14 Haziran 2021 Pazartesi

GUA SHA TAŞI


Zaman kavramı oldukça ilginç öyle değil mi? Bazen bir an bir sene gibi bazen de bir sene bir an gibi gelmekte şu sıra... Ancak cildimiz zamana karşı destek istiyor. Çok fazla destekliyor muyum sanırım son aylarda destekleme ihtiyacı hissetmeye başladım. Detaylı bir destek için de ayrıca bir bütçe gerekiyor. Ekonomik ve en azından kendimi iyi hissettirecek belki biraz da popüler olduğu için Gua Sha taşlarına bakmaya başlamıştım. Cilt için gua sha taşları sanırım şu an her yerde... 


  
  Yeşim (jade) gua sha taşı sertifikalı bir şekilde gelenler olsa da ben gerçek taş olduklarından emin değilim. Fiyatlar oldukça değişken ve çeşitleri çok fazla. Yeşil kaz ayağı şeklinde olanlar yerine beyaz, küçük üç ayrı kıvrımlı olması düz şekilde tutumunun kolay olması nedeniyle beyaz gua sha taşı satın aldım. Beklentim en üst seviyeden olmadığını belirtmeliyim.  Taş eni:5,5 boyu ise :9 cm ağırlık ise 50 gr 
Yeşim taşı özellikleri ve faydaları 
*Genel özelliği olarak ağrı kesici olarak kullanılır. 
*Soğuk uygulandığında kılıca damarları küçülterek göz altı morlukların azalmasını sağlar.
*Kan akışını hızlandırır ve toksinlerin atılmasında yardımcı olur.
*Cilt üzerinde kırışıklık olan bölgelere masaj yapıldığında gerginliği alarak çizgilerin zamanla kaybolmasına yardımcı olur.




E vitamini ise, lavanta yağı satın alırken bir de markanın e vitamini de deneyeyim diyerek satın aldım.  (10ml olduğunu söylemeliyim oldukça küçük)
*E vitamini yüksek miktarda antioksidan içeren doğal bir yağdır. 
*Düzenli olarak gece kullanılması önerilir.
*Yoğun şekilde nemlendirici, besleyici ve yenileyici E vitamini cilt, saç, kaş, kirpik ve tırnaklarınızı güçlendiren etkisiyle doğal bir görünüm kazanmasına yardımcı olur.


Uç kısmı bu şekilde bir damla cildinize yetiyor. Gua sha taşı ile masaj hareketleri ile uyguladıgımda kan dolaşımı artırdığını hissediyorum. Özellikle alın bölgesine uyguluyorum bir rahatlık hissi oluyor cildimde. Çok çok harika diyemem ama cildinize özen göstermek mutlu ediyor. E vitamini sivilce yapmadı yine de yağlı ve karma ciltler biraz dikkatli olmalı, gua sha taşının da çeşitleri bulunmakta, bakabilirsiniz.
Şimdilik yorumlarım bu kadar.  Beklerim yorumlarınızı...




 

7 Haziran 2021 Pazartesi

ÇOCUKLUĞUN SIRRI/MARİA MONTESSORİ

 


Farklı eğitim yaklaşımlarına sahip okullara çevrenizde sıklıkla rastlıyor musunuz? Daha doğrusu Montessori eğitim anlayışına sahip Montessori okulları desem... Aslında birçok farklı yaklaşıma sahip okullar olsa da ülkemizdeki sayıları oldukça az. Anlayışları da kendimizce karıştırıp ne tamamen o anlayışa sahip çıkabiliyoruz ne de başka bir yaklaşıma tutanabiliyoruz. Sanırım biraz karışık bir giriş oldu, farkındayım. Şu sıra eğitim ve öğretim içerikli; ilginç yorumlamalar getiren aslında biraz kulak aşinalığına sahip olsak da tam anlamıyla bilmediğimiz yaklaşımları anlatan kitapları okuyorum. Teknoloji dünyasında bilgi artık her yerdeyken yakalamak için elimizi uzattığımızda yetişebilmenin yorumlarını getiren kitaplar. 

Çocukluğun Sırrı Maria Montessori'nin; Montessori eğitim anlayışının orjinalliğini ve felsefesine ilişkin giriş niteliğinde yansıtan bir kitap. İtalyan eğitimci; Montessori Eğitim Modeli'nin niteliklerini; çocuğun kişiliğine karşı saygıya dayanan prensipleri ortaya koyuyor. Çocuğun bir birey olarak kendini keşfetmesi ve potansiyelini ortaya çıkarmasına yardımcı olmanın eğitimcinin görevi olduğu üzerinde duruyor. Montessori Eğitim Modeli'nde çocuğun gelişimine, keşfetme ve araştırma ihtiyacına; öğrenmenin kendi başına gerçekleşmesine katkıda bulunacak ders materyalleri geliştirme sürecini kitapta adeta bir misafir izleyici gibi gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. Montessori dönemin şartları göz önünde bulundurulduğunda eğitimde devrim niteliğinde yenilikler de gerçekleştiriyor. Öğretmen ve öğrenci rollerini yeni baştan belirleyerek aslında savunduğu prensiplerin bugün bile önemini daha iyi bir şekilde kavramamızın yolunu açıyor. 

Bence her ebeveyn  de bu kitabı okumalı. "Çocuğun kendisini gerçekleştirmesi sevgi sayesinde olur.(sf.101)" Sevgi öğrenmeyi de başlatır; merakı uyandırır ve keşfetme duygusuyla büyük bir yaşam heyecanına ortak eder. Eğitimci olarak düşünüyorum da; fazlasıyla müfredatın sınırlarına bağlıyız. Ders zili çaldığında bir başka sınıfta yeni yeniden aynı yerden başlıyoruz. Hem öğrenciler hem de öğretmenler bir çemberde dönüyor gibi. Zilin çalma zamanını saniyesine kadar hesapladığım o son dersleri hatırlıyorum; o kalabalığın eve dönüş heyecanını. Üst üste süren zihinsel yorgunluğun bir sıkılma seramonisine dönüşmeden eğitimde neşeli, meraklı ve bir sonraki öğrenme telaşını bekleyen o anlayışı bulabilsek hiç fena olmaz.

Kitaptan alıntılar; 

*Gelecek yaşamımızın anahtarı olan çocuğa dönmeliyiz. Toplumun iyiliğine dönük bir amacı yerine getirmeyi arzulayan herkes mutlaka çocuğa dönmelidir ve çocuğu sapmadan kurtarmak için değil, yaşamımızın pratik sırrını öğrenmek için de bu yapılmalıdır.Bu açıdan bakıldığında çocuk figürü kendisini üzerinde tefekkür edilecek güçlü ve gizemli bir mesele şeklinde sunar; çünkü doğamızın sırrını bünyesinde barındıran çocuk efendimiz olur.(sf.223)

 *Çocuğun gözümüze ilişen nitelikleri yaşamın bir parçasıdır, tıpkı kuşların renkleri veya çiçeklerin kokusu gibi;bunlar hiç de herhangi bir eğitim yönteminin sonuçları değildir. Fakat bu doğal olguların onları korumak, işlemek, gelişimlerine eşlik etmek isteyen bir eğitimden etkilenebildikleri aşikar. (Sf.147) 

 *İçindeki herşeyin bir çocuğun ölçüsüyle orantılı olması gerektiği maddi bir çevre tasavvurumuz ise olumlu bir karşılık bulmuştur. Temiz, aydınlık odalar; çiçeklerle süslü, küçük,alçak pencereler; güzel döşenmiş bir evde görülebileceğimiz türden küçük boyutlu mobilyalar,küçük masalar, küçük koltuklar,güzel perdeler,çocukların elinin uzanabildiği ve istedikleri şeyleri alıp koyabilecekleri alçak dolaplar...(sf.120)

 

Şimdilik yorumlarım bu kadar; beklerim yorumlarınızı...

28 Mayıs 2021 Cuma

DR.PLANTE ROLLON


Ay tutulması etkileri... Pek bir bilgim yok ama bu sene tutulmalar, Merkür etkileri derken kullandığım teknolojik ürünlerin ömrünün dolduğunu anladım. Ama bu hayat pahalılığı nedir yahu ? İyi bir telefon bile şu sıra 4 bin TL üzeri... Artık  şehir dışı dahil olmak üzere iş imkanlarına bakma zamanım geldi sanırım. Belki biraz da motivasyon ihtiyacım var.  Büyük indirimler bile artık indirim indirimcik gibi. Geçen ay indirimde gördüğüm içeriği temiz Dr.Plante markasının rollonunu satın aldım.  Hızlı bir şekilde elime ulaştı.


