24 Ocak 2026 Cumartesi
IDOL I DİZİ YORUM
17 Ocak 2026 Cumartesi
SHIFFA HOME CASTOR OIL
Güzel günlerin başlangıcı olsun. Bir söz vardır; zamanı durdurmak mümkün olmasa da zamanını yönetebilirsin... Bu sözde ne kadar haklılık payı var bilemem ama son zamanlarda büyük bir kararsızlık içinde olduğumu hissediyorum. Ne diyelim; yeni sene belki bu sefer güzel yüzünü gösterir.
Bu yazımda ama sizlere memnun kaldığım ve detaylıca sonuç görmek istediğim için yazısını biraz beklettiğim Shiffa Home hint yağı/Castor oil den biraz bahsedeceğim. Hint yağının saymakla bitmeyen faydaları olduğunu biliyordum, kullanmadan önce. Ama cildim o kadar hassaslaştı ki ne kullanırsam biraz korkarak bakıyorum alerji, kızarıklık yapmazsa devam ediyorum. Örneğin kantaron kas ağrıları için kullandığım bir yağ idi hatta biraz saf zeytinyağı da. Ama zeytinyağ pahalılığını bir köşeye alıyorum kantaron daha düzenli olarak kas tutulmalarında ve mutfakta küçük kazalarda kullanıyorum. Eskiler kılıç yarasına bile kantaron iyi gelir derlermiş ama saf, güvenilir bir kantaron bulmak da artık zor.
Hint yağı da cilt kuruluğu için aklımda olan bir doğal yağ idi. Bacakta ve kolda mevsim değişikliği ile birlikte hissedilen kurumalar dikkatimi çekmeye başlamıştı. Ek olarak da küçük kas spazmlarına iyi geldiği için tavsiye ediliyordu. Shiffa Home Hint Yağını indirimli şekilde 79 liraya satın almıştım. Sizlerde indirimde görürseniz incelemenizi tavsiye ederim.
Ürün tanıtım yazısından;
*Hint yağı ağacı 10 metreye kadar büyüyebilen bir ağaçtır.
*Yaz aylarında oluşan tohumların sıkılmasıyla hint yağı elde edilir.
*Tohumları ricinoleik asit, alkaloit ve E vitamini içerir.
*Her gün kirpiklere uygulandığında kirpiklerin beslenmesine katkıda bulunur.
*Kuru ciltlerin nemlenmesine yardımcı olmak için kullanılabilir.
*Ayrıca saç bakımında diğer aromaterapi yağlarıyla beraber veya tek başına kullanabilir.
Kullanıcı yorumlarım ise; gece uykuda çenemi sıkıyorum ne yazık ki. Gece plağı da kullanıyorum ama sabah uyandığımda ağrıyı size tarif edemem ya da korkuyla büyük lokma yediğimde ironi gibi evet ama ne yazık ki gerçek çenem bir anda reaksiyon verip ağrıdan mahvedebiliyor. Geçen sene fizik tedavi uzmanı boyun ve omuz kasları rahatlattığında çenem de yaz boyu beni çok yormamış, üzmemişti. Ama tabi stres, sıkıntı ile birlikte sıkma devam ediyor ve botoks beni biraz ürkütüyor. Bende hint yağını hafta da 2 kez boyun bölgeme ve biraz omuzlara doğru olan o alanda kullanıyorum. Uyku kalitemi sanki biraz rahatlattı. Kişiden kişiye elbette değişebilir ama böyle bir faydası oldu. Ek olarak cilt kuruluğuna evet iyi geliyor cümlesini kurabilirim. O pul pul dökülmeler ve kuruma hissi çok azaldı.
Son olarak ise; yediğimiz bazı yiyecekler hazımsızlık yapabiliyor. Kişiden kişiye değişmekle birlikte olgunlaşmamış muz, lahana örneğin hazımsızlık yapabilir. Geçenlerde hazımsızlık ve karın ağrısı yaşadığımda zihnimde kalmış, karın bölgenize masaj ile hint yağı uygularsanız sizi rahatlatacaktır diye; pek inanmıyordum ama işe yaradı. Çok mutlu oldum böyle olunca.
Bu ürün hakkındaki tek olumsuz yorumum kapağı... İç kısmı korunaklı zaten dış kapağı da öyle bir sistemle ki üstte bastırıyorsunuz yine zor açılıyor müthiş bir kilitleme sistemi tasarlamışlar :)
Şimdilik yorumlarım bu kadar sizler kullandıysanız eğer ya da başka doğal yağlar hakkında yorumlarınız var ise mutlaka beklerim önerilerinizi...
1 Ocak 2026 Perşembe
2026'da Ne Giyiniyoruz?
Yeni bir yılın ilk günü; notlar alındı mı? Kararlar; hayal panoları, oda düzeniniz; ilişkiler hepsi için yeni bir başlangıç zamanı. Stiliniz peki? Sizlere yeni yılın ilk gününde paylaşmak istediğim bu yazı da minik tavsiye ve iyi dileklerim yer almakta. 2026 yılı moda dünyasında bir denge ön planda. Karmaşık, çok renkli belki de uyumsuzluğun değil bu yıl konfor ve stilin dengesi daha çok ön planda. Özellikle günlük giyim stilinizde hem rahat hem de şık görünmek isteyenler için kazak ve sweat etek kombinleri yılın en popüler trendleri arasında. Sizlere fikir edineceğinizi düşündüğüm bazı kombinleri pinterest ile paylaşıyorum. Pinterest'te sıkça karşımıza çıkan bu kombinler dikkat çekici etkili detayları ile kalpleri fethediyor.
Konfor ve rahatlığı buluşturan sweat-etek, sweat elbiseler ile sweatlerin artık rahