13 Eylül 2021 Pazartesi

PANTENE VITAGLOW ŞAMPUAN

        
 PANTENE PRO-V VITAGLOW İPEKSİ YUMUŞAKLIK 

Kabarık, Elektriklenen Saçlar İçin 
%0 silikon, mineral, yağlar,renklendirici Şampuan 
* %0 silikon 
* %0 mineral yağlar 
* %0 renklendirici 
 
Bir Migros alışverişinde indirimde gördüğüm içeriği %0 silikon, mineral yağlar ve renklendirici olduğunu görünce satın almıştım. Oldukça küçük gibi gelse de bereketli olduğunu söylemeliyim...Pantene saç bakım yağlarını kullandığım için yeri marka olarak ayrıdır. Ancak bu şampuan kullanımında yaptığı saç dökülmesi ki oldukça fazlaydı hoşuma gitmedi. Özellikle saç derisinde kaşıntı yapması beni şaşırttı.  Evet, saçı sakinleştirip kabarma ve elektriklenmeyi önlüyor ama koku kalıcılığı hem zayıf hem de saç derisini rahatsız ettiğini hissettim sanki. 
Benim için bir daha satın almayacağım sampuanlar arasına girdi ne yazık ki...


 

7 Eylül 2021 Salı

ANTHONY BURGESS/OTOMATİK PORTAKAL


Otomatik Portakal... Listemdeki klasikleri yaz süresince okuyup bitirmeye karar vermiştim. Bu kitap benim için sürpriz bir kitap oldu. Tahmin edemeyeceğim kadar argo sözcüklerle dolu konusu ise biraz yorucu geldi bana. Şiddete meyilli Alex ve çetesi kitabın kahramanları. Bu şiddet ürkütücüydü henüz 15 yaşında olan Alex bir kitap kahramanı olarak bunca kötülük yapması ve kötülüğün yansıtılması açık bir şekilde gerekli miydi dedirtti. Alex, çetesi tarafından ihanete uğrayıp tam 14 sene hapis cezasına çarptırıldı da acaba değişebilir mi sorusunu soruyorsunuz. Ancak Alex yine şaşırtıyor. Hapishanedeki iki yılın sonunda bakanlık bir proje ile geliyor. Ludovico yöntemiyle kişiye seçme hakkı tanımadan, kötü bir kişiyi topluma uyumlu kötülüğü düşünmeyen bir birey haline getirilmesi için bir denek seçilmesi gerektiğinde bu kişi Alex oluyor. Sonuç ise aslında bir bilinmezlik...
Yazar topluma, iktidara kızgınlığını etkileyici bir şekilde filtresiz aktarırken, suçlu, toplum için büyük sorun olarak nitelendirilen mahkum Alex'in bu deney sonunda bur kahraman gibi gösterilmesini iki yüzlülüğünü sert bir şekilde masaya koyuyor. İnsan özünü değiştirir mi, bu özü oluşturan nedenler bir deney konusu olabilir mi yoksa gerçekler ve aslında yaşamın avantajsız tarafında yer alan insanlar için sorum tam olarak din ile dengelenebilir mi sorularının cevaplarını veriyor. 
Benim için okumasam da olurmuş dediğim bir kitaptı. Yazar kendisine konulan yanlış bir teşhis sonrası öfkesini yazarak atmaya çalışırken okuyucuya da bu öfkeyi hissettiriyor. Kitaptan alıntılar, 

"Kolunun altındaki kitapları gördük kardeşim. Bugünlerde kitapları taşıyan birini görmek gerçekten göz yaşartıcı..."( bu zamana uzanan bir cümle aslında)

"Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum."(alıntısını aktardığım kitaptaki bir yazar. Aktarılan bunca kötülük arasında en çok ona üzüldüm.)

"İyiliğin sebebini aradıkları yok, öyleyse niye tersini merak ediyorlar ki?"

Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı...



31 Ağustos 2021 Salı

DENEBUNU &COCA COLA KUTUSU


Eylül, sonunda geldi. Sonbaharı hissedeceğimiz ay başladı mı dersiniz? Hayır ne yazık ki... Hala çok sıcak. Maske ile bu sıcaklık katlanıyor. Geçen hafta ilk doz aşımı oldum. Alerji yüzünden ertelediğim hatta biraz da çekinerek olduğum aşının ikinci dozunu bekliyorum. Çevremde duyduğum kadarıyla hastalanan Aşı sayesinde hafif geçiren çok insan var. Alerjim azalsa da devam ettiği için ikinci dozunu olup hastaneye daha rahat gitmek istiyorum. Ne diyelim...
Temmuz ayında çok nadir olan bir durum oldu. Denebunu marka kutusu hesabımda tanımlandı. Çok sevindim gelmesi Ağustos ayının sonunu bulsa da ... Denebunu&Coca-Cola kutusu içeriğinde iki tane Coca-Cola bulunan ve oldukça da ilk kez bu kadar korunaklı bir kutuydu. 



Coca-Cola Zero Sugar, beklediğimden daha şekerli olduğunu belirtmeliyim. Yeni piyasaya çıkarılan ve oldukça popüler bir şekilde reklam yapılan içecek, (Edis,Anıl Piyancı ve Ekin Beril/Kainat klibi ile bence seslerini birbirine uyumu ile harika olmuş) yeni tat özelliğini vurguluyor. Şekersiz şekerli bir ürün mü yoksa sadece şekerli mi konusunda kafam karışsa da sıfır şekerli olan içecekler gerçekten şeker olmadığını hissediyorsunuz. Bu içecek ise oldukça şekerli geliyor. Ben sevdim, şekerli içecekler severim ama annem pek sevmedi. Ona çok şekerli geldi. Biraz kişiye göre beğenisi farklılaşma bir içecek olacak belli...
Şimdilik yorumlarım bu kadar, beklerim yorumlarınızı:)

 

24 Ağustos 2021 Salı

HUWAİ BAND 4 AKILLI BİLEKLİK



         Tik tak.... Tatil yapamadan geldi mi koşturma sezonu... Gerçi sağlıklı olalım da tatil de varsın olmasın. Bu fotoğrafı sevdim, Ağustos ayında nadir rüzgara yakalanma anından. Geniş olmasına rağmen kumaşı yazlık. Bilmiyorum trendyolda görür ve almak isterseniz kumaşı hemen çekti. Ama yaka kısmı beni çocukluğumun Heidi çizgi filmine götürmedi değil hani :) Saat takmayı lisede bırakmıştım. Bende anısı olan saatlerimi hala saklasam da bileğimde ağırlık sevmiyorum. Ama akıllı bileklikleri ne zamandır ilgimi çekiyordu. Sporla arası olan bir insan değilim ama yapmalıyım biliyorum :) Bu bileklikleri aktivite takip konusunda oldukça iyiler ama benim ilgimi çeken uyku takibi ve nabız ölçme özelliğinin olması. İndirimde olduğunu görünce hemen satın aldım.

HUWAİ BAND 4 AKILLI BİLEKLİK 

*Takvim ve uyku takibi özelliği 
*Aramaları reddetme özelliği 
*Adım sayar ve kalori takibi 
*Aktivite (bisiklet, koşu ve fitnes gibi ) özellikleri bulunmakta

Android işletim sistemine sahip olan bu akıllı bileklik, ios ile uyumlu.Telefonuma Huwai Health programını indirdim ve kullanımı oldukça kolay. Uyku takibi özelliğini sevdiğimi söylemeliyim. Uykunun derin ve hafif kısmını saatler arasındaki geçişi, health uygulamasında detaylı bir şekilde görüyorsunuz. Bilekteki duruşu şık, şarj özelliği ise kordon çıkarılarak yapılıyor. Telefonum ile bilekliği arama, mesaj gibi özellikleri görmek için bağlamadım, gerek olduğunu düşünmedim. Fiyatına göre güzel bir ürün,  daha sonrası için memnun kalırsam üst modellerini alırım demiştim satın alırken ve alacağımı da düşünüyorum. 
Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı...