Hediye olarak iki yüz nemlendirici krem tester gönderdiler. Kantaron etkisini hissediyorsunuz kokusu belirgin. Nemlendirici özelliği etkisini ortalama gibi... 


Dr.Plante roll-on deodorant tüy azaltıcı koku önleyici (50ml)

*Doğal içeriğiyle ter kokusunu ortadan kaldırmaya ve tüyleri incelterek görünümünü azaltmaya yardımcı olur. 
*Doğal aktif bileşenleri sayesinde tüylerin incelemesine ve azalmasına yardımcı olur.
*Hafif ve doğal kokusu ile erkek ve kadın kullanımına uygundur. 

Elime ulaşır ulaşmaz sıvının bu kadar belirgin olması biraz tuhaf geldi. Çok fazla katı olmasını beklemiyordum ama sıvının belirginliği fazlaydı. Kokusu gerçekten de çok hafif ama kalıcılığı çok zayıf. Tüylerin azaltılması konusunda ise olumlu veya olumsuz yorum yapamıyorum benim için soru işareti olarak kaldı. Bir daha satın alma durumumum olacağı düşünmüyorum ne yazık ki...

Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı...

 

21 Mayıs 2021 Cuma

EĞİTİM BİR KİTLE İMHA SİLAHI/JOHN TAYLOR GATTO

 

"Çoğumuz kendi korkularımız ya da başkalarının şartlandırmalarıyla kendimizi düşük beklentilerin olduğu bir dünyaya hapsederiz. (sf.217)"

      Kitaptan bir alıntı ile yazıma başlamak istedim. Daha doğrusu kaybolduğum satırlar arasında zihnime en fazla soru sorduran alıntılardan birisi ile başlamak istedim. Şu sıra eğitim içerikli ve dünyadaki eğitimin sorgulanması ile ilgili çok fazla kitap okuyorum. Kovid-19 hayatımızı bu kadar ele geçirmişken bizden sonraki kuşaklar ve aslında kovid sonrası dünyadaki eğitimin geleceği merak konusu. Sizce de öyle değil mi? Klasik eğitim anlayışımız aynı kalabilir mi? Aynı kalmaya zaman izin verebilir mi; sanmıyorum. Zaman; hayatın en büyük sırdaşı ve attığı her adımda hayatın değişim dinamizmini etkileyen en önemli bir bilge unsur. Fakat insanoğlunun neredeyse yüz yıldan fazla aynı soruları sormasına ve bir cevap dehlizinde kulaç atmasına rağmen yine de temel sorulara işaret etmekten kendini kurtaramamış. Eğitim nedir ve iyi bir eğitim nasıl olmalıdır?

Kitabın yazarı; John Taylor Gatto otuz senelik öğretmenlik hayatında çeşitli okullarda; belirtmeliyim ki refah düzeyi birbirinden farklı olan bölgelerde çalışmış hatta Amerika'da yılın öğretmeni ödülü almış. Eğitim camiasındaki bunca yılın ardından eğitime oldukça farklı bir açıdan; muhalif olarak yaklaşmış. Eğitime muhalif olunur mu demeyin; bu kitapta okuyucuya sunulan düşüncelerin nedenleri ve sonuçları çerçevesinde aslında matematiğin istatistik sonuçlarına da yer verilmiş. Kitabı okurken hayretler içerisinde kalacağınız satırlar bir kenara bence bu kadar da sert bir bakış açısı olmamalıydı düşüncesine kapılacaksınız. Aslında Gatto'nun hedefi okuyucuları, kitleleri düşünmeye ve sorgulamaya yöneltmek. Hayatımıza giren zorunlu eğitim ile insanların çocukluk süreçlerinin uzatılarak yetişkinliğin ertelendiğini ve bu durumun özellikle yapıldığını belirtiyor. Gerçek hayattan kahramanların hikayesi ile bu düşüncesini pekiştiriyor. Gatto'ya göre  eğitimli insan iyi bir okuldan (üniversiteden) mezun olmuş insan değil bu yeterliliklere sahip olan insan. John Kanzius örneğini veriyor. "John Kanzius, kanserli tümörlere karşı yeni bir alet icat edebilmiştir çünkü o, kanser araştırmalarında uzman olmadığı hatta bir üniversite bitirmediği için, farklı bakış açılarını bir araya getirmeyi ve konuya o şekilde bakmayı başarabilmiştir.(sf.265)"

Gerçek bir eğitimin aynı tip ve aynı düşüncede insanlar yetiştirmek yerine kendini bilen, özelliklerini tanıyan ve aslında hayatında yetkin kararlar verebilen bireyler yetiştirilmesine imkan sağlaması gerektiğini savunmakta. Derslerin belirli saati ve teneffüslerle bitti komutu verilircesine evlere dağılıp gerçek problemleri tartışmayı engelleyici durumların olmasından bahsederken ertesi güne müfredattaki ilerlemeyi sağlamak adına edinilen bilgilerin unutulmasına vurgu yapıyor. 

Gatto'nun bu düşüncesine katılıyorum. Eğitim hayatımızda edinilen bilgilerin uygulanabilirliği olmadığı sürece daha doğrusu teorik kısmında takılı kaldığımız sürece unutacağız. Hayata geçirilmeyen, dün veya yarın değil bu günde işimize yaramayan eğitim körelmeye mahkum olacaktır. Yazarın dört yaşındaki çocuğu annesinin evi bulabilir misin sorusu üzerine; bırakıp evi bulmasını beklemek gibi gerçek yaşamdan verdiği kesitler bilmiyorum ama benim için çok fazla. Benjamin Franklin'in hayatından kesitlere yer verilmesi henüz 18 yaşında dünyayı dolaştığı teknesini New York limanına demirleyen Tania Aebi gibi gerçek yaşam hikayeleri beni de bazı noktalarda hayrete düşürse de temeldeki anlamın şu şekilde olduğunu düşünüyorum;

 Eğitim bir sonuçtur; birçok alanın paylaşımında şimdiden gelecek uzanan geçmişin köprüsüdür. Eğitim; kendini tek bir konu tek sınırlamaz; sosyoloji, tarih ve medeniyet kuramı iç içedir. Hayatla konunun bağı kurulmalıdır. Hayatın her alanında dört duvara bağlı olmaksızın her anda eğitim gerçekleştirilebilir. Eğitim şimdi de faydasını göstermelidir. Ertelenen umutlar, yetenekler, mucitlikler üniversite ve sonrasına ötelenmemelidir. Sorunlara çözümler üretebilmek için düşünen, kavramlar arası bağlar kurabilen, yaşamdaki yetkinliği kavramış bir çocuk gerçek başarının adımlarını ikişer, üçer hatta beşer beşer atabilecekken neden tek tek atsın hatta adım atmakta tereddüt yaşasın?

"Fabrika usulü eğitim, yirminci yüzyılın başında bizim tarihten gelen özgürlükçü eğitim anlayışımızın yerini aldı. Amaç çok farklı yönlere doğru gitme eğiliminde olan bireyselleşmiş hayat modelinin tek tip hale getirilmesiydi. Çünkü özgürlükçü eğitim gibi bir hammaddeden yönetimle ilgili kullanışlı bir ütopya üretilemezdi, özgürlük hiçbir şekilde yönetimsel etkinliği daha da artıracak bir rol oynayamazdı.(sf.250)"

"Küçük bir yelkenliyi tek başına kullanmayı öğrenmeye çalışan kişi, rüzgara karşı belirlenmiş hedefe doğru dümdüz ilerlerken kaçınılmaz olarak sağa ve sola ciddi yalpa vuracaktır. Fakat pratik yapa yapa başlangıçtaki acemi hataları düzelecektir çünkü geribildirimler denizci adayının reaksiyon ve muhakemesine yön vererek onu eğitecektir.(sf.152)"

Bence okunması gereken ilginç belki biraz sert ancak temelde teorik bilgiye hapsolan çocuklarımızın özgün, hayatının hikayesini yazmaktan korkmayan ve bu konuda adım atan, sorunlara çözüm üretmek için ötesini değil şimdi de çabalayan bireyler olarak yaşamda var olması gerektiğini vurgulayan bir kitap. Okul öğretimi ve eğitimi kesin bir şekilde ayırmış, eğitime daha doğrusu gerçek bir eğitim nasıl olması gerektiğine dair fikirlerini savunmuş okuyucuları da bu konuda düşünmeye sevk etmiş zorunlu okul öğretiminin ise bireyleri tekdüzeleştirdiğini belirtmiş yazar. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar. Sizlerin de yorumlarınızı beklerim...


