17 Ocak 2018 Çarşamba

HAFTA ORTASI

 
 
 
 
Uzun zamandır yazmak istediğim yazımı bugün yazma fırsatı buldum. Aslında atmam gerekenleri ayırırken çoktan unuttuğum bir ürünü görünce önce yorumumu yazmalıyım dedim. Maybelline age rewind denemek istediğim indirimde bulunca hemen aldığım bir üründü. Öyle ki ne zaman aldığımı dahi unutmuştum. Yağ bezesi problemi oluşturunca korkup hemen bıraktım çünkü. Siyah göz halkaları olan birisi olmaktan çok cildimde makyaj yapmamış anca kullanılan ürünlerle ciltte doğal duran ürünleri çok seviyorum. İnce yapılı ciltte ağırlık yapmayan bir ürün olduğunu söyleyebilirim. Herkesin bu ürün hakkında iyi kötü izlenimleri vardır. Yağ bezesi probleminden önce de memnun kaldığım bir ürün kategorisinde olan bir ürün olmadı çünkü. Transparan pudra ile kullansam da çizgilere dolmasına engel olamadığım gibi aydınlatıcı bir durumu olmadı. Sünger aplikatörü biraz anlamak zor olsa da ne kadar çevirirsem çevireyim ürün çıkmadı ilk sıralar.
 
 
 
 
 
Ablamın tavsiyesi ile ürünün sünger kısmını çıkarıp kullansam da sonuç olarak pes edip kullanmayı bıraktım ne yazık ki.

 
Yağ bezesi problemi ile karşı karşıya kalınca bayağı korktuğumu söylemeliyim. Ne kadar titiz bir şekilde kullansanız da daha sonraki okuduğum yorumlarda bu tarz problemlerin çıktığını okumuştum. Rahatlasam da kullanmayı bıraktıktan sonra yağ bezesi yok olmazsa diye çok korktum. Neyse ki kullanmayı bıraktıktan sonra yağ bezesi yok oldu. Bu korku ile bir ay güneş kremi hariç hiç bir ürün kullanmadım :) Bilmiyorum sizde de böyle problemler oluştu mu ? Ama benim kullanmayacağım ürünler arasında çoktan yerini aldı.
Yorumlarınızı bekliyorum....

14 Ocak 2018 Pazar

ANLAMAK


                      "Sonrası bir büyük sessizlik ki dışı sükut,içi kıyamet..."
Cam Irmağı'ndan alıntılarla başlamak istedim. Kütüphanem özeldir. Kitaplarım benim hazinemdir. Çeyizi kitaplar olan kızlardanım sanırım. :) Benim mutluluğumun kısa özetleri çünkü. Her bir duygunun karşılığı olan kitaplarım vardır. Kimi kitaplarımın defalarca okumaktan yıprattığım sayfaları için üzüldüğüm kimi kitaplarımı bir kez okuyup bir sonraki okumam için zaman tanıdığım bir dünyam... Nazan Bekiroğlu kitapları düz bir okumadan çok; elinize not defteri ve satır satır çizmek için kalem alın bulunduğunuz dünyanın tadını çıkarın. Şunu belirtmem de fayda var ki "Nar Ağacı" kitabının yer bir başka olacak daima. Cam Irmağı Taş Gemi yazarın okuduğum üçüncü kitabı idi. Nazan Bekiroğlu'nun kendisine has bir tarzı var ki sonu nasıl biterse bitsin kitaplarının; hüzün kaplıyor ruhunuzu. Tamamlanmamış eksik olan sayfalar belirli bir süre zihninizde yaşıyor adeta. Sürükleyici bir tarzdan çok durup dinlemek için beklediğiniz duraklar gibi bir sonraki durak gideceğiniz yerin devamı da olabilir; bambaşka bir yer de... Bunu bilerek okumak bence daha güzel. Cam Irmağı-Taş gemi adlı kitabı da yazarın bölümlerden oluşmakta. (247 sayfa)
                              "Her yan Be'ydi şimdi, her şey Be.
                               Be'ye bağlanınca Elif, Elifliğini bildi.
                               Her şeyi Be ile tefsir etti."
Elif’in Be’ye aşkı ile başlayan ilk bölüm sonrası diğer duraklara yolculuk başlıyor. Benimde altını çizdiğim cümleleri;
 