           

18 Ağustos 2021 Çarşamba

DOVE YOĞUN ONARICI ŞAMPUAN


Son zamanlarda çocukluğumun yaz mevsimlerini çok özlüyorum. Ağustos ayı benim için yeri çok başka bir aydı. Eylüle yani sonbahara hazırlık, güneş sarısını ve toprağın selamını iletir gibi. Narların toplanma zamanını , zeytinyağı çıkarımına hazırlığa giden zamanlar... Şimdi ise anlamsız bir yorgunluk saçlara dahi uzanan. Dove sevdiğim bir marka. Yenilenmiş ürünler konusunda kendini geliştirdiğini düşünüyorum.

DOVE YOĞUN ONARICI ŞAMPUAN 

"Dove Yoğun Onarıcı Şampuan, saç nemlendirici özelliğiyle saç görünümünün onarılması için saçları besler. Her yıkama sonrası anında onarım sağlar. 

 Saç bakımında gözle görülür sonuçlar için her kullanımda etkili, nemlendirici bir bakım ürünleriyle ihtiyacınız olduğunu biliyor musunuz? Dove, saçınızı nemlendirerek anında etkili çözümler sunar. Böylece saçınız her yıkamada daha da güzelleşir. 

 Keratin Onarım Teknolojisi içeren Dove Yoğun Onarıcı Şampuan, yıpranmış saçları içten dışa onarır, nemlendirir, besler ve tekrar yıpranmasını engellemeye yardımcı olur. Bu ürününher kullandığınızda saçınız onarılır, güçlendirir ve güzelleşir."
Saç dökülmesine karşı etkili bir şampuan olduğunu düşünüyorum, özellikle ilk yıkamalarda farklı şampuan geçişlerindeki dökülme olmadı. Sağlıklı parlak görünüm konusunda ise beni kararsız bıraktı. Son zamanlardaki saç uçlarımdaki cansızlık bu şampuanı almamdaki etkendi. Kökten uca keratin onarım özelliğiyle farklılık beklemiştim. Beklenti altında kaldı  ne yazık ki...Ortalama bir şampuan olarak yerini aldı. Koku kalıcılığınında ortalama olduğunu belirtmeliyim.  Biter bitmez farklı bir şampuana geçiş yaptım.  Onun da yorumları ilerleyen zamanlarda yapacağım. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı...           
 

10 Ağustos 2021 Salı

ÇUKUROVA HİKAYE YARIŞMASI


Fotoğraf benim köyümden... Zeytin bahçemizin hemen arkasında, çok fazla gitmediğim için kendime de kızdığım bir yer. Toroslara uzanan... Gerçek Çukurova'nın başladığı yer. Hanımın Çiftliği/Orhan Kemal eserinin gerçek bir hikayeden esinlenildiğini biliyor musunuz? İşte o hikayenin yeri, rivayete göre Hanımın Çiftliği şimdi tek bir parçası olmasa da oldukça görkemliymiş. Şahmeran'ın (yılanların padişahı) ihanet edileceğini bile bile insana güvenmesi ve ona zarar vermemesi için yılanlarını uyarması, bilmem bilir misiniz o efsaneyi; efsaneye göre yılanların ülkesinin padişahı Şahmeran ülkesine ayak basan ilk insanı affeder, ona güzelce bakılıp geriye gönderilmesini sağlar. Ama bilir bu merhametinin başına iş açacağını... İnsanların ülkesinde ise padişahın kızının bir hastalığı vardır. Bu hastalığın devası Şahmeran' dır. Aslında bu deva Şahmeran'ın ölümüdür. Şahmeran'ın ülkesine giden ve gelen o insan bir şekilde fark edilir. Şahmeran oysa söz verdirmiştir ülkesinin yerini kimseye söylememesi için. Söz tutulmaz,  Şahmeran ölür, padişahın kızı kurtulur ancak yılanlar o gün bugündür intikamını almak için Şahmeran'ın insanlara saldırır. Kısaca anlattım efsaneyi ama Misis'te gerçekten yılan çok fazla vardır. İntikam alıyorlar mı bilinmez ancak çocukken dikkatli olmamız istenirdi. 

Tarihi zamanın ötesine dayanan bir köprümüz de vardır, Lokman Hekimin diyar diyar gezdiği ve ölümsüzlük otunu bulduğu, kaybettiği yerdir. Efsanelere bu kadar aşina olup hikaye anlatmayı seven bir şehir, kovid yüzünden toplu taşımaya çok az binsem de basit bir günde bile neler anlatıldığını tahmin edemezsiniz. Biraz sohbet etmek istedim. Şu sıra o kadar çok şey oluyor gündem o kadar çok değişiyor ki mutlu haberlere güzel sohbetlere hasret kaldık. 

Geçenlerde Çukurova belediyesi tarafından düzenlenen "Emeğinin Çukurova'sı" adıyla bir öykü yarışması düzenlediğini gördüm. E-posta ile başvuru kabul ediliyor ve son tarih 1 Ekim... Ödül, para ödülünün yanı sıra dereceye girenler Adana'da misafir edilecekler. Belki katılmayı düşünürseniz haber sitesinin linkini bırakıyorum.
Şimdilik bu kadar yorumlarım,  sizlerin de yorumlarınızı beklerim:)

3 Ağustos 2021 Salı

JACK LONDON/BİR KUZEY MACERASI



"Dünyayı unutup mutlu mutlu yaşayalım..." Kitaptan bir alıntı ile başlamak istedim oldukça kısa bir solukta okunabilecek değerli bir kitap. Listemde olmasına rağmen fırsat bulup da okuyamamıştım , hata etmişim. 50 sayfanın geride bur başka 50 sayfası vardı sanki. Hikayenin derinliği ilk on sayfanın ardında gösteriyor gücünü.. Akatan adında bir yer ve bir kabile reisi olan Naass, babadan oğula miras kalan kan davasını sonlandırmak ister. Nesilden nesile aktarılan bu kan davası öyle bir hal almıştır ki bu ölümlerin neden olduğu ve ne sebeple devam ettiği çoktan unutulmuştur. Naass artık bu kan davasının son bulması için kabile reisi olarak evlilik çözümünü bulur. Düğün günü ise bir felaketle sonuçlanır ve Naass'ın yolculuğu aslında arayışı başlar. Kitaptan bir diğer alıntı;
"Aklımızın alamayacağı bazı şeyler vardır. Adalet duygumuzu aşan şeyler..."
Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı...

27 Temmuz 2021 Salı

YENİ BİR YAŞ


 
      Yeni bir yaş... Hoşgeldi mi bilmem ama bana bu yaşım oldukça değerli öğretiler edindirdi bana. Zaman geçin diye yaşamak yerine zamanı dolu dolu yaşamak gibi! Geriye bakıp düşünüyorum da ömrüm sınavlar, iyi bir iş bulma kaygısı, neden atanamadığıma ilişkin insanların konuşmaları ki buna toplum baskısı diyorlar geçip gitti üstüne de stresin oluşturduğu o büyük hengame.
Uzun bir yaz tatiline ihtiyacım var biliyorum ama senelerdir yaz mevsimi bekleyiş ve aslında belirsizlikle geçtiğinden, belirsizlikler kelimesinden dahi nefret ettim. Alerji için kullandığım ilaçların etkisi zayıf kalınca doktor bir başka doktora yönlendirdi.  O da başka ilaçlar ve iğne yapılmasını istedi derken, tuz ve şeker dikkati paketli gıdalardan uzak dur uyarısını beraberinde getirdi. Neredeyse iki haftadır tuzdan normalde duyduğumdan daha da uzak dururken bir on gün daha uzak duracağım ama zaten paketli gıdalardan uzak duruyordum. Pandeminin de etkisiyle evdeki mutfak becerilerim gelişmişti ama... Ama... Neye alerjimin olduğunu bilsem ona göre bir beslenme düzeni kendim için oturtmaya çalışırdım belki ama belirsizlik  bu konuda hakim, geniş kapsamlı hastaneye gitmem gerektiğinin farkındayım ama özel hastaneler bile bu kadar doluyken diğer kalabalığı düşünemiyorum bile. Aşı da olamadığımdan kalabalığa girmeye ciddi anlamda korkuyorum.  Belirsizlik oldu bir döngü... Zihnimde bir alıntı;

"Sizi yaşamaya koyulmanız için daha fazla nasıl cesaretlendirebilirim?"(Virgina Woolf)
Aslında başlarken umutla en güzel dileklerle dolu bir doğum günü yazısı yazmak istemiştim ama kalem kararını verdi sanırım.  İçimi döktüm biraz...Umarım gelecek olan zaman her bir anımızı neşe ve gerçekleşen güzel düşlerle doldurur... 