14 Mayıs 2021 Cuma

VOONKA COLLAGEN HYALURONIC ACID


       İyi bayramlar... Ramazan bir rüzgar gibi geldi ve geçti. Bildiğimiz kalabalık bayramlar, ziyaretlerin olmadığı bir bayram aslında biraz ıssız bir bayram geçse de dileğim; gelecek bayramlar için sağlık ve umutla, mutlulukla geçen günlere kavuşmak...

Ramazan ayı öncesi Voonka Collagen Hyaluronic acid, 32 tablet almıştım.  Ramazan ayı süresince kullanırım düşüncesi olsa da öncesinde de başladım ki etkisini görebilmek için.  Daha öncesinde Solgar collagen kullanmıştım ancak üst üste kullanıldığında etkisi pek görülmediği tavsiye edildiği ve Voonka Collagen ile de olumlu yorumları görünce satın almıştım. Fiyatı 85 TL civarındaydı indirimde...

Voonka Collagen Hyaluronic acid 32 tablet -Tip 1 Balık Kollajeni 

*Hyaluronic acid, C vitamini desteği 
* 32 Tablet 
*İlaç değildir 

İçerisinde biotin,  çinko, bakır, selenyum bulunmaktadır.  
 
Etkisini çok zayıf gördüğüm bir takviye edici gıda oldu ne yazık ki... Saçlarım mevsim geçişi dönemine kendince daha yumuşak geçiş yapmasını istediğim için (çünkü mevsim geçişlerinde ciddi manada dökülüyor) ürünün, dökülmeyi azaltacağını düşünmüştüm.  Ne yazık ki hiç bir etkisi olmadı.  Rengi pembe biraz boyutu büyük ama içmede sıkıntı yaşamadım.  Cilt parlaklığı canlılık gibi bir durum da siz konusu olmadı. Kas ağrıları içinse küçük ağrıları azalttığını hissettim. Ancak benim ilk kutu yorumum söyle bir durum var ki iki ve üçüncü kutuları da kullanıp etkisini görebileceğiniz belirlenerek de var. İki ve üçüncü kuru için memnun kalmalıyım ki satın almalıyım.  Solgar etkisinin değerini anladım belki içerik farkından dolayıdır.  Solgar içeriği tavuk kıkırdak kolajeniydi voonka ise balık kolajeni. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı... 

7 Mayıs 2021 Cuma

DENEBUNU NİSAN AYI KUTUSU


Gelecek hafta bayram, zaman ne çabuk geçiyor öyle değil mi !!! Nisan ayı aslında o kadar uzun süren bir ay gibi geldi ki bana. Mayıs ayı ise yaz mevsimine alıştırıyor sanki. Adana sıcakları denilen o sıcakları gün içerisinde 35 derecelere ulaşsa da gece serinliği huzur veriyor.  
Geçen ay denebunu Nisan kutusu çıkınca çok şaşırmıştım hem de kutu yayına girdikten 2 gün sonra çıktı. Yeni sistemde ne yazık ki çıkan ikinci kutum bu kutu. Ne diyelim...
Kutu içeriğinde paylaştıklarım orijinal boy diğerleri ise tester ürünlerdi. (La Roche-Posay Effaclar Duo+Bakım kremi/2ml , persil yüksek performans hijyen sıvı çamaşır deterjanı(110 ml), vernel max taze gül (48 ml) gibi ..)



U GREEN CLEAN LİKİT SABUN (250ml)

*Fosfat, SLES, SLS, Klor, Paraben içermez.
*Hammadelerin üretiminden itibaren tüm aşamalar ekolojik sertifikalıdır.
*Bitkisel ve doğal hammaddelerle üretilmiştir.
*Petrol ve hayvansal kaynaklı ham maddeler içermez.
İçeriğinde tüm hammmaddeler doğada biyolojik olarak parçalanır.
*Çevre ve cilt dostudur.
 


*Tüm cilt tiplerinde güvenle kullanılır. Hassas ciltlere uygundur.
*İçeriğinde organik portakal yağı sayesinde ellerinizde sakinleştirici ve ferahlatıcı bir temizlik hissi sağlar.
*Kalıntı bırakmaz.


Nescafe 3'ü 1 arada Keyf-i Türk (2 adet)
Aslında kutu içerisinde en çok sevindiğim Keyf-i Türk,  Türk kahvesinin sütle harmanıydı. 
Likit sabun içeriği oldukça temiz ve portakal yağı bulunduğunu görünce çok mutlu oldum. Şu sıra çok fazla elimizi yıkıyoruz öyle ki pazardan, marketten alışveriş sonrası ürünleri dezenfekte ettikten sonra gelen poşetleri bile balkonda beklettikten sonra kullanırken ellerimiz çok fazla sabun kullanmaktan kuruyor ne yazık ki... U GREEN CLEAN LİKİT SABUN içerik ve koku açısından güzel bir ürün fakat ellerimi yıkadıktan sonra ellerimdeki o kuruma hissi hoşuma gitmedi. Ferahlatıcı temizlik hissi verdiği cümlesine ise katılmıyorum ne yazık ki... 
Keyf-i Türk kahvesi ise İftar sonrası denedim. Ambalajını çok beğendim. Türk kahvesi günde bir fincan mutlaka içen bir insanım. Sütlü kahve genelde annem sever. Paketi açtığımda kahve kokusu buram buramdı. Şekeri de orta şekerli gibi. Sütlü Türk kahvesi tadının biraz yapay olacağını düşünmüştüm ancak tadı beklediğimden daha başarılı.
Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı...


 

1 Mayıs 2021 Cumartesi

DÜNYA OKULU/SALMAN KHAN


 Herkese, her yerde ücretsiz eğitim... Sizce mümkün olabilir mi? Toplumun her kesiminden bireylere dünya standartlarında bir eğitim sunmak; Khan Academy'nin amacı bu. Bir öğretmen olarak daha doğrusu atanamayan bir bilişim teknolojileri öğretmeni olarak dünyadaki eğitimi, eğitime sunulan yenilikçi düşünceleri, alternatif seçenekleri elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Artık geleneksel eğitim ile geleceğe bir bakış pek de mümkün görünmüyor. Dünya teknoloji de çok büyük adımlar atarken ülkemizde de eğitim ve teknoloji hala ilerleme konusu ve ne yazık ki hala temel sorularla boğuşuyoruz.  Kitaptan bir alıntı paylaşmak istiyorum. "Teknolojiyi değiştirip öğrenme yöntemini aynı tutarsanız, kötü uygulamaya iyi para harcıyorsunuz demektir…Sınıfı yeniden şekillendirmediğiniz sürece, ipad bir sınıfta öğrenme aracı değildir.(sf.108)" Dünya Okulu kitabı yazarı ve Khan Academy kurucusu olan Salman Khan bu kitapta Khan Academy'nin kuruluş aşamalarını ve son durumda gelinen noktayı anlatmakta. Kitap dört bölüme ayrılmış; birinci bölüm olan Öğretmeyi Öğrenmek, ikinci bölüm Parçalanmış Model, üçüncü bölüm ise Gerçek Dünyada son olarak dördüncü bölüm de kitaba adını veren Dünya Okulu bölümü. 

Bir eğitimciden daha çok meraklı bir okuyucu motivasyonun da kitabı okudum ve bitirdim. Her öğretmenin okuması ya da eğitim camiasındaki herkesin okuması gerektiğini düşünmüyorum. Aksine öğrenme ve büyük adımlar atmak konusunda hevesli aslında farklı soruların cevaplarını arayan, sorgulayan ve önemli noktaları görerek geleceğe yön vermek isteyen herkes okuyabilir. Nitekim eğitim dünyasına farklı bir soluk getiren Khan Academy kurucusu da; aslında eğitimden farklı bir alanda çalışırken kuzeni Nadia'nın matematik dersindeki (şunu da belirtmekte yazar; Nadia son derece başarılı da bir öğrenci) bir sınavdan aldığı düşük not neticesinde matematiğe olan isteği kırılınca ona özel ders vermek ile eğitim dünyasına girmiştir. Nadia ile farklı eyaletlerde yaşadıkları için özel dersleri belirli bir süreye bağlı olmadan iki tarafında uygun olduğu zaman dilimlerinde isteğe göre gerçekleştirmişlerdir. Derslerin ünü yayıldıkça özel ders almak isteyenlerin sayısı artmış yazar; farklı zaman ve farklı mekanlardaki öğrencileri için dersler kaydetmeye başlamış ve bunları Youtube'a eklemiştir. Bir site kurmuş bu site temelde oldukça basit olmasına rağmen öğrencilerin başarı motivasyonlarını artırarak herhangi bir bekleme zorunluluğu olmadan konuları da çalışma imkanı vermiştir. Tabi sonraları bu site geliştirilmiş; ücretsiz olmasının sebebiyle bağış ile ilerleyen bu Academy'e Bill Gates gibi önemli bilim insanları da yatırım yapmıştır. Yazar, dünyanın her yerinden mektup, e-mail aldıklarını teşekkür edildiğini de bildirmeyi ihmal etmiyor.