"O kadar çok sevdi ki Elif, Be'yi. Kıyamete değin hiçbir kadının hiçbir erkeği böyle sevemeyeceğinden emindi."
"Peki, zaman her acının ilacı değil miydi?"
Kül Rengi Küçük Kuş ile Mermer Şehir ikinci durak oluveriyor birden sonrası için Mavi Gül Dalı ve kitaba adını veren Cam Irmağı- Taş Gemi nitekim arka kapak;
 
"Taşın boyanmasıydı adet olan, sıra boyamalara geldi. Yontucunun, kullandığı boyalara güveni sonsuzdu. Asırlarca dayanacaklarını, solmayacaklarını, bambaşka renklere dönüşmeyeceklerini biliyordu. Kimi bir deniz kabuğunun, kimi bir çömlek parçasının içinde karıştırdı renkleri. İstese, sonsuz sayıda renk elde edebilirdi. İstemedi. Kimi iç açıcı, kimi kasvet verici, ama hepsi de canlı ve kalıcı renklerle yetindi. Gözlerini karla hiç ovmamış kadınların ülkesinde buz mavisi, yağmur grisi gibi, kar beyazının da olmazdı elbet ama renklerin en zor olanı, kendisinden başka bütün renkleri yutanı, renksizlik kılanı, göz yakıcı çiğ beyaz bile onun duvar resimlerinde yumuşadı, uysallaştı. Hacmini buldu, boyun eğdi, renklerden bir renk oldu. En çok da bir yıldız ırmağının üzerinde akan lâcivert gökyüzünün altında güzel durdu. Çünkü kraliçe her defasında yıldızlı gök altında beyaz bir elbise giyiyor oluyordu.
Yontucu her şeyi üstün bir gerçekçilik duygusuyla tamamladı. Tasvirleri arasında bu gerçekçilikle bağdaşmayan tek sahne, lacivert ırmağın burgaçlı dalgaları arasına saldığı, batacağı ya da yol alacağı zamanın tek anlık aynasından belli olmayan taş geminin üzerine kaldı. Onun da tek yolcusu vardı."
      Tasvirler ve duyguların çözümlenmesi beni oldukça etkilemişti.  Kitabın son bölümüne bir adım kala olan Zeyl: Nihade'nin Beşinci Defteri" İsmi Mansur'du, bir yeniçeri. Gece Yedikule surları içinde. İsminin üzerinden bir iptal serüveni geçti. Siyahtı yeniçeri katibinin kullandığı mürekkebin rengi" cümleleri kalbi yakalıyor.

Gülibirişim tazarrusu ile kitap sayfalar tamamlanıyor yolculuklar değil...

Yazarın şiirsel dili betimlemeleri bir yana kelimelerin ruhunu hissetmek onları görünür kılmak isterseniz okumanızı tavsiye ederim. Kelimelere çok fazla yükleniyoruz onları anlamaya çalışıyor muyuz?
Güzel bir pazar günü geçirmektesinizdir umarım... Yorumlarınızı bekliyorum...

8 Ocak 2018 Pazartesi

BİTENLER

 
 
 
 
 
 
 
Alışkanlıklarınıza bağlı mısınız? Sanırım ben biraz fazla bağlıyım. Anısı olan eşyalarım; atmaya kıyamadıklarım ve unutkanlıklarım. Atmak için ayırdıklarımı da unutuyorum:) Ancak bugün atmak istediklerimi gerçekten atmak için kararlıydım. Belki de 2018 kararlarıdır ! Bitenler bölümü yapmak istiyordum. Öncelikle Sleek kapatıcı ile başlamak istiyorum. Kirli görünmesi benden kaynaklı bir durum değil jelatini açtıktan sonra siyahlığında anlayamadığım bir renk sabitlenmesi oldu. Ufacık bir kapatıcı parçası elinizde kalmışsa bu şekilde lekelenme yaptı dış kısmında. Bunlar fiziki problemler. İndirimden bir anda karar verip almıştım. Pişman olduğum ancak bana iyi bir tecrübe oldu dediğim ürün oldu. Neyse ki çabuk bitti. Yorumlarımı eksiksiz yapabilmek için sonuna kadar kullanacağım kararı ile kullandım.
 
 
 
 
 
Göz çevreniz kuru ise kesinlikle kullanmamız gereken bir ürün ki kullanmadan önce göz çevremi nemlendiren birisi olan bu ürüne hiç anlam veremedim. Kullanım sırasında neredeyse kendi kabında kuruyan bir ürün desem yeridir. Göz altı kullanım sonrası bir parça sürüp yaymak istediğinizde yapamıyorsunuz. Kendisini yaymama izin vermedi. Bu yüzden kat kat devam etmek zorunda kaldım. Bir daha kullanır mıyım? Almayacaklarım arasında çoktan yerini aldı.