19 Temmuz 2021 Pazartesi

PENTI PIJAMA TAKIMI

Son zamanlarda anlamlı yazılara sahi pijamaları seviyorum. Mutluluk veriyor. Belki de motive sözcükleri arıyorum.Mayıs ayında ki son iki senedir ayak tabanım, yanı ve el parmaklarım şişiyordu. Önceleri üstünde durmasam da iki yaz mevsimi böyle olunca (bahar sonrası sanki sıcakları bekliyor adeta) doktora gitmeye karar vermiştim. Aslında biontec aşısı yan etkileri arasında alerjik reaksiyon olduğunu görünce aşı olmadan önce doktordan bu şişme ve kızarıklıkların çaresi olmasıyla umuduyla randevu aldım.Pandemide ertelenen sağlık sorunları bir anda etkili bir şekilde kendini gösteriyor ne yazık ki... Kalabalığa girmekten hala çekindiğim için evimize yakın özel bir hastaneye gittim. Çok büyük bir yoğunluk olduğunu belirtmeliyim randevulu bir şekilde bir saat beklesem de alerji ve romatizmal kaynaklı olduğunu belirtti doktor. İki ilaç birisi alerji ilaci diğer romatizma kaynaklı durumlar için ilaç. Bilmiyorum yan etki mi yaptı ilaçlardan birisi kızarıklık dirseğime geldi. Umarım geçer.




 Bu pijama takımını geçen aylarda 'on digital detox' yazısını görünce hoşuma gidip almıştım.  Penti kalitesinde daha büyük bir beklentim vardı ama ilk yıkamada alt- üst  pijama takımında alt bölümündei yıpranma hiç hoşuma gitmedi üst bölümünün ise yaka kısmında tuhaflık var sanki. Genişlik, güzel durmuyor.  İndirimde satın almıştım ama pişman oldum ne yazık ki... Sizlerin sevdiği ve kalitesinden memnun olduğunuz önerileriniz varsa beklerim yorumlarınızı... Sağlık ve umut daima yanımızda olsun .


 

12 Temmuz 2021 Pazartesi

MADAM BOVARY


Dolu dolu bir yaz tatili geçirme imkanım olmayınca başladım bende kitap listemdeki kitaplarımı okumaya... Madam Bovary... Okurken 19.yy  romanlarındaki o hakim olan duygular ve psikolojik betimlemeler sanki Tanzimat dönemi yazarlarının eserlerini okuyorum. Yasak aşk konusunu ustalıkla Aşk-ı Memnu(19.yy sonu) veyahut İbrahim Şinasi tarafından yazılan Şair Evlenmesi, İntibah birçok eseri sıralayabilirim, Madam Bovary de o yüzyılın duygusal havasının ve belki de sıkıntılı değişimin insan ilişkilerindeki o sorgulayıcı yapısına sahip. Okurken kızdığım, anlamaya çalıştığım Madam Bovary ve anlam veremediğim hezeyan dünyasında haksızlık yaptığı kocası ki şunu söylemeliyim yazar da Charles Bovary'e kızmakta...Yazarın duygularını da satırlardan okuyorsunuz adeta.
İyi kalpli ve karısını seven Charles eşinin de kendisini sevdiğini düşünürken hala gelişen olayları anlayamaması aslında ne kadar anlatsam da anlamaz ki cümlesinin ağırlığını bilmeden yüklenmesi ile başka bir hikayeye sahip. Lüks yaşam ve heyecan arayışında olan Madam Bovary ise yasak aşklara tatminsizlik ve yaşadığı hayattan duyduğu memnuniyetsizlik ile son verir hayatına. Roman realizm anlayışı ile karakterlerin iç dünyalarını bizlere sunsa da yazarın kitabın sonunu bir duyum şeklinde bitirmesini sevmedim. Charles'ın dünyasını anlamak için biraz okuyucuya fırsat verilmeli ve belki de kızıyla mutlu bir hayat sürdürmesini dilerdim. Diğer karakterlerin ise yaşamlarındaki sıkıntılar,  iş ahlakının zayıflığı içten içe üzdü.  Bir klasik günümüze uzanan eleştirdiğim birçok nokta olsa da okuma listenize almalısınız.  Paragraflar arasındaki ince yorumlar etkileyici. Kitaptan alıntılar;

"Bütün lüks içgüdülerini, ruhunun bütün yoksulluklarını, yaralı kırlangıçlar gibi çamura düşen düşlerini, bütün arzuladıklarını, bütün teptiklerini,bütün elde edebileceklerini hatırladı. Niçin? Niçin olmamıştı?"

"Umut olmayınca insan artık bu tekdüze yaşamdan utanç duyardı."

"Akşam rüzgar pencereye vurur,lamba yanarken ateşin başına oturup bir kitap açmaktan daha tatlı ne var ki?"

Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı...

5 Temmuz 2021 Pazartesi

BOOM BUTTER SAÇ VE VÜCUT BAKIM SETİ


Temmuz, nem oranı yüzde 95 sıcaklık ise en düşük 35 derecelerde... Bu ayın kendine has yığınla özelliğini sayabilirim aslında. Havanın durması evet gece saatlerindeki nemin en yüksek seviyelerde olması yüzünden bir ton ağırlık hissediyorsunuz ve o ağırlık yüzünden uyuyamıyorum şikayetleri. Havanın o durağan alışkanlığına karışan mangal dumanları... Yine de ben bu ayda doğdum o yüzden yeri başka bu ayın bende...
Ama yazın etkilerini saç ve ciltte hissetmemek elde değil.  Son zamanlarda korona yüzünden ellerim sürekli dezenfektan ve sabuna gittiğinden ellerimdeki kuruma yer yer pul pul dökülme ve saçlarımda da kuruluk oluşmuştu. Doğal yağlar saçlarımda,  hayatımda kullanıyorum hatta sizlerle de paylaşıyorum.  Boom Butter'ın da içeriğinde 7 farklı doğal ya bulunmakta. İtiraf etmeliyim ki instagramda çok fazla influencerda görünce merak edip set halinde satın aldım. 


Set içerisinde hediye olarak şampuanı testeri gönderildi yorumlarda okuduğum kadarıyla cilt için vitamin içeren bakım yağı gönderilenlerde olmuş,  hani keşke bana dayatan satın aldığım ürünün testeri yerine bakım yağı gönderilseydi demedim değil:) 


İçerisinde 7 Doğal yağ ile tüm vücudunuzun yağ dengesini korur ve ihtiyacı olan neme kavuşturur. Öne çıkan kullanım alanları, 
*Leke
*Cilt tonu eşitsizliği 
*kaşıntı 
*çatlak 
*gözenek
*hassasiyet
*selülit
*el ve ayak bakımı 
*soyulma/kuruluk 
*batık lekeleri 
Kolejen desteği,ciltteki kolejen üretiminin arttırılmasına zemin hazırlayarak cilt yapısını güçlendirir.  
Set içerisinde en çok Boom Butter cilt için olan bu üründen memnun kaldım. Hem yapışkan ağır bir his bırakmadı hem de vücudunuzdaki nemi uzun sure muhafaza etmenizi sağladığını fark ettim. Ellerimde özellikle avuç içimdeki kuruma gözle görülür şekilde geçti. Yüzüme kullanmadığım belirtmeliyim özellikle Adana sıcağı cildimdeki sebum dengesini alt üst etmişken,  el ve vücut kullanımından çok memnun kaldım.  Batık lekeleri için güncelleme yapacağım şimdilik biraz daha zamanı olduğunu düşünüyorum etkisini görebilmek için. 



