemizde olması gereken kitaplardan...

Yorumlarınızı bekliyorum.
        

8 yorum:

  1. Seems interesting)
    I`m following your blog with a great pleasure in GFC
    Follow back? Sunny Eri: beauty experience

    YanıtlaSil
  2. okumuştum ivit güzeldi iyi yazar zateeen. bi de merhabaa :)

    YanıtlaSil
  3. 😄 teşekkür ederim yorumunuz için selamlar size de

    YanıtlaSil
  4. Biliyomusun bunu lisede edabiyatçimiz sinavda sorucam diyerek okutmustu o donem -ayyy bununla mi ugraşicaz- diye dusunmus sonra pisman olmustum baya iyi bi kitap 😃

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 😄😄😄 lise de ben de Tolstoy kitaplarından sıkılıyordum üniversite dönemine kaldı bu yüzden bazı kitaplar ...

      Sil
  5. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu kaç kez okudum bilmiyorum. Her okuyuşumda anlatıcı çocukla benimde dizim ağrıdı. Peyami Safa'nın en sevdiğim romandır. Yorumunuz kitabın hakkını veriyor. "Kitaplara Kaçanlar" a da beklerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hissettiren içten bir anlatımı var bu kitabın teşekkür ederim 😊 yorumunuz için

      Sil