 

 
 
Neutrogena visibly clear sivilce temizleyici  istikrarlı bir şekilde kullandığım ürünler arasında artı ve eksi yönleri ile dengeyi kurmak istesem sanırım kendisini nötrlerdi. Yeniden alabilir miyim? Belki... Etkisini bariz bir şekilde hissedemediğim yorumsuz kalan ürünlerden...

 
Yves Rocher ürünleri paraben olmaması nedeni ile kullanmayı tercih ettiğim ürünler arasında. Kimi ürünleri çok sevsem de kimi ürünleri Neden sorusu cevapsızlığında eziliyor. Yoğun nemlendirici parlak kalem ruj da bu cevapsızlık altında... Dudakta fazlalık hissi bir yana renk tercihi sebebi ile ki bu benim yine anlık verdiğim bir karar sonucu evet pembe olsun. Karıştırma yaparım alalım hızlı kararı ile hata yaptığım kanaatine kısa sürede vardım. Kalıcılığı hemen kaybolması bir yana dudaktaki fazlalık hissi rahatsız edici. Denemeden ayrıntılı bakmadan alınmamalı!!!
 

 
BeeBeauty Micellar makyaj temizleme mendili kasa arkası indiriminde oldukça uygun bir fiyata aldığım üründü. Kokusunun rahatsız etmemesi; makyaj temizleme mendilleri arasında bir tık daha yükseltiyor kendisini. Bu ara çok sık kullandım ki ikincisini de yine indirimden yedeklemiştim. Kullanım sonra yıkama jeli ile hemen yüzümü yıkadığımda çok ağır ürünler kullanmamışsam mutlu eden bir ürün oldu. Öncesinde Komili makyaj temizleme mendilini kullanmıştım. Ona kıyasla hafif olmasına rağmen temizleme oranı daha fazlaydı. Başka ürünlere tabi ki bakacağım ancak indirimden alınacaklar arasında bu ürün kendisine yer edinmeyi bildi.
Bitenler bölümünü devam ettireceğim şimdilik iki olumsuz bir olumlu bir nötr ürünle yazımı sonlandırayım :) Sizlerin de yorumlarınızı bekliyorum. Umarım güzel bir gün geçirmişsinizdir.

 
 

6 Ocak 2018 Cumartesi

ZAMANI GERİYE SAR

Kitaplar zamanın hangi kısmında diye sorsalar verecek tek bir cevabım olurdu; onlar zamansızdırlar. Zaman denilen kavrama kendilerini kaptırmadan var olmaya çalışan bu dünyadan ayrı paralel dünyalar... Küçük Prens gerçekten de çocukken okuduğum hafızamda yer edinmeye bir kitaptı. Benim zamanımda kaybolmuş bir kitap. Kıyas yapmayı sevmem ancak Çocuk Kalbi kitabının karakterleri okurken yaptığım yorumlar hala hatırımda. Demek ki kalbime gerçekten dokunmuş. İnsan kalbine dokunan sözcükleri zamana karşı bir galibiyet yaşamışçasına unutmuyor. Bu yaşlarda daha çok anlıyor insan. Belki de insanlarla iletişimimizde sözcüklerime bu yüzden daha bir özen göstermeliyiz. Önemsiz kırıcı olduğunu anlayamadığımız sözler yaralar açabilir. Gelelim Küçük Prens kitabına... Çok sevdiğim bir arkadaşım 2018 yılının bana uğur getirmesi dileğiyle bana hediye almış. Kitap hediyeleri benim için daima özeldir. Görünce gayriihtiyari gülümsemişim. İkinci şans verilmesini öğretiyor hayat dercesine...
Bu kitap bir çocuk kitabı değil onu anladım. Büyükler içinde yazılmış evet kanaatinde değilim. Bu kitap zamanda kaybolmuş hatırlamak istediğimiz belki de pişmanlıklarımızla yüzleşmek için nazik bir hatırlatma. Büyümek demek artan sayılarla baş etmeyi öğrenmek demek aslında ve bu tür kitaplarda bu öğrendiğimiz alışkanlıklarımıza birer ayna sanki.
"Onun nerden geldiğini anlamam uzun zaman aldı. Bana pek çok soru soran Küçük prens, ona sorduğum soruları hiç duymuyordu sanki. Dedikleri de şans eseri yavaş yavaş çözüp anlayabildiğim sözcüklerdi..."
"Gökyüzüne bakın ve kendinize; "Koyun çiçeği yedi mi, yemedi mi? diye sorun. İşte o an her şeyin nasıl değiştiğini göreceksiniz.... Ve hiçbir büyük, bu meselenin ne kadar önemli olduğunu anlamayacaktır!"
Kitaptaki güzel alıntılardan... Küçük Prens'in yolculuk yaptığı gezegenlerden hangisindeyiz veyahut son durağı olan bu karşılaşmadaki hangi ikilemin insanıyız? Kim bilir küçük Prens bizde olabiliriz. Kendimce bende notlar almıştım; büyümeyi ciddi olmak zannediyoruz. Çocuk kalmamalı dengeyi hayatın ciddi tarafında tutmalıyız gibi... İşimiz olmayabilir; yokluklarımızın farkında da olmayabiliriz ki artık günümüzde duygu yoksunluğu çekiyoruz bence... Gülümsemeyi; çocukları dinlemeyi unutmamalıyız. Hayatın onca ciddi yükümlülüğünü sırtımıza alırken ruhumuzun bir köşesinde varlığını korumaya çalışan o küçük çocuğu yalnız bırakıyoruz. Oysa o çocuk tarafımız meraklı; hayalperest ve inançlı... Daha çok gülebileceğimize mutlu olabileceğimize olan inancı daima korunmakta. Alışkanlık rutininden uzakta güneşin batmasını beklemekte. Akşamın tonlarının hayranlığında saati unutmakta.
Gülümsemeyi unutmayalım. Aynadaki gördüğümüz benliğimize; gün aşırı gördüğümüz ancak tanışmak için çaba harcamaktan kaçındığımız o tanıdık yüzlere! gülümsemekten ve  "Nasılsın?" sorusunu sormaktan kaçınmadan bugünün güzel biteceği umudu ile gülümseyelim...
Olmaz mı?...