Boom Butter şampuan içerisindeki 7 doğal yağ ve bitkisel aktifler sayesinde saçların kaybettiği neme kavuşmasına yardımcı olan , saçı kökten uca besleyerek çevresel koşullardan etkilenen saçların eski doğallığına kavuşmasına destek veren güçlü bir arınma ve bakım şampuanıdır.
*kepek 
*saç kuruluğu 
*saç dökülmesi 
*saç kabarması 
*zayıf saç teli 
*saç dibi sivilce 
*zor taranması
*mat görünüm gibi sorunlarda boom butter şampuan kullanılır.
Set içerisinde nötr duygular beslediğim bir şampuan oldu . Ebat olarak küçük gibi geliyor ilk bakışta ama bereketli olduğunu diyebilirim.  Şampuan değişim geçişlerinde saçlardan o fazla dökülme olmadı ancak normal saç dökülme durumuna da pozitif anlamda etkisi görmedim. Kepeğe karşı ise başarılı... Saçlarıma doğal bir parlaklık verdiğini ise söyleyebilirim. İlk kullanımda şampuan sonrası saç kremi kullanmadım ancak saçlarım sertleştigini fark ettim. Yumuşaklık ne yazık ki vermedi. Sonraki kullanımları ise saç kremi kullandım bu yüzden. Kokusu ise gerçekten içeriğinde bulunan yağlardan geliyor ama hoşuma gitmedi.


Tüm saç tipleri için özel formüle edilmiş Boom Butter Saç, saçlarınızı kaybettiği neme kavuşmasına yardım ederken, doğal ya dengesini korur ve keratin kaybına karşı verdiği destekle birlikte saç diplerinde oluşan hassasiyet karşısında rahatlama sağlar. 

Öne çıkan özellikler, 
*Hızlı ve sağlıklı uzama
*kepek giderici 
*dökülme karşıtı 
*kolay tarama 
*saç kuruluğunu önleme 
*elektriklenmeyi önleme 
Doğal içerik,  avokado,  shea butter, argan, aleo vera , tatlı badem, Hindistan cevizi,  çam terebentin olmak üzere 7 doğal yag bulunmaktadır. 
 
Uygulaması duş sonrası kullanım,  kuru temizleme saça olsa da ben saç maskesi gibi duş öncesinde kullanıp, bekletip yıkadım.  Saç diplerinde oluşan o hassasiyete etki ettiğini düşünüyorum. Ama saçta durdukça bir kalıp gibi hissettiriyor bu yüzden duş sonrası kullanmadım ama onu da deneyeceğim.  Ortalama bir ürün olarak bekletimin altında kaldı. 
Bu üçlü set içerisinde yeniden almayı düşündüğüm Boom Butter cilt için özellikle kış döneminde de denemek istiyorum. Şampuan hakkında nötr duygularım, tamamen bittiğinde yeniden güncelleme yapmak isterim . Boom Butter saçlar için ise sanırım yeniden satın almak istemem, daha etkili ürünler kullanmıştım çünkü...

Şimdilik yorumlarım bu kadar.  Beklerim yorumlarınızı...



 

28 Haziran 2021 Pazartesi

İNSAN MÜHENDİSLİĞİ


İnsan Mühendisliği... Bu ara çok fazla eğitim ve gelişim ile kitaplar okuduğumdan bahsetmiştim. Farklı kitaplar okumayı seviyorum. Daha doğrusu kitapların bana kazandırdığı o fikri dünyanın zihnimde bambaşka kapıları açması hoşuma gidiyor. İtiraf etmeliyim bazen kitaplarda okuduğum bir paragraf aklıma geldiğinde gülümsemeden edemiyorum ya da karakterlerin yaşamda var oldukları ya da olabileceklerini hissetmek daha farklı bakmamı sağlıyor hayata... İki uzun bölümden oluşmakta İnsan mühendisliği; ilk basımlardan sonra eklenen bölümlerle daha da kalınlaşmış. Okurken kimi zaman yorulduğunuzu hissetseniz de oldukça değerli bir kitap. Neden mi? Kitapta çok önemli konulara uzun uzun değinilmiş bu konular; insan ilişkileri, insan duyguları, daha iyi yaşamanın yolları, iletişimin önemi, konuşma, dinleme, hitabet gibi... Örneklerle de açıklanmış. İnsan hayatının nasıl kaliteli olabileceğini anlatmış, kitap. Özellikle kitaptaki Nasreddin Hoca hikayesini çok sevdim ve paylaşmak istedim;
"Nasreddin Hoca bir gün tarlada çalışırken yolun kenarından geçen bir yabancı ona seslenmiş ve o civardaki bir köye kaç saatte gidebileceğini sormuş. Hoca duymamazlıktan gelmiş. Adamcağız aynı soruyu bir kere daha tekrarlamış ve gene de cevap alamayınca boynunu büküp ve yoluna devam etmiş. Epey bir yol gittikten sonra Hoca arkasından seslenmiş ve adamı yanına çağırmış. "Oğul", demiş, tam 3 saatte oraya varırsın!" Adam, "yahu, demiş madem ki bunu biliyordun. Ne diye beni yordun da önceden söylemedin? Hoca'nın cevabı bizim söylediklerimize uygundur: "Ben senin nasıl yürüdüğünü görmeden oraya kaç saatte varacağını nereden bilebilirdim ki!"(sf,84)

 Kişileri anlamadan sonuca odaklanıyoruz. Eğitim sistemimizde de kesinlikle böyle; bur maraton varmışçasına çocuklarımızı hedefe vardırmak istiyoruz. Etüt merkezleri, ozel dersler, geç saatlere kadar süren o yorgunluklar, hatırlıyorum da nefret ederdim, okul sonrası yeniden ders, denem sınavları ve sıkıştırılmış bir balon gibi hissetmekten. Her zaman yazmayı cok sevdim. Sözel bir bölümde okumayı istedim ama ne yazık ki sayısal bölümde kaybolan senelerim; Türkiye derecesini sözel bölümde ilk iki bine girerek sayısal da hiç fena olmayan bir sıralama ile neden doktorluk değil; mühendislik işsiz kalırsın öğretmenlik seçmelisin cümleleri sonrası yine işsiz kalan ben oldum.Üstüne de istediğim bölümü okuyamadım. Hayat geriye döndüğünde pişmanlıklarla dolu anılarını sana hatırlatsa da ilerlemek için koşman gerekir sözlerini hatırlamadan edemiyorum. Yine bir kitaptan alıntı;

"Amerikan cumhurbaşkanlarından Abraham Lincoln’ın şu sözleri bunu ne kadar ifade eder: “Ben  yapacağım her şeyi vicdanıma danışır ve sonra da tereddütsüz harekete geçerim. Eğer muvaffak olursam, zaten kimse bir şey söyleyemez. Muvaffak olamazsam o zaman da gökten bütün melekler yere inseler yine beni müdafaa edemezler.”(sf.46)

Bu kararlılık için lise yılları çok erken; fikirlerin olgunlaşması için yaşla birlikte gelen o daha sakin düşünme; kendine daha çok inanma ve aslında kendini bilme durumunun geldiğini düşünüyordum. Ancak son zamanlardaki okuduğum kitapların da etkisiyle kendini tanıma, azim ve başarının daha erken yaşlarda kazandırılabileceğine inanıyorum. Bizden sonraki nesillerdeki o azmi görmemek imkansız. On sekiz yaşından öncesinde hedeflerini belirleyen bu hedefler için belirli standartlar koyan gençlerimiz neden olmasın? 

Dinle, düşün, konuş... Bu üç unsurla özetlemiş yazar aslında. Bu kitabı sevdiğimi söylemeliyim ve tavsiye ediyorum. Ağır bir dil olmadığı gibi aradan geçen onca zamana karşın aslında birşeylerin de aynı kaldığını anlıyor, hüzünleniyorsunuz.

Şimdilik yorumlarım bu kadar... Beklerim yorumlarınızı...