Kitapta geleneksel eğitimin; Hayatı boyunca öğrenci pasif olmayı-düzgün oturmayı, bilgiyi alıp papağan gibi tekrarlamayı-öğrenmiş. Şimdi tümüyle etkin olması, zorlandığı yerleri kendi teşhis etmesi ve aktif biçimde bunların çözümlenmesini sağlanması isteniyor.(sf.53) şeklinde belirtiliyor. Bu cümlelere katılmamak elde değil; X,Y,Z kuşağı derken bu kuşakları aynı yöntemlerle eğitime dahil edip onlardan başarmalarını istemek adil gelmiyor. Hatırlıyorum da 40 dakikalık derslerin bitiş zamanı için saate bakmaktan kendimi alamazdım. Dersin son dakikaları geçmek bilmezdi. Peki ne yapılmalı? Yazar bu soruya adeta cevap verircesine; Öğrenciler aktif olarak ele almaya cesaretlendirilmeli. Bilgiyi yalnızca almakla kalmamalıdır; bir şeyin nasıl olduğunu kendi kendine keşfedilmelidir. Bu elde edinilecek çok değerli bir alışkanlık çünkü modern iş dünyasında kimse size hangi formülü kullanacağınızı söylemiyor; başarı, problemleri yeni ve yaratıcı biçimlerde çözmekte yatıyor(sf53) iş dünyası denilen olgu benim için düzenli olmasa da okul sonrası bir anda kendinizi büyük bir kalabalıkta, koşturan insanlar arasında ne yapmanız gerektiği sorularıyla baş başa buluyorsunuz. Öğretilen teorik bilgilerin uygulanma aşamasına geçmek bu kadar uzun sürünce o bilgilerin unutulma durumu da oluyor. Pandemi de gördük ki geleneksel eğitim anlayışı ile eğitim sistemimiz sürdürülemez. Ya da bu anlayışa yenilikçi yamalar yapılarak temel problemler göz ardı edilemez. Yine yazarın belirttiği gibi; "Bugünün dünyasının yaratıcı, meraklı, kendi kendine yönlendirebilen, ömrü boyunca yeni şeyler öğrenebilecek, yeni fikirler bulup bunları uygulanabilecek bir iş gücüne ihtiyaç var.(sf.74)" 

Yazar eğitimin asıl önemli görevinin; çocuklara nasıl öğreneceklerini öğretirken onları öğrenme isteğine yöneltmek, merakı beslemek ve onları cesaretlendirmek olduğunu belirtiyor. Hayal ettiği dünya okulunun ise teknolojiyi kendi başına bir değer olarak değil, kavramsal bilgiyi artıran, kaliteli ve güncel eğitimi taşınabilir yapmak olduğunu söylüyor.

Evet, ülkemizde hala internet altyapısı

 problemleri, akıllı tahta ya da bilişim

 laboratuvarları sıkıntıları var. Ancak

 gördük ki teknoloji tek başına bir ders

 veya bir nitelik değil. Bilgi çağında,

 zorunluluk ve her ders için ayrı ayrı

 öneme sahip. 


Şimdilik yorumlarım bu kadar. Sizlerin de

 yorumlarınızı beklerim...

23 Nisan 2021 Cuma

GARNİER MICELLAR GÜL SUYU

                         
             Mevsim baharı geride bırakarak adeta yaza göz kırpıyor. Yaz çok sıcak ama sene seneden daha sıcak sanki... Sıcak da değil müthiş, boğucu bir nem. Böyle havalarda işte canım hiç bir şey yapmak istemiyor bu yüzden kendimi motive ediyorum, ayağa kalk yapman gerekenleri erteleme!!! Ne öncesi ne sonrası şimdi!!! Erteleme... Son zamanlarda makyaj yapmasam da Garnier makyaj temizleyici masamda durur daima. Çeşitlerini kullansam da micellar gül suyu memnun kaldığım hem cildimdeki makyaj kalıntılarını daha iyi temizlemesi ile hem de kokusunun güzelliğiyle,  bana bittiğinde bir daha almalısın dedirtti.
                        
GARNİER MICELLAR GUL SUYU MAKYAJ TEMIZLEYICI 

          Solgun ve Hassas Ciltler için 

*Makyajı temizler

*Işıltı verir 

*Cildi arındırır 

Farkı nedir?

*İçeriğindeki micel tanecikleri içeren formülü ile, cildi makyaj, kalıntı ve kirlerden arındırır, micelin mıknatıs etkisi ile cildi o ovalamaya gerek olmadan arındırır. 

*Gül suyu içeren hoş kokulu formülü ile cildinize ışıltılı bir görünüm sağlar. 

Optimum toleransı ile hassas ciltler dahil tüm ciltler için uygundur . 

Bir öncesinde Garnier argan yağlı makyaj temizleyici kullanmıştım.  Kıyaslama yapacak olursam gül suyu micellar daha çok memnun kaldığım bir ürün oldu, o yağlı hissi bırakmadı.  Belki mevsimsel etkilerin de katkısı vardır bu duruma. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı...


16 Nisan 2021 Cuma

ONE FINE DAY FILM


 Çocukluğumda film izlemek daha mı akılda kalıcıdıydı, neden bilmiyorum her pazar sineması ya da dizileri daha net hatırlıyorum. İlk kez Aşk Engel Tanımaz filmini TRT 1 de izleyip,  Hugh Grant mevsimlerin değiştiği o unutulmaz yürüyüşü sonrası bende İngiltere'ye gitmek istiyorum demiştim ama hayal olarak kaldı orası ayrı... TGRT vardı bir zamanlar ve, acil servis dizisi ilk kez George Clooney çocuk doktoru olarak orada hatırlıyorum tabi kan görünce bayılan bir diğer doktor aklımda kalmış ki sanırım ikili Friends dizisine de konuk oyuncu olarak katılmışlardı. One Fine Day, Güzel bir gün filmi de geçenlerde aklıma geldi yine TV ' de izlemiş aklımda yer edinmiş bir filmdi. Neden yeniden izlemeyelim ki dedim ve zamanın eskisi sözü değil belki ama özlemişim klasikleri :) 

1996 yapımı film, klasik Amerikan  romantik komedi filmi.  1 saat 49 dakika ki bu süre zarfında sıkılıp kapatmak kesinlikle istemeyeceksiniz.  George Clooney bir kız çocuğuna sahip boşanmış bir gazeteci olan Jack Taylor rolünde,  Michelle Pfeiffer ise bir oğlu olan o da boşanmış,  başarılı bir mimar Melanie Parker rolünde. Jack güne eski eşi tarafından evine kızının getirilmesi balayına dönünceye kadar kızına bakılması istenilerek başlar, Melanie ise oğlunu işe gitmeden okul gezisine yetiştirmek için koştururken , aynı apartmanda oturdukları  Jack'in kızını da okula götürmek için kızın annesi ile yaşadığı evin kapısını çalar. Sonuç olarak okul gezisine iki tarafta geç kalır. Sonrası ise büyük bir kargaşa ve aşk... Gün biterken o koşuşturmacanın yorgunluğunun huzuru izleyiciye de yansıyor.  Bu arada Jack'in kızı ve Melanie'nin oğlu çok tatlılar ancak birinin kedilerin peşinden kaybolma diğerinin ise burnuna küçük nesneleri koyma alışkanlığı var ne yazık ki ve ikili gün düzenindeki kargaşa da birbirlerinin çocuklarına bakmak zorunda kaldıklarında komik durumlarda olmakta. İkisi de işlerine oldukça bağlı. Film bir gün  ve o gündeki olayları aktardığı ve biraz da 90'ların klasik ruhunu yansıttığı için ki ben çok seviyorum o ruhu, yüzünüzde tebessüm ile izlemek isteyeceğiniz bir film olduğunu  düşünüyorum.... (Cep telefonlarının sadece telefon görüşmesi yapıldığı ve meşhur o taksi çağırma sahneleri ve arka fonda güzel bir müzik) 
 
İzlemediyseniz eğer kesinlikle tavsiye ederim. Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı....