30 Aralık 2017 Cumartesi

2017 BİTMEDEN



       2017 bitmeden yılın son blog yazımı da yazmalıyım derken fark ettim bu yıl çok fazla şey biriktirmişim. Anılar, düş kırıklıkları, öfke ve sevgi en çok mutluluk. Mutluluk elle tutulan gözle görülen olmasa da kalbinde yer edinen en güzel duygulardan birisi. Ama şunu da belirtmeden geçmeyeyim tekli sayılardan çok çift sayıları seviyorum. Bu yüzden 2018 beklentilerim büyük. Hayat umut ettikçe güzel ve anlamlı... Özellikle de sizin gerçekten tanıyan sevdikleriniz var ise. Defterlere olan sevgim baki. Hep söylerim birine defter hediye etmek anlamlıdır. Ona yeni bir hayat hediye eder gibi inceden inceye bir mesaj verirsiniz. Sıfır bir defter hayatın neresinde olursan ol yeniden başlayabilir yeniden yazabilirsin bu defter senin... Bana cesaret veriyor sanırım. Güzel bir kitap anlamlı bir kalem ve boş sayfaları ile bu defterler; beni umuda sımsıkı bağlıyor. Yazdıkça anlıyorum;  büyüdüğümü aslında yaşlandığımı. Fikirlerin nasıl değişime uğradığını özde kalan sevginin baki olduğunu ve mutluluğu... Yazmanın güzelliği de bu bence. Yazdıkça öfkenizin azaldığını yazdıkça mutluluğunuzu ölümsüzleştirdiğinizi yazdıkça zamanı durdurduğunuzu anlıyorsunuz. Benim naçizane tavsiyem hafızanız yıllar geçtikçe unutmaya başlasa dahi okumanın güzelliğinde en azından duygularınızı hatırlarsınız. Hatırlamaktan korkmayın; hatırlayacak anılarınızın olmasından dolayı mutlu olun. Bu yılın herkese öğretileri olmuştur. Benim için güzel öğütleri, hüzünleri sevinçleri olan bir yıldı. İnşallah 2018 dualarımızın kabul olduğu kahkahalarımızın kalbimize işlediği bir yıl olur...
Yeni bir yıl yeni bir başlangıç....