21 Haziran 2021 Pazartesi

BEE BEAUTY BLUSH


Haziran kokusu... Bu ayda özel bir kokunuz veya bu ayı çağrıştıran bir koku var mı? Benim için yasemin çiçeklerinin bir gece rüzgarıyla varlığını hatırlattığını ay... 
Genel olarak ise hafif ancak şekerli ve baharatlı kokuları seviyorum. Geçen sene tam olarak zamanını hatırlamıyorum ama gratisten indirimden çok uygun bir fiyata denemek için Bee Beauty Blush parfümümü satın almıştım. Öyle ki aldığımı unutmuşum bile. Geçenlerde gözüme ilişince kullanmaya başladım. Çiçek kokusu ağırlıklı bir parfüm, kalıcılığı orta düzeyde. Deodorant ile desteklenmesi gerekiyor.
İçeriğinde gül, yasemin , sedir ve sümbül notaları bulunmakta.  Vanilya ve misk ile kokunun tamamlandığı belirtilmiş. Uygun fiyatlı beklentimi çok yüksek tutmadığım bir parfümümdü. Alınıp kullanılabilir şunu son olarak belirtmeliyim ki, kokular arası hızlı bir geçiş var. Gül kokusu belirgin hissedilirken geriden gelen yasemin son olarak ise  vanilya kokusuna geçiş yapılıyor. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı....

14 Haziran 2021 Pazartesi

GUA SHA TAŞI


     Zaman kavramı oldukça ilginç öyle değil mi? Bazen bir an bir sene gibi bazen de bir sene bir an gibi gelmekte şu sıra... Ancak cildimiz zamana karşı destek istiyor. Çok fazla destekliyor muyum sanırım son aylarda destekleme ihtiyacı hissetmeye başladım. Detaylı bir destek için de ayrıca bir bütçe gerekiyor. Ekonomik ve en azından kendimi iyi hissettirecek belki biraz da popüler olduğu için Gua Sha taşlarına bakmaya başlamıştım. Cilt için gua sha taşları sanırım şu an her yerde... 


  
   Yeşim (jade) gua sha taşı sertifikalı bir şekilde gelenler olsa da ben gerçek taş olduklarından emin değilim. Fiyatlar oldukça değişken ve çeşitleri çok fazla. Yeşil kaz ayağı şeklinde olanlar yerine beyaz, küçük üç ayrı kıvrımlı olması düz şekilde tutumunun kolay olması nedeniyle beyaz gua sha taşı satın aldım. Beklentim en üst seviyeden olmadığını belirtmeliyim.  Taş eni:5,5 boyu ise :9 cm ağırlık ise 50 gr 
Yeşim taşı özellikleri ve faydaları 
*Genel özelliği olarak ağrı kesici olarak kullanılır. 
*Soğuk uygulandığında kılıca damarları küçülterek göz altı morlukların azalmasını sağlar.
*Kan akışını hızlandırır ve toksinlerin atılmasında yardımcı olur.
*Cilt üzerinde kırışıklık olan bölgelere masaj yapıldığında gerginliği alarak çizgilerin zamanla kaybolmasına yardımcı olur.




E vitamini ise, lavanta yağı satın alırken bir de markanın e vitamini de deneyeyim diyerek satın aldım.  (10ml olduğunu söylemeliyim oldukça küçük)
*E vitamini yüksek miktarda antioksidan içeren doğal bir yağdır. 
*Düzenli olarak gece kullanılması önerilir.
*Yoğun şekilde nemlendirici, besleyici ve yenileyici E vitamini cilt, saç, kaş, kirpik ve tırnaklarınızı güçlendiren etkisiyle doğal bir görünüm kazanmasına yardımcı olur.


Uç kısmı bu şekilde bir damla cildinize yetiyor. Gua sha taşı ile masaj hareketleri ile uyguladıgımda kan dolaşımı artırdığını hissediyorum. Özellikle alın bölgesine uyguluyorum bir rahatlık hissi oluyor cildimde. Çok çok harika diyemem ama cildinize özen göstermek mutlu ediyor. E vitamini sivilce yapmadı yine de yağlı ve karma ciltler biraz dikkatli olmalı, gua sha taşının da çeşitleri bulunmakta, bakabilirsiniz.
Şimdilik yorumlarım bu kadar.  Beklerim yorumlarınızı...




 

7 Haziran 2021 Pazartesi

ÇOCUKLUĞUN SIRRI/MARİA MONTESSORİ

 


Farklı eğitim yaklaşımlarına sahip okullara çevrenizde sıklıkla rastlıyor musunuz? Daha doğrusu Montessori eğitim anlayışına sahip Montessori okulları desem... Aslında birçok farklı yaklaşıma sahip okullar olsa da ülkemizdeki sayıları oldukça az. Anlayışları da kendimizce karıştırıp ne tamamen o anlayışa sahip çıkabiliyoruz ne de başka bir yaklaşıma tutanabiliyoruz. Sanırım biraz karışık bir giriş oldu, farkındayım. Şu sıra eğitim ve öğretim içerikli; ilginç yorumlamalar getiren aslında biraz kulak aşinalığına sahip olsak da tam anlamıyla bilmediğimiz yaklaşımları anlatan kitapları okuyorum. Teknoloji dünyasında bilgi artık her yerdeyken yakalamak için elimizi uzattığımızda yetişebilmenin yorumlarını getiren kitaplar. 

Çocukluğun Sırrı Maria Montessori'nin; Montessori eğitim anlayışının orjinalliğini ve felsefesine ilişkin giriş niteliğinde yansıtan bir kitap. İtalyan eğitimci; Montessori Eğitim Modeli'nin niteliklerini; çocuğun kişiliğine karşı saygıya dayanan prensipleri ortaya koyuyor. Çocuğun bir birey olarak kendini keşfetmesi ve potansiyelini ortaya çıkarmasına yardımcı olmanın eğitimcinin görevi olduğu üzerinde duruyor. Montessori Eğitim Modeli'nde çocuğun gelişimine, keşfetme ve araştırma ihtiyacına; öğrenmenin kendi başına gerçekleşmesine katkıda bulunacak ders materyalleri geliştirme sürecini kitapta adeta bir misafir izleyici gibi gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. Montessori dönemin şartları göz önünde bulundurulduğunda eğitimde devrim niteliğinde yenilikler de gerçekleştiriyor. Öğretmen ve öğrenci rollerini yeni baştan belirleyerek aslında savunduğu prensiplerin bugün bile önemini daha iyi bir şekilde kavramamızın yolunu açıyor. 

Bence her ebeveyn  de bu kitabı okumalı. "Çocuğun kendisini gerçekleştirmesi sevgi sayesinde olur.(sf.101)" Sevgi öğrenmeyi de başlatır; merakı uyandırır ve keşfetme duygusuyla büyük bir yaşam heyecanına ortak eder. Eğitimci olarak düşünüyorum da; fazlasıyla müfredatın sınırlarına bağlıyız. Ders zili çaldığında bir başka sınıfta yeni yeniden aynı yerden başlıyoruz. Hem öğrenciler hem de öğretmenler bir çemberde dönüyor gibi. Zilin çalma zamanını saniyesine kadar hesapladığım o son dersleri hatırlıyorum; o kalabalığın eve dönüş heyecanını. Üst üste süren zihinsel yorgunluğun bir sıkılma seramonisine dönüşmeden eğitimde neşeli, meraklı ve bir sonraki öğrenme telaşını bekleyen o anlayışı bulabilsek hiç fena olmaz.