        

10 Nisan 2021 Cumartesi

OKALİPTÜS YAĞI


      Detaylara takılır mısınız? Benim için bu soruya cevap vermek biraz zor aslında duruma göre değişen bir ikilem... Bazı zamanlarda ufacık bir detay yüzünden ana konuya odaklanamazken bazı zamanlarda ise detayları düşünmeden ana konuda kulaç atar dururum. Sonra da ah ki ah nasıl dikkatsizlik diye kendime kızarım. Ama hayatın detaylarını o detaylardaki öncelikler hayatı güzelleştiriyor.  
Doğal yağları da bu yüzde seviyorum. Daha öncesinde lavanta yağını paylaşmıştım hala kullanıyorum ancak okaliptüs yağı benim için biraz yeni. Sevdiğim bir arkadaşım gece ufak bir kabın içerisine birkaç damla okaliptüs yağı damla öyle uyu, odanın havasını değiştiriyor demişti. Bende mentollü okaliptüs aromalı Olipsler başka keskin nane tatları seven birisi olarak faydalarınıda araştırınca alayım dedim. 

Okaliptüs yağı faydaları;

*Okaliptüs vücuttaki parazitlerin ölmesine yardım eder.

*İdrar yollarını temizleyerek rahatlatır. 

*Kronik öksürüklere karşı çok etkilidir. 

*Boğaz ve burun hastalıklarının tedavisinde de kullanılmaktadır. 

*Cineol ve Euealyptol aktif maddelerdir. 

*Okaliptüs yağı kas ağrılarını giderir. 

Bunlar bilinen özellikler ancak konu bitkisel yağlar olunca biraz dikkat etmek gerekiyor. Fazlası zarar olabileceği gibi az miktarda kullanım daha uygundur. Ben daha kış mevsimi olduğu için havalandırma mutlaka yapsam daha rahat nefes alabilmek için  gece odamda suya birkaç damla damlatarak sabaha kadar odamda bulundurarak kullandım.  Bir ara cildimde maske kullanımından kaynaklı mı bilmiyorum ancak çene ve yanaklara doğru  ergenlik zamanlarımda çıkmayan sivilce çıktı. Pamuğa çok küçük bir damla damlatıp sivilce üzerine sürdüğümde ertesi gün sivilce de küçülme olduğunu gördüm.  Bilgisayar karşısında çok fazla vakit istemesem de vakit geçirdiğimde baş ağrısı, ufak kas ağrıları(bileklere özellikle) içinde kullandım ve memnun kaldım.

Şimdilik yorumlarım bu kadar.  Beklerim yorumlarınızı... 


4 Nisan 2021 Pazar

AVON ORYANTAL MESMERIZE KADIN PARFÜM


               Avon Oryantal Mesmerize Kadın Parfüm Edt 50 Ml

"Oryantal çiçek kokuları zarif çiçeklerin ve duygulara hitap eden odunsu notaların karışımından oluşan oryantal ve çiçeksi bir parfüm."

     Bahar portakal çiçeklerinin kokusunda bir rüzgar eşliğinde kendini hissettiriyor, biraz da yağmuru misafir ederek. Aynı gün içerisinde dört mevsim yaşıyoruz şu sıra, vücudun dengesi de kendini toparlamaya çalışıyor. Nisan ayı, Adana için baharı doya doya hissedebilecegimiz bir ay olarak en özeli sonrası ise kavurucu sıcaklar.  Böyle havalar gelmeden kullanabileceğiniz bir parfüm Avon mesmerize. Hatta kış mevsimi için ideal olduğunu düşünüyorum çünkü kalıcılığı ortalamanın ne yazık ki biraz üzerinde. İndirimde iken oldukça uygun bir fiyata almıştım ancak şu sıra 65 TL üzeri olması gerek. Tasarımının ilgi çekici olduğunu söylemeliyim,  detaylar hoşuma gitse de sanırım ikincisini almayacağım parfümler arasında yerini aldı. Çiçek ve baharat kokuları kullanmayı çok seven birisi olarak tatlı bir kokusu olduğunu belirtmeliyim. Beklentimiz düşük tutarak satın almıştım kış ve bahara giriş ayları için kullanılabilir. Tam olarak şu an bitmese de bittiginde şişesini saklayacağım.

Hayatın ritminde aradığımız, yanımızda bir dost gibi destekleyen parfüm arayışımız devam etse de sabit daima elimizin gittiği kokular vardır. Bizlere güzel anları, anıları anımsatan ve mutlu eden...

Şöyle bir alıntı ile yazımı bitirmek istiyorum.Beklerim yorumlarınızı; vazgeçemediğimiz koku ve parfümleri....

Kişinin hayatının parfümünü arayışı, hayatının aşkını keşfetmeye benzer.(John Oakes)

27 Mart 2021 Cumartesi

SARIMSAKLI EKMEK/GARLIC BREAD



Son zamanlarda mutfakta zaman geçirmeyi daha çok sevmeye başladım. Özellikle zihnimi boşaltmak istediğim zamanlarda, tarifler ve o bekleyiş farklı bir şekilde motivasyon ediyor. Bir kısır döngü insanı hapseder gibi gelir ya öyle zamanlarda meşguliyetler zorunluluktan çıktığı hissi farkli tarifler denememi teşvik ediyor. Başarılı olduğum evde herkes tarafından beğenilen hatta az bulunan sarımsaklı ekmek tarifini sizlerle de paylaşmak istedim. 


Sarımsaklı Ekmek tarifi 
*200 gr un
*1 çay kaşığı (dolu dolu değil kesinlikle)tuz 
*160 gr oda sıcaklığında su 
*7gr maya 
*4-5 adet sarımsak 
*140 gr tereyağı 
*maydanoz
Yapılışı 
 Geniş bir kase içerisine sert olmayan, yumuşak tereyağı alalım,  içerisine rendelenmiş veya çok küçük doğranmış sarımsak ve ince kıyılmış maydanoz artırabilir veya azaltabilirsiniz size bağlı, ekledikten sonra karıştıralım.  Ekmeğimizi hazırlayıncaya kadar bir köşede dursun . Unu ekleyeceğimiz kabı tereyağlayalım; un, tuz ve mayayı ekleyelim ve son olarak da yavaş yavaş suyumuzu ekleyelim. Biraz yumuşak bir hamur ancak karaştırma kabından alarak unladığımız alanda yaklaşık 5 dakika hamuru yoğurma işlemi gerçekleştireceğiz, bu kısımda ben biraz daha un ekliyorum . Hamurumuzu bir beze haline getirip yarım saat üzerine bir bez kapatıp bekleyelim. Bu beze iki eş parçaya bölünecek ve iki adet ekmek tariften çıkıyor.  Kelepçeli kek kalıbınızın alt tabanı veya pizza tepsiniz varsa tabanı yaglıyoruz. İki bezeden birisini alıp yine unladığımız alanda çok ince olmamak(yarım cm) üzere hamuru açıyoruz.  Yağlanmış tabana açtığımız hamuru koyduktan sonra hazırladığımız, tereyağı-maydanoz-sarımsak karışımını sürüyoruz. Önceden ısıtılmış 220 derecede 10-12 dakika pişirdikten sonra alıyoruz. 
Bu tarife ben biraz kaşar da ekledim ancak normal tarifte de yumuşak çok lezzetli bir ekmek. Tereyağını eğer tuzlu kullanacaksanız mutlaka tuz oranlarında dengeleme yapmalısınız.

Şimdiden afiyet olsun.  Beklerim yorumlarınızı....