27 Aralık 2017 Çarşamba

HAYAT YOLU

 
 
"Yürüdüğünüz yol huzur versin"... Yıl biterken yeni mottom :)
Mutluluk tek kelimeye sığmayan; anlamı ile nice cümleler aşıp gelen hafif bir esinti gibi. Korkuların gerisinde duran varlığı ile kalplerdeki sevgiyi hatırlatan mutluluk herkese ve her şeye göre değişebilir. İşin özü mutluluğu yakalamak zor olsa da çabalamalı insan. 2017 doğum günümde meşhur yapmak istediklerim listesini bende yapmıştım. Ancak birçoğunu gerçekleştiremedim. Hayat şartları izin vermedi cümlesini klişe bulsam da ne yazık ki hayat şartları önemli bir faktör. Ama yine de okumak istediğim kitap listemin hepsini gerçekleştirdim. İzlemek istediğim filmleri izledim küçük notlar dahi aldım. Adana'da turist oldum insanın doğduğu büyüdüğü yaşadığı şehre turist gözüyle bakması farklı bakış açıları da eklemedi değil. Kısacası büyüdüm. Hep söylerim yılların sayıca artması bir yana büyümek anılarla olur diye. Güzel anılarım oldu. Umutlarım ve çabaladığımla yığınla düşlerim oldu. Elimden geleni yaparsam gerçekleşecek sandığım düşlerim de bana öğretti; huzur kelimesinin anlamını. Huzur bir cümle içerisinde geçtiğinde hayat da çok daha güzel oluyor. Gelecek yıldan benimde beklentilerim gerçekleşmesi için umut etmekten vazgeçemediğim dileklerim var. (Yeni yerler görme isteği gibi.) 2018 umarım çok güzel bir yıl olur. İnşallah güzel anılarımızla bir yıl daha bitti cümlesini kurarız yıl biterken... Aralık çok çabuk geçtin bu arada :)

24 Aralık 2017 Pazar

BİRİNCİ BÖLÜM

 
 
 
 
 
Beklenen indirimler başladı... 2018'e doğru gün sayarken beklenilen indirimler sonunda geldi buldu bizi. Aslında alışveriş çılgınlığındansa gerçekten ihtiyacım olan ya da olabilecek şeyleri almayı daha çok seviyorum. Ama tabi bu durum kısmen gerçekleşiyor. Cuma günü başlayan GRATİS indirimini görünce ki kasa sırası çoktan çıkış kapısına kadar uzanmıştı. Girmeye cesaret edemedim. Geçen haftalarda bir kısım almak istediklerimi alsam da belirli alacaklarımı indirime diyerek beklemiştim. 
     Öncelikle sağ baştan başlarsam :) Himalaya peeling etkili yüz yıkama jeli daha öncesinde kullandığım ve çok memnun kaldığım bir üründü. 9.90 TL fiyatını görünce almanın tam zamanı dedim. Çünkü bir önceki yüz yıkama jeli bitmek üzereydi. Ürün; Sabun içermeyen, günlük hassas yüz temizleyici, cildinizi etkin bir şekilde temizler ve ölü cilt derilerini nazik bir şekilde soyularak temizleme vaadinde bulunuyor. Kayısı granülleri, teşbih ağacı ve limon bunun yanı sıra aloe vera içeriğinde bulunan bu ürünü benim de sevmemin sebebi; kullandıktan hemen sonra etkisinin devam ettiğini hissetmeniz ve cildin teniz görünümün  herkesin de dikkatini çekmesi . Bazı ürünleri kullanım sonrası yüzünüzü kuruladığınızda o etkin ferahlık hissi hemen yok olmakta.
 
 
 

                        Micellar Bee Beauty makyaj temizleme mendili kasa arkası indiriminde 3.5 TL ye ilk olarak almıştım. Uygun fiyatlı oluşu ve fiyatının üzerinde bir performansı  dikkatimi çekmişti. Geçen hafta son makyaj temizleme mendili de tükenince alacaklarım listesine eklemiştim. Yine indirimden aldım ancak bu seferki fiyatı 4.45 gibi idi.
                         Himalaya Kakao yağı dudak kremi de çeşit olarak denemek istediğim için aldım uygun fiyatı denemek istememin birinci sebebi olsa da içeriğine baktığımda "petrol türevleri, yapay renklendirici ve koruyucu içermez, kurumuş ve çatlamış dudakları yumuşatan ve koruyan egzotik yağların zengin bir karışımından oluşur. E vitamini yönünden zengin bir kaynak olan Kakao yağı ve bir Sal Ağacı yağı bileşimi ile dudaklarınızın yumuşaklığını ve nem dengesini korumak için uzun süreli bakım sağlar." yazısını görünce denemeliyim dedim.  Güzel bir hafta sonu geçirmektesinizdir umarım. Pazartesi sendromu olmadan umarım bu haftamız çok güzel geçer yorumlarınızı bekliyorum....