Kitaptan alıntılar; 

*Gelecek yaşamımızın anahtarı olan çocuğa dönmeliyiz. Toplumun iyiliğine dönük bir amacı yerine getirmeyi arzulayan herkes mutlaka çocuğa dönmelidir ve çocuğu sapmadan kurtarmak için değil, yaşamımızın pratik sırrını öğrenmek için de bu yapılmalıdır.Bu açıdan bakıldığında çocuk figürü kendisini üzerinde tefekkür edilecek güçlü ve gizemli bir mesele şeklinde sunar; çünkü doğamızın sırrını bünyesinde barındıran çocuk efendimiz olur.(sf.223)

 *Çocuğun gözümüze ilişen nitelikleri yaşamın bir parçasıdır, tıpkı kuşların renkleri veya çiçeklerin kokusu gibi;bunlar hiç de herhangi bir eğitim yönteminin sonuçları değildir. Fakat bu doğal olguların onları korumak, işlemek, gelişimlerine eşlik etmek isteyen bir eğitimden etkilenebildikleri aşikar. (Sf.147) 

 *İçindeki herşeyin bir çocuğun ölçüsüyle orantılı olması gerektiği maddi bir çevre tasavvurumuz ise olumlu bir karşılık bulmuştur. Temiz, aydınlık odalar; çiçeklerle süslü, küçük,alçak pencereler; güzel döşenmiş bir evde görülebileceğimiz türden küçük boyutlu mobilyalar,küçük masalar, küçük koltuklar,güzel perdeler,çocukların elinin uzanabildiği ve istedikleri şeyleri alıp koyabilecekleri alçak dolaplar...(sf.120)

 

Şimdilik yorumlarım bu kadar; beklerim yorumlarınızı...

28 Mayıs 2021 Cuma

DR.PLANTE ROLLON


Ay tutulması etkileri... Pek bir bilgim yok ama bu sene tutulmalar, Merkür etkileri derken kullandığım teknolojik ürünlerin ömrünün dolduğunu anladım. Ama bu hayat pahalılığı nedir yahu ? İyi bir telefon bile şu sıra 4 bin TL üzeri... Artık  şehir dışı dahil olmak üzere iş imkanlarına bakma zamanım geldi sanırım. Belki biraz da motivasyon ihtiyacım var.  Büyük indirimler bile artık indirim indirimcik gibi. Geçen ay indirimde gördüğüm içeriği temiz Dr.Plante markasının rollonunu satın aldım.  Hızlı bir şekilde elime ulaştı.


Hediye olarak iki yüz nemlendirici krem tester gönderdiler. Kantaron etkisini hissediyorsunuz kokusu belirgin. Nemlendirici özelliği etkisini ortalama gibi... 


Dr.Plante roll-on deodorant tüy azaltıcı koku önleyici (50ml)

*Doğal içeriğiyle ter kokusunu ortadan kaldırmaya ve tüyleri incelterek görünümünü azaltmaya yardımcı olur. 
*Doğal aktif bileşenleri sayesinde tüylerin incelemesine ve azalmasına yardımcı olur.
*Hafif ve doğal kokusu ile erkek ve kadın kullanımına uygundur. 

Elime ulaşır ulaşmaz sıvının bu kadar belirgin olması biraz tuhaf geldi. Çok fazla katı olmasını beklemiyordum ama sıvının belirginliği fazlaydı. Kokusu gerçekten de çok hafif ama kalıcılığı çok zayıf. Tüylerin azaltılması konusunda ise olumlu veya olumsuz yorum yapamıyorum benim için soru işareti olarak kaldı. Bir daha satın alma durumumum olacağı düşünmüyorum ne yazık ki...

Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı...

 

21 Mayıs 2021 Cuma

EĞİTİM BİR KİTLE İMHA SİLAHI/JOHN TAYLOR GATTO

 

"Çoğumuz kendi korkularımız ya da başkalarının şartlandırmalarıyla kendimizi düşük beklentilerin olduğu bir dünyaya hapsederiz. (sf.217)"

      Kitaptan bir alıntı ile yazıma başlamak istedim. Daha doğrusu kaybolduğum satırlar arasında zihnime en fazla soru sorduran alıntılardan birisi ile başlamak istedim. Şu sıra eğitim içerikli ve dünyadaki eğitimin sorgulanması ile ilgili çok fazla kitap okuyorum. Kovid-19 hayatımızı bu kadar ele geçirmişken bizden sonraki kuşaklar ve aslında kovid sonrası dünyadaki eğitimin geleceği merak konusu. Sizce de öyle değil mi? Klasik eğitim anlayışımız aynı kalabilir mi? Aynı kalmaya zaman izin verebilir mi; sanmıyorum. Zaman; hayatın en büyük sırdaşı ve attığı her adımda hayatın değişim dinamizmini etkileyen en önemli bir bilge unsur. Fakat insanoğlunun neredeyse yüz yıldan fazla aynı soruları sormasına ve bir cevap dehlizinde kulaç atmasına rağmen yine de temel sorulara işaret etmekten kendini kurtaramamış. Eğitim nedir ve iyi bir eğitim nasıl olmalıdır?

Kitabın yazarı; John Taylor Gatto otuz senelik öğretmenlik hayatında çeşitli okullarda; belirtmeliyim ki refah düzeyi birbirinden farklı olan bölgelerde çalışmış hatta Amerika'da yılın öğretmeni ödülü almış. Eğitim camiasındaki bunca yılın ardından eğitime oldukça farklı bir açıdan; muhalif olarak yaklaşmış. Eğitime muhalif olunur mu demeyin; bu kitapta okuyucuya sunulan düşüncelerin nedenleri ve sonuçları çerçevesinde aslında matematiğin istatistik sonuçlarına da yer verilmiş. Kitabı okurken hayretler içerisinde kalacağınız satırlar bir kenara bence bu kadar da sert bir bakış açısı olmamalıydı düşüncesine kapılacaksınız. Aslında Gatto'nun hedefi okuyucuları, kitleleri düşünmeye ve sorgulamaya yöneltmek. Hayatımıza giren zorunlu eğitim ile insanların çocukluk süreçlerinin uzatılarak yetişkinliğin ertelendiğini ve bu durumun özellikle yapıldığını belirtiyor. Gerçek hayattan kahramanların hikayesi ile bu düşüncesini pekiştiriyor. Gatto'ya göre  eğitimli insan iyi bir okuldan (üniversiteden) mezun olmuş insan değil bu yeterliliklere sahip olan insan. John Kanzius örneğini veriyor. "John Kanzius, kanserli tümörlere karşı yeni bir alet icat edebilmiştir çünkü o, kanser araştırmalarında uzman olmadığı hatta bir üniversite bitirmediği için, farklı bakış açılarını bir araya getirmeyi ve konuya o şekilde bakmayı başarabilmiştir.(sf.265)"

Gerçek bir eğitimin aynı tip ve aynı düşüncede insanlar yetiştirmek yerine kendini bilen, özelliklerini tanıyan ve aslında hayatında yetkin kararlar verebilen bireyler yetiştirilmesine imkan sağlaması gerektiğini savunmakta. Derslerin belirli saati ve teneffüslerle bitti komutu verilircesine evlere dağılıp gerçek problemleri tartışmayı engelleyici durumların olmasından bahsederken ertesi güne müfredattaki ilerlemeyi sağlamak adına edinilen bilgilerin unutulmasına vurgu yapıyor. 

Gatto'nun bu düşüncesine katılıyorum. Eğitim hayatımızda edinilen bilgilerin uygulanabilirliği olmadığı sürece daha doğrusu teorik kısmında takılı kaldığımız sürece unutacağız. Hayata geçirilmeyen, dün veya yarın değil bu günde işimize yaramayan eğitim körelmeye mahkum olacaktır. Yazarın dört yaşındaki çocuğu annesinin evi bulabilir misin sorusu üzerine; bırakıp evi bulmasını beklemek gibi gerçek yaşamdan verdiği kesitler bilmiyorum ama benim için çok fazla. Benjamin Franklin'in hayatından kesitlere yer verilmesi henüz 18 yaşında dünyayı dolaştığı teknesini New York limanına demirleyen Tania Aebi gibi gerçek yaşam hikayeleri beni de bazı noktalarda hayrete düşürse de temeldeki anlamın şu şekilde olduğunu düşünüyorum;

 Eğitim bir sonuçtur; birçok alanın paylaşımında şimdiden gelecek uzanan geçmişin köprüsüdür. Eğitim; kendini tek bir konu tek sınırlamaz; sosyoloji, tarih ve medeniyet kuramı iç içedir. Hayatla konunun bağı kurulmalıdır. Hayatın her alanında dört duvara bağlı olmaksızın her anda eğitim gerçekleştirilebilir. Eğitim şimdi de faydasını göstermelidir. Ertelenen umutlar, yetenekler, mucitlikler üniversite ve sonrasına ötelenmemelidir. Sorunlara çözümler üretebilmek için düşünen, kavramlar arası bağlar kurabilen, yaşamdaki yetkinliği kavramış bir çocuk gerçek başarının adımlarını ikişer, üçer hatta beşer beşer atabilecekken neden tek tek atsın hatta adım atmakta tereddüt yaşasın?