 




 

19 Mart 2021 Cuma

MART GÜNLÜĞÜ

 


                   Zaman karmaşık bir olgu... Kimi zaman kum saatindeki kum taneleri gibi tek tek zamanın aktığını hissederken kimi zaman da ters yüz olmuşluk içerisinde avuçlarını yere doğru uzatıp yığınlara bakmak gibi... Bu karmaşaya sebep olan unsurlar peki nedir? Soruları ararken cevapları fark edememek yoksa cevaplanması gereken soruları kaybetmek mi ... Her bir olgu insana özgü aslında,  insanların olaylara verdikleri tepkilerle ilgili. Zamana suç bulmuyorum hatta son zamanlarda en yakın arkadaşım bence "zaman". Bana beş senede hatta tüm çocukluğum boyunca öğrendiğim arkadaşlığa belki insana dair olan almam gereken dersleri bir buçuk senede verdi. Kemalettin Tugcu romanlarından kalan bir cümle; "hayat kafana vura vura öğretti..." evet zaman almam gereken dersleri bir bir  değil topluca önüme koymakta şu sıra . Bir telefon uzağındaki insanların kalplerinin nasıl donmuş ve bencil olduklarını kafama vura vura öğretti hayat. Neden sorusunu düşününce şu alıntı hatrıma düşüyor;

"Anlatamadın; belki o insanın yüzüne bakar bakmaz anlatmanın yararsızlığını gördün." (Oğuz Atay) Tutunamayanlar romanını bu yüzden seviyorum, yakın olduklarını düşündüğümüz kimselerin ruhlarını aslında topluma gösterdikleri kişiliklerini değil de asıl benliklerini düşünmemi sağlamıştı. Gördükçe aslında anladıkça diyorum ki meğer;

"Hala, ne çocukça sevinçlerim, ne hoş hayallerim, gönlümün ne safça akışları var. (Yaban)"

Mart ayı, soğuk nefesini yalnızca havaya değil hayatlara da sirayet ettiriyor  sanki, fotoğraf çok yakın bir zaman diliminde hüzünlü bir günden hatıra... Umarım daha güzel havalarda mutluluğun renklerini barındıran bir fotoğraf da çekebilirim.  Diliyorum ki nisan en güzel ve en özel aylardan biri ve hepimize güzellikleri beraberinde getirsin.,.

12 Mart 2021 Cuma

YEŞİLİN KIZI ANNE


Kitap tanıtım rehberinden;

"Bana Anne diyecekseniz,  lütfen sonunda E harfiyle söyleyin."

Anne, hayallerinin verdiği güçle yaşamı iyilikle ve mutlulukla kucaklayan kimsesiz bir çocuktur. Kendilerine çiftlikte yardim etmesi için bir erkek çocuk evlat edinmeyi planlayan Marilla ve Matthew kardeşler beklenmedik bir şekilde karşılarında Anne'i bulurlar. Ancak çok geçmeden bütün yaramazlıkları, safça hataları ve dünya başına yikan üzüntüleriyle tuhaf ama sevimli olan bu kız çocuğunun gerçek dünyanın kuralları olduğu gibi kabul etmeyi reddeden yüreğine hayran olurlar."

Bu ara kitaplarin dünyasındayım.  Bol bol kitap yorumlamalarım olacak, belki bahar yorgunluğunu üzerimden böyle atarim. Son zamanlarda pandemi dolayısıyla ertelediğimiz sağlık problemlerinizi çözümü için uğraşıyoruz.  Annemin boyun fıtığı,  düzleşme sıkıntıları artınca 15 gündür fizik tedavi surecine girdik. Onu, hastaneye getirme eve dönüş derken aksam o kadar hızlı oluyor ki ancak normalleşme kapsamına geçtiğimiz şu günlerde inanılmaz bir kalabalık her yerde. Trafik, kafeler ve koridorlar... En kısa zamanda aşının ikinci dozunu almalarını umuyorum ailemin.

Yeşilin Kızı Anne, küçüklük anısı olarak televizyonda Green Gables ayrıntısı ile yayınlandığını hatırlıyorum. Bu çizgi filmi izlemeyi çok severdim. Anne'nin o cok fazla detay barındıran hayal dünyası, abartılı reaksiyonları ve Marilla neden bilmiyorum.  Bu çizgi filme çocuklar bir yana Marilla'nın sevgisini tam olarak ifade edemeyişi ama o derinden gelen sevgisi ilgimi çekerdi. Aradan çok uzun zaman geçti.  Netflix'de yayınlanan  Anne with an E serisi izlemem çok tavsiye edilse de bir türlü izleyemedim öyleyse kitap serisini okumalıyım dedim. 

Yazarın dili oldukça koştur koştur bir dil... Öyle ki okurken yorulduğumu hissettim. Bu açıdan pek hoşuma gitmedi.  Anne'nin o uçuk hayal dünyası, arkadas edinmekteki başarısı ve Matthew ile olan kalpten gelen sevgisi bağını  bir okuyucu olarak hissetmek güzeldi. Marilla ve Matthew iki kardeş çiftlikteki kendilerine has dünyalarına bir erkek çocuk evlat edinmek isterken Anne'nin gelmesi ve o dünyanın renklenmesi, Anne'nin kendini herkese sevdirmesi, başarmak için olan hırsı ile bu hikayenin sonucunu merak ettiren bir kitap. Çizgi filmde Marilla'ya kitaptan ise Matthew kalpten bir yakınlık duydum. Anne ise hayat yolunda büyüklerin dünyasına adım atmaya başladıkça ne kadar olgunlaştığını onun söylemlerinden anlıyoruz.  Anne evet oldukça ilgi çekici bir karakter ama hikayesi oldukça sabit sıralamaları barındırmaktadır ve ben dürüstçe söylemeliyim ki Gilbert ' ın bakış açısından da  bu hikayeyi görmek isterdim. Kitaptan bir alıntı;

 "Seni bir düzine erkek çocuğuna bile değişmem.  Yani canım Avery Bursunu alan bir oğlan değildi, değil mi? O bir kızdı, benim kızım, benim gurur duyduğum kızım. "

Şimdilik yorumlarım bu kadar... Beklerim yorumlarınızı...

3 Mart 2021 Çarşamba

KİTAP HIRSIZI /THE BOOK THİEF


Mart ayının ilk yazısını bir kitap değerlendirmesi ile yapmak istedim. Uzun zamandır Kitap Hırsızı kitabını okumak istiyordum ancak şubat ayının ilk haftası sipariş verip elime ulaşır ulaşmaz okuyabildim. Son zamanlarda fark ettiğim kadarıyla kitap fiyatlarında ciddi bir artış var ne yazık ki...  Eğitim kitapları da geçen hafta sipariş verdiğimde kargo dahil kampanyaları takip etmeye başladım gerçekten yoksa bütçem oldukça sarsılacak. Neyse... Blogumda daha önce  Kitap Hırsızı film yorumlarım yapmıştım okumak isteyenler o yazıma da bakabilirler. Kitap tanıtım yazısından;

"2.Dünya Savaşı Almanya'sında yaşayan küçük kız çocuğu Liseli Meminger'in uzun sure hafızalardan silinmeyecek ilginç hikayesini çarpıcı bir dille anlatan Kitap Hırsızı şimdiye kadar otuz dile çevrildi. Avustralya'da ve çeşitli ülkelerde pek çok ödül almasının yanı sıra The New York çok satanlar listesinde bir numaraya yükseldi. "
Benim için daima kitaptan filme uyarlanan filmler ki buna Alacakaranlık ve Harry Potter dahil olmak üzere filmlerden daha çok kitaplar özeldir:) Yönetmenin gözündense görmek istediğim dünyayı yazar tarafından bana tanınan serbestlik eğitim hayal gücümle görmek isterim. Ancak ilk kez önce film sonra kitabını okuduğum ilk hikaye Liesel'in hikayesi... Kitabı iyi ki okumuşum diyorum. 574 sayfanın nasıl bu kadar çabuk bittiğini anlamadım bile... Hikayeyi başlatan ve aslında dinleyicisi olarak ilginç bulacağınız anlatıcı Ölüm, biraz olsun hissettiklerini bizlere sunarken karakterleri ayrıntılı olarak tanımaya başlıyorsunuz. Filmde bazı karakterlerin hikayesi neredeyse yoktu. Liesel'in kelimelere sığınırken yaşam denilen ömür biçilen yolculuğunda kitaplara olan sevgisi, merakı ile yine başka bir dünyaya kendisini aktarabilmeyi başarabiliyor. 2.Dünya Savaşı ve Hitler etkilerini apaçık değil belki ama hissediyorsunuz. Liesel'in yerleştirildiği ailenin fakirliği, Heaven isminin ironisi gibi yaşamaya başladığı mahalleyi, akordeon çalan manevi baba karakterini ve çok fazla söylense de annenin mücadelesini ve Max... Boks yapan Max, Nazi dönemi Almanya'sında yahudi olduğu için geride bıraktıklarına bakamadan yaşayabilmek için Liesel ve manevi ailesinin yanına gelir.  Evin bodrumu bir kaçağı saklarken Liesel'in arkadaşı olan Max savaşın şiddetlendiği süreçte sığındığı ailenin de yanından ayrılmak zorunda kalır.  Baba ise savaşa gönderilir.  Savaştan döndüğünde ise sevincin bir süre sonra hüzne dönüşeceğıni hissediyorsunuz, istemsizce. Anlatıcı olarak Ölüm burada devreye giriyor, etkileyici bir biçimde her zaman düz bir yolda ilerlemedigini bazen de şaşırttığını okuyoruz. Dokuz yaşında küçük bir kız çocuğunun ekmek yerine kitap hırsızlığını yapması, hırsızlık yaptığı evin hanımının pencereyi açarak izin verdiğini anlamak ve anlaşılmak dahilinde olan süreç ile  Liesel'in yazmaya başlaması... Filmden bir alıntı; kelimeler hayattır Liesel cümlesini o kadar iyi vurguluyor ki kitap, hayran olmamak elde değil... Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim:) Kitaptan alıntılar;

"Caddenin her yerinde insanlar vardı ama boş olsa, yabancı bundan daha yalnız olamazdı."

"Kitapları tek tek parmaklarının altında hissetti. Sihir gibiydi. Bir avizeden yayılan parlak ışık huzmeleri gibi. Birkaç kez kitaplardan birini neredeyse yerinden çekecekti ama onları rahatsız etmeye cesareti yoktu. Çok mükemmellerdi."

 Şimdilik yorumlarım bu kadar, beklerim yorumlarınızı...





23 Şubat 2021 Salı

MR.QUEEN DİZİ YORUMLAMALAR


Mr.Queen

     Tarihi dizileri sever misiniz? Zaman geçtikçe Kore dizileri arasında seçici olsam da Kore tarihi dizilerinin benim için yeri ayrı... Konu çerçevesi çok geniş, sarayın savaşçıları, terzileri, ressamları, kral ve kraliçeleri daha çok dizi yapılır :) 20 bölümlük Mr.Queen dizisi, diğer tarihi dizileri göre bölüm sayısı az olan bir dizi sonraki özel bölüm şeklinde çekilen Bambu ormanı şeklinde 2 bölüm olsa da hani keşke birkaç bölüm daha olsaydı dedirtti bana. Başroldeki erkek oyuncuyu School 2015 dizisinden hatırlıyorum.  King Cheoljon rolünde Kim Jung-Hyun bu oyuncuyu cok başarılı buluyorum.  School 2015 dizisinde ne güzel gülüyor yahu demekten kendimi alamamıştım.  Kraliçemiz Kim So-yong rolünde Shin Hye-Sun yer aldığı dizileri izlememiştim.  Ancak çok tatlı bir oyuncu olduğunu görülüyor.  Bundan sonraki dizilerini takip edeceğim... Dizimiz ise Jang Bong Hwan ile günümüzde başlıyor.  Kendisi Mavi Saray'daki şef aşçı olarak çalışmakta, evliliğe inanmayan kadınların kalbini çalmakta usta bir karakterimiz. Yaşanılan olay sonucunda ki Kore dizilerinin klasiği geçmişe gidebilmek için suya düşmesi bu dizide de var. Peki sonrası,  yakışıklı  sefimiz  kendisini Joseon döneminde Kraliçenin bedeninde ve büyük olayların ortasında bulur. Ara ara günümüze dönülse de Joseon da şefimiz bence kraliçenin bedeninde dönemin özelliklerinde kendini de buluyor.  Kral tarafından yapılan kraliçenin sözlüğü detayı,  kraliçeyi sonrasında anlamaya çalışması çok güzeldi. Saray çalışanları, mutfak personeli tam bir komedi.  Bu süreçte True Beauty dizisini de izledim. O da güzel bir diziydi ama Mr.Queen dizisini izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.  Çılgın Kraliçenin durumu kabullenip olaylara getirdiği kendi çözümü ve yemek konusundaki yeteneği belirli kalıpları kırmaya çalışması derken dizi akıp gidiyor .

 
Bu sahneyi paylaşmasam olmazdı.  Goblin dizisinin çekim açıları adeta sinema filmi gibiydi ki bu dizide ekran görüntüsünü aldığım sahne hayranlıkla izlettirip müthiş dedirtti.  
Bu arada günümüzdeki şefimiz Choi Jin-Hyuk özlemiştim izlemeyi ...
Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı:) 




13 Şubat 2021 Cumartesi

DARE TO BE DIFFERENT


Fotoğraf çekilmeyeli uzun zaman oldu hele ki maskesiz... Maskeyi fotoğraf çekilmek için bile çıkarmak istemiyorum alıştım da. Belki de hala korkuyorum. Aşı olmadan ya da korona etkisini azaltmadan kalabalıklar hala korkutucu geliyor. Ama gülmek maskeli veya maskesiz o anın değerini bana hatırlatıyor.  Bir Aslan burcu ve yaz çocuğu olarak turuncu rengine sevgim baki. Anlamsızca enerji verdiğini düşünüyorum bu rengin. Size de enerji verdiğini düşündüğünüz renkler var mı? Enerji toplamaya ihtiyacım oldukça var şu sıra... Başvuru yaptığım yerlerden mülakata dahi kalamadım,  bilmiyorum KPSS puanım da aslında düşük değildi ancak 90 almalıyım sanırım. Yeni yeniden motivasyon olup çalışmaya başlamak zor, yıpratıcı olduğundan bahsetmiyorum bile. Aynadaki yansımam bana geçen seneleri hatırlatıyor." Bir deniz kenarında küçücük bir sandal tüm dalgalarla mücadele ederken yaz mevsiminin bekliyor. Çünkü güneşin her gülümsemesinde ıssız yorgunluğunu unutuyor. " 

Samsung s6 lite tabletin en sevdiğim özelliği pen up uygulaması oldu. Canım sıkıldıkça canlı resim özelliği ile resim yapıyorum. Biliyorum acemiyim ama acemice de olsa renklerin karışımı bana bir hikayenin ilk cümlelerini anımsatıyor.  O ilk cümlenin sonraki paragraflar için mutluluk verici olması gibi...

Gölgeler konusunda eh işte desem de renkleri çok sevdim, resmi çizerken... Siz bu resmin hikayesinin ilk cümlesini yazacak olsaydınız hangi cümle ile başlarsınız? Beklerim yorumlarınızı...

YouTube: post-itnotlar 


4 Şubat 2021 Perşembe

BİRAZ SOHBET

kar görmek için Toroslar'a giden şehrin çocuklarıyız ne yapalım :(

Bir hikayenin başlaması için tek kelime yeter derler... Oysa tek kelimenin tüm ağırlığı altında ezilmesini kimse umursamaz. Herkes hikayenin geri kalanına odaklanmıştır çünkü. Yüklemsiz cümleler karmaşasında yorgunluğunu kelimesiz anlayışlara sığdırmak isterken bekleyen noktalama işaretleri de bende buradayım  dercesine selam verir. Virgül ardında gelecek nedenleri ayırırken nokta sabırla bekler ardından gelecek büyük harfle başlayan kelimeyi... Ya üç nokta? Bence en suskunu, en yorgunu odur yukleme sığınmak ancak kocaman bir boşluğu doldurduğunu da bilir. Siz hangi noktalama işaretisiniz, hiç düşündünüz mü?

Aslında bambaşka bir yazı yazmak için açtığım taslaklar bolumnde ger zaman söylediğim gibi ne yazacağıma kalemim karar verdi. Sanirim sohbet etmeyi özledim, tüm mesguliyetlere sığınmaya selam vermek istedim. Biraz hal hatır sorduktan sonra bir kahvenin 40 senelik hatrina sığındım.  Bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır sözünü şu sıra daha bir farklı anlıyorum. Kahve bire bir sohbetlerin çay ise kahkası bol kalabalıklarındır derler belki de haklılar.  Güzel bir Türk kahvesinin eşliğinde sohbetlerin yeri bir başka ancak iki paragrafında birleşim noktası gibi sohbetin bir diğer tarafındaki insan da önemli. Değer verdiğiniz, kalbinizi, acı ve sevinçlerimiz paylaştığınız diğer insan... Samimiyetinden şüphe etmeyeceğiniz insanlar !!!

İste benim içinde şu sıra insanlar noktalama işaretleri gibi; kimi kocaman bir ünlem,  kimi bir soru işareti kimi ise noktalı virgül..Zihnimde bir alıntı çınlaması, "kapılarımızın ardında aşk öksüz, sevgi yetimdi , dostluk kimsesiz..." Bir Sevinç Çokum kitabı alıntısı , yazarın kitaplarını herkese tavsiye ediyorum. Yazarın kitaplarında,paragraflarının arasında kendinize ait mutlaka birkaç cümle bulabilirsiniz. Öyle  süslenmiş cümlelerle değil derdi hikayelerinde uzun bir yolculuğa çıkılan, bir gece yolculuğunda yol güzergahının üzerinde gecenin sessizliğini yaşayan şehirlerde bir misafirlik hissini yaşarken, şehir ışıklarının evlerdeki yansımasının hikayeleri sanki.

Biraz sohbet etmek istedim bu yazımda, sizlerden de beklerim yorumlarınızı. En sevdiğiniz yazarın kitaplarının en sevdiğiniz yönü nedir? 


24 Ocak 2021 Pazar

ORABL-B DİŞ ETİ VE DİŞ MİNESİ PRO-ONARIM


Sabah ve akşam arasındaki süreç size de çok hızlı geçiyor gibi geliyor mu? Bilmiyorum günlerdir aynı durum var bende. Saati fark ettiğimde aman Allah'ım saat 16.00 mı diyorum. Zamanı tutamam biliyorum ama bu kadar hızlı geçmesi... :( Ne diyelim belki de zaman kavramı kargaşasında düşüncelerin yorgunluğu bir fark edilmezliği yaşatıyor. Markete gidip gelmek bile akşamı peşi sıra getiriyor. Son zamanlarda gördüğüm kadarıyla diş macunlarında güzel indirimler var. Kadınlarbilir. com sitesini belki duymuşsunuzdur. Bu site sıklıkla olmasa aylık anketler yayınlayıp bu anketlere göre unuttuğunuz bir zaman diliminde size küçük hediyeler yolluyor. Unuttuğunuz diyorum gerçekten anketi cevapladıktan sonra unutuyorsunuz ne zaman cevapladığınızı işte o zaman geliyor ama :) Bu siteden oral b tester diş macunu gelmişti. Normalde dişlerimi fırçaladıktan sonra diş macunun bıraktığı o his midemi bulandırır. Oral-b diş macunu daha önce kullanmamıştım. Küçük testerdan çok memnun kalınca bittikçe aldığım bir diş macunu haline geldi artık.



ORAL-B DİŞ ETİ VE DİŞ MİNESİ PRO-ONARIM

*Diş eti sorunlarını azaltmaya yardımcı olur.
*Remineralize ederek diş minesini onarmaya yardımcı olur.
*Klinik olarak kanıtlanmış teknoloji



2 haftada diş eti sorunlarını azaltmaya ve diş minesini onarmaya yardımcı olur.
Diş Eti; Zararlı plağı nötralize ederek diş eti sorunlarını azaltmaya yardımcı olur.
Diş Minesi; Diş minesini remineralize eder ve asit erozyonuna karşı dişleri korur.


Orta boy hatta diğer diş macunlarına göre küçük bir ambalajı var. Ancak diğer diş macunlarından ayrılmasının sebebi benim için; nadiren de olsa diş eti kanaması olduğunda kullandığım bilindik bir marka gibi mide bulandırıcı ağır bir tadı olmaması. Ayrıca düzenli kullanımda dişleriniz daha beyaz olduğunu görüyorsunuz. Bundaki önemli faktörün diş minesini koruma özelliğinin olduğunu düşünüyorum. Daha sağlıklı bir görünüm sağlıyor.
Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı...

 

15 Ocak 2021 Cuma

GLYCINE ROSNAY ŞAMPUAN


Dar zamanların insanıyım; geniş zamanlarım olmadı hiç... Ardı ardına yapmam gerekenler büyüse de çoktan ocak ayı ortasına geldik. Sıcaklıklar ciddi manada acaba yaz nasıl olacak dedirtirken çünkü kış vakti 21 derece hiç normal değil; iki gündür yağmur yağıyor. Bugün soğuktu; kış gibiydi dedi yeğenim. Haklı sanırım; mevsimler birbirine karıştı insanların kalpleri gibi. Sonraki blog yazım biraz sitem olacak ama ne yapayım; anlatmak en azından hafifletiyor. 
Son zamanlarda saçlarımdaki değişimi annem söyleyince ben de dikkat etmeye başladım. 2020 yılında çok fazla şampuan kullandım daha doğrusu değişik şampuan markaları kullandım. Son zamanlarda ise GLYCINE ROSNAY şampuanını kullanıp bitirir bitmez yorumlamak istedim. 


Glycine Rosnay Keratin Miracle Shampoo G&R dökülme önleyici ve Besleyici Bakım Şampuanı 
*Yıpranmış kalın telli saçları kökten uca sarar ve besler.
*Saçın derisine nüfuz ederek onarır.
*Canlı ve sağlıklı görünüm sağlar
*içeriğinde bulunan bitkisel keratin proteinleri sayesinde saçlarınızın protein ve vitamin ihtiyaçlarını karşılar.
*Saçlarınızın sağlıklı bir şekilde hızlı uzamasına yardımcı olur.



Glycine Rosnay Protein Bakım Sütü 

39 liraya kargo dahil satın almıştım. Şu an da bu şampuanın fiyatı 49 lira.     Bakım sütü hediye olarak geldi. Küçük durduğuna bakmayın oldukça bereketli. Bu ikiliyi sevdim. Saçlarım kalın telli ve kolay kabarır. Saçlarıma bir sakinlik ve canlılık verdi. Saç rengimde parlaklık hissettim. Dökülme konusunda ise çok harika dökülmeyi tamamen sonlandırdı diyemem ancak mevsim geçişlerini de düşünürsek daha az bir seviyede tuttuğunu düşünüyorum.

  Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı...

5 Ocak 2021 Salı

SAMSUNG GALAXY TAB S6 LİTE TABLET KUTU AÇILIMI


2021 ilk yazısı... Şu sıra uyku problemleri yaşıyor musunuz; bilmiyorum ancak mevsime uyum sağlamayan bir ruh halinden olsa gerek son bir haftadır güzel uyku uyduğum söylenemez. Mevsim adeta sonbaharda takılıp kalmış gibi çünkü. Mont, kaban Adana için son soğuk kış günlerinde giyilen toplamda belki 1 veya 1.5 ay ki diğer şehirlere göre oldukça ince kalın kalın giyinmeyiz; ama bu yıl yalnızca kazakla dışarı çıkılacak kadar sıcak bir hava var. Yağmurun yağmaması, gece-gündüz sıcaklık farkının bu kadar belirgin olması üzücü... 
Zaman mevsimleri de sanki yavaş yavaş bizlerden uzaklaştırıyor. Son zamanlarda laptop arayışındaydım. Özellikle sene bitmeden almayı çok istiyordum ancak fiyatlar korkutucu bir şekilde pahalı olması yüzünden alternatif ne yapabilirim dedim... Kendi laptobımı tamir ettirip gittiği yere kadar dedikten sonra sınavlar için aslında ya da not tutabilmek için tablet aramaya başladım. İpad 7. nesil çoktan 8.nesile yerini bırakmış; kalem eklemesi ile ise fiyatını 5.600 TL ye çıkarmış. Alternatif olabilecek başka markalar ararken Samsung galakxy tab s6 lite tabletini 2020 biterken satın aldım. Elime geçer geçmez de yorumlarımı paylaşmak isterdim.



     


*Ağırlık 465 gr
*Artırılabilir Hafıza 512 gb'a kadar
*Bluetooth var
*Dahili hafıza 64 GB
*İşlemci hızı 1,7 ghz
*İşletim sistemi tabanı android
*İşletim sistemi android
*Kamera çözünürlüğü 8,0 mp
*Kamera var
*Max ekran çözünürlüğü 1920*1200
Kutu içerisinde tablet; şarj aleti ve kalem ayrıca bir de iğne bulunmakta. İsterseniz hafızasını artırabilirsiniz. 

 

Ekran kalitesi gerçekten hoşuma gitti. Tam anlamıyla kurmadım ancak yüklü programların sayısı hiç de az değil. Ama en çok hoşuma giden ise office programlarının yüklü olarak gelmesi oldu. Netflix ve Trendyol yüklü ama inanın bunlarla şu sıra hiç işim yok. Takvim bölümünün kullanışlı olması beni daha çok mutlu etti.  


 


Meşhur kalem... Biliyorsunuz ki ipad satın aldığınızda kalemi ayrıca satın almanız gerekmekte. Kalemin şarj olması gerekli... Benim bu tableti satın almamdaki önemli karar verici unsurlardan birisi kalemin ayrıca satılmaması; tablet fiyatına dahil olmasıydı. Kalem kullanımı oldukça yumuşak notlar bölümünde hemen denedim. Kalemi silgi olarak da kullanabiliyorsunuz; şarja gerek olmadığını da unutmadan söyleyeyim. 

       Ortalamanın üstünde bir tablet. Oyun oynamayacaksanız; Çok fazla alan kaplayacak program yüklemeyecekseniz kullanım süresini verimli şekilde devam ettireceğe benziyor. Umarım bana şans getirir. Şu sıra fazlasıyla ihtiyacım var :) Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı...

                    IG : @camdanduslerblog
                  Youtube: post-it notlar