"Fabrika usulü eğitim, yirminci yüzyılın başında bizim tarihten gelen özgürlükçü eğitim anlayışımızın yerini aldı. Amaç çok farklı yönlere doğru gitme eğiliminde olan bireyselleşmiş hayat modelinin tek tip hale getirilmesiydi. Çünkü özgürlükçü eğitim gibi bir hammaddeden yönetimle ilgili kullanışlı bir ütopya üretilemezdi, özgürlük hiçbir şekilde yönetimsel etkinliği daha da artıracak bir rol oynayamazdı.(sf.250)"

"Küçük bir yelkenliyi tek başına kullanmayı öğrenmeye çalışan kişi, rüzgara karşı belirlenmiş hedefe doğru dümdüz ilerlerken kaçınılmaz olarak sağa ve sola ciddi yalpa vuracaktır. Fakat pratik yapa yapa başlangıçtaki acemi hataları düzelecektir çünkü geribildirimler denizci adayının reaksiyon ve muhakemesine yön vererek onu eğitecektir.(sf.152)"

Bence okunması gereken ilginç belki biraz sert ancak temelde teorik bilgiye hapsolan çocuklarımızın özgün, hayatının hikayesini yazmaktan korkmayan ve bu konuda adım atan, sorunlara çözüm üretmek için ötesini değil şimdi de çabalayan bireyler olarak yaşamda var olması gerektiğini vurgulayan bir kitap. Okul öğretimi ve eğitimi kesin bir şekilde ayırmış, eğitime daha doğrusu gerçek bir eğitim nasıl olması gerektiğine dair fikirlerini savunmuş okuyucuları da bu konuda düşünmeye sevk etmiş zorunlu okul öğretiminin ise bireyleri tekdüzeleştirdiğini belirtmiş yazar. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar. Sizlerin de yorumlarınızı beklerim...


14 Mayıs 2021 Cuma

VOONKA COLLAGEN HYALURONIC ACID


       İyi bayramlar... Ramazan bir rüzgar gibi geldi ve geçti. Bildiğimiz kalabalık bayramlar, ziyaretlerin olmadığı bir bayram aslında biraz ıssız bir bayram geçse de dileğim; gelecek bayramlar için sağlık ve umutla, mutlulukla geçen günlere kavuşmak...

Ramazan ayı öncesi Voonka Collagen Hyaluronic acid, 32 tablet almıştım.  Ramazan ayı süresince kullanırım düşüncesi olsa da öncesinde de başladım ki etkisini görebilmek için.  Daha öncesinde Solgar collagen kullanmıştım ancak üst üste kullanıldığında etkisi pek görülmediği tavsiye edildiği ve Voonka Collagen ile de olumlu yorumları görünce satın almıştım. Fiyatı 85 TL civarındaydı indirimde...

Voonka Collagen Hyaluronic acid 32 tablet -Tip 1 Balık Kollajeni 

*Hyaluronic acid, C vitamini desteği 
* 32 Tablet 
*İlaç değildir 

İçerisinde biotin,  çinko, bakır, selenyum bulunmaktadır.  
 
Etkisini çok zayıf gördüğüm bir takviye edici gıda oldu ne yazık ki... Saçlarım mevsim geçişi dönemine kendince daha yumuşak geçiş yapmasını istediğim için (çünkü mevsim geçişlerinde ciddi manada dökülüyor) ürünün, dökülmeyi azaltacağını düşünmüştüm.  Ne yazık ki hiç bir etkisi olmadı.  Rengi pembe biraz boyutu büyük ama içmede sıkıntı yaşamadım.  Cilt parlaklığı canlılık gibi bir durum da siz konusu olmadı. Kas ağrıları içinse küçük ağrıları azalttığını hissettim. Ancak benim ilk kutu yorumum söyle bir durum var ki iki ve üçüncü kutuları da kullanıp etkisini görebileceğiniz belirlenerek de var. İki ve üçüncü kuru için memnun kalmalıyım ki satın almalıyım.  Solgar etkisinin değerini anladım belki içerik farkından dolayıdır.  Solgar içeriği tavuk kıkırdak kolajeniydi voonka ise balık kolajeni. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı... 

7 Mayıs 2021 Cuma

DENEBUNU NİSAN AYI KUTUSU


Gelecek hafta bayram, zaman ne çabuk geçiyor öyle değil mi !!! Nisan ayı aslında o kadar uzun süren bir ay gibi geldi ki bana. Mayıs ayı ise yaz mevsimine alıştırıyor sanki. Adana sıcakları denilen o sıcakları gün içerisinde 35 derecelere ulaşsa da gece serinliği huzur veriyor.  
Geçen ay denebunu Nisan kutusu çıkınca çok şaşırmıştım hem de kutu yayına girdikten 2 gün sonra çıktı. Yeni sistemde ne yazık ki çıkan ikinci kutum bu kutu. Ne diyelim...
Kutu içeriğinde paylaştıklarım orijinal boy diğerleri ise tester ürünlerdi. (La Roche-Posay Effaclar Duo+Bakım kremi/2ml , persil yüksek performans hijyen sıvı çamaşır deterjanı(110 ml), vernel max taze gül (48 ml) gibi ..)



U GREEN CLEAN LİKİT SABUN (250ml)

*Fosfat, SLES, SLS, Klor, Paraben içermez.
*Hammadelerin üretiminden itibaren tüm aşamalar ekolojik sertifikalıdır.
*Bitkisel ve doğal hammaddelerle üretilmiştir.
*Petrol ve hayvansal kaynaklı ham maddeler içermez.
İçeriğinde tüm hammmaddeler doğada biyolojik olarak parçalanır.
*Çevre ve cilt dostudur.
 


*Tüm cilt tiplerinde güvenle kullanılır. Hassas ciltlere uygundur.
*İçeriğinde organik portakal yağı sayesinde ellerinizde sakinleştirici ve ferahlatıcı bir temizlik hissi sağlar.
*Kalıntı bırakmaz.


Nescafe 3'ü 1 arada Keyf-i Türk (2 adet)
Aslında kutu içerisinde en çok sevindiğim Keyf-i Türk,  Türk kahvesinin sütle harmanıydı. 
Likit sabun içeriği oldukça temiz ve portakal yağı bulunduğunu görünce çok mutlu oldum. Şu sıra çok fazla elimizi yıkıyoruz öyle ki pazardan, marketten alışveriş sonrası ürünleri dezenfekte ettikten sonra gelen poşetleri bile balkonda beklettikten sonra kullanırken ellerimiz çok fazla sabun kullanmaktan kuruyor ne yazık ki... U GREEN CLEAN LİKİT SABUN içerik ve koku açısından güzel bir ürün fakat ellerimi yıkadıktan sonra ellerimdeki o kuruma hissi hoşuma gitmedi. Ferahlatıcı temizlik hissi verdiği cümlesine ise katılmıyorum ne yazık ki... 
Keyf-i Türk kahvesi ise İftar sonrası denedim. Ambalajını çok beğendim. Türk kahvesi günde bir fincan mutlaka içen bir insanım. Sütlü kahve genelde annem sever. Paketi açtığımda kahve kokusu buram buramdı. Şekeri de orta şekerli gibi. Sütlü Türk kahvesi tadının biraz yapay olacağını düşünmüştüm ancak tadı beklediğimden daha başarılı.
Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı...


 

1 Mayıs 2021 Cumartesi

DÜNYA OKULU/SALMAN KHAN


 Herkese, her yerde ücretsiz eğitim... Sizce mümkün olabilir mi? Toplumun her kesiminden bireylere dünya standartlarında bir eğitim sunmak; Khan Academy'nin amacı bu. Bir öğretmen olarak daha doğrusu atanamayan bir bilişim teknolojileri öğretmeni olarak dünyadaki eğitimi, eğitime sunulan yenilikçi düşünceleri, alternatif seçenekleri elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Artık geleneksel eğitim ile geleceğe bir bakış pek de mümkün görünmüyor. Dünya teknoloji de çok büyük adımlar atarken ülkemizde de eğitim ve teknoloji hala ilerleme konusu ve ne yazık ki hala temel sorularla boğuşuyoruz.  Kitaptan bir alıntı paylaşmak istiyorum. "Teknolojiyi değiştirip öğrenme yöntemini aynı tutarsanız, kötü uygulamaya iyi para harcıyorsunuz demektir…Sınıfı yeniden şekillendirmediğiniz sürece, ipad bir sınıfta öğrenme aracı değildir.(sf.108)" Dünya Okulu kitabı yazarı ve Khan Academy kurucusu olan Salman Khan bu kitapta Khan Academy'nin kuruluş aşamalarını ve son durumda gelinen noktayı anlatmakta. Kitap dört bölüme ayrılmış; birinci bölüm olan Öğretmeyi Öğrenmek, ikinci bölüm Parçalanmış Model, üçüncü bölüm ise Gerçek Dünyada son olarak dördüncü bölüm de kitaba adını veren Dünya Okulu bölümü. 

Bir eğitimciden daha çok meraklı bir okuyucu motivasyonun da kitabı okudum ve bitirdim. Her öğretmenin okuması ya da eğitim camiasındaki herkesin okuması gerektiğini düşünmüyorum. Aksine öğrenme ve büyük adımlar atmak konusunda hevesli aslında farklı soruların cevaplarını arayan, sorgulayan ve önemli noktaları görerek geleceğe yön vermek isteyen herkes okuyabilir. Nitekim eğitim dünyasına farklı bir soluk getiren Khan Academy kurucusu da; aslında eğitimden farklı bir alanda çalışırken kuzeni Nadia'nın matematik dersindeki (şunu da belirtmekte yazar; Nadia son derece başarılı da bir öğrenci) bir sınavdan aldığı düşük not neticesinde matematiğe olan isteği kırılınca ona özel ders vermek ile eğitim dünyasına girmiştir. Nadia ile farklı eyaletlerde yaşadıkları için özel dersleri belirli bir süreye bağlı olmadan iki tarafında uygun olduğu zaman dilimlerinde isteğe göre gerçekleştirmişlerdir. Derslerin ünü yayıldıkça özel ders almak isteyenlerin sayısı artmış yazar; farklı zaman ve farklı mekanlardaki öğrencileri için dersler kaydetmeye başlamış ve bunları Youtube'a eklemiştir. Bir site kurmuş bu site temelde oldukça basit olmasına rağmen öğrencilerin başarı motivasyonlarını artırarak herhangi bir bekleme zorunluluğu olmadan konuları da çalışma imkanı vermiştir. Tabi sonraları bu site geliştirilmiş; ücretsiz olmasının sebebiyle bağış ile ilerleyen bu Academy'e Bill Gates gibi önemli bilim insanları da yatırım yapmıştır. Yazar, dünyanın her yerinden mektup, e-mail aldıklarını teşekkür edildiğini de bildirmeyi ihmal etmiyor.

Kitapta geleneksel eğitimin; Hayatı boyunca öğrenci pasif olmayı-düzgün oturmayı, bilgiyi alıp papağan gibi tekrarlamayı-öğrenmiş. Şimdi tümüyle etkin olması, zorlandığı yerleri kendi teşhis etmesi ve aktif biçimde bunların çözümlenmesini sağlanması isteniyor.(sf.53) şeklinde belirtiliyor. Bu cümlelere katılmamak elde değil; X,Y,Z kuşağı derken bu kuşakları aynı yöntemlerle eğitime dahil edip onlardan başarmalarını istemek adil gelmiyor. Hatırlıyorum da 40 dakikalık derslerin bitiş zamanı için saate bakmaktan kendimi alamazdım. Dersin son dakikaları geçmek bilmezdi. Peki ne yapılmalı? Yazar bu soruya adeta cevap verircesine; Öğrenciler aktif olarak ele almaya cesaretlendirilmeli. Bilgiyi yalnızca almakla kalmamalıdır; bir şeyin nasıl olduğunu kendi kendine keşfedilmelidir. Bu elde edinilecek çok değerli bir alışkanlık çünkü modern iş dünyasında kimse size hangi formülü kullanacağınızı söylemiyor; başarı, problemleri yeni ve yaratıcı biçimlerde çözmekte yatıyor(sf53) iş dünyası denilen olgu benim için düzenli olmasa da okul sonrası bir anda kendinizi büyük bir kalabalıkta, koşturan insanlar arasında ne yapmanız gerektiği sorularıyla baş başa buluyorsunuz. Öğretilen teorik bilgilerin uygulanma aşamasına geçmek bu kadar uzun sürünce o bilgilerin unutulma durumu da oluyor. Pandemi de gördük ki geleneksel eğitim anlayışı ile eğitim sistemimiz sürdürülemez. Ya da bu anlayışa yenilikçi yamalar yapılarak temel problemler göz ardı edilemez. Yine yazarın belirttiği gibi; "Bugünün dünyasının yaratıcı, meraklı, kendi kendine yönlendirebilen, ömrü boyunca yeni şeyler öğrenebilecek, yeni fikirler bulup bunları uygulanabilecek bir iş gücüne ihtiyaç var.(sf.74)" 

Yazar eğitimin asıl önemli görevinin; çocuklara nasıl öğreneceklerini öğretirken onları öğrenme isteğine yöneltmek, merakı beslemek ve onları cesaretlendirmek olduğunu belirtiyor. Hayal ettiği dünya okulunun ise teknolojiyi kendi başına bir değer olarak değil, kavramsal bilgiyi artıran, kaliteli ve güncel eğitimi taşınabilir yapmak olduğunu söylüyor.

Evet, ülkemizde hala internet altyapısı

 problemleri, akıllı tahta ya da bilişim

 laboratuvarları sıkıntıları var. Ancak

 gördük ki teknoloji tek başına bir ders

 veya bir nitelik değil. Bilgi çağında,

 zorunluluk ve her ders için ayrı ayrı

 öneme sahip. 


Şimdilik yorumlarım bu kadar. Sizlerin de

 yorumlarınızı beklerim...

23 Nisan 2021 Cuma

GARNİER MICELLAR GÜL SUYU

                         
             Mevsim baharı geride bırakarak adeta yaza göz kırpıyor. Yaz çok sıcak ama sene seneden daha sıcak sanki... Sıcak da değil müthiş, boğucu bir nem. Böyle havalarda işte canım hiç bir şey yapmak istemiyor bu yüzden kendimi motive ediyorum, ayağa kalk yapman gerekenleri erteleme!!! Ne öncesi ne sonrası şimdi!!! Erteleme... Son zamanlarda makyaj yapmasam da Garnier makyaj temizleyici masamda durur daima. Çeşitlerini kullansam da micellar gül suyu memnun kaldığım hem cildimdeki makyaj kalıntılarını daha iyi temizlemesi ile hem de kokusunun güzelliğiyle,  bana bittiğinde bir daha almalısın dedirtti.
                        
GARNİER MICELLAR GUL SUYU MAKYAJ TEMIZLEYICI 

          Solgun ve Hassas Ciltler için 

*Makyajı temizler

*Işıltı verir 

*Cildi arındırır 

Farkı nedir?

*İçeriğindeki micel tanecikleri içeren formülü ile, cildi makyaj, kalıntı ve kirlerden arındırır, micelin mıknatıs etkisi ile cildi o ovalamaya gerek olmadan arındırır. 

*Gül suyu içeren hoş kokulu formülü ile cildinize ışıltılı bir görünüm sağlar. 

Optimum toleransı ile hassas ciltler dahil tüm ciltler için uygundur . 

Bir öncesinde Garnier argan yağlı makyaj temizleyici kullanmıştım.  Kıyaslama yapacak olursam gül suyu micellar daha çok memnun kaldığım bir ürün oldu, o yağlı hissi bırakmadı.  Belki mevsimsel etkilerin de katkısı vardır bu duruma. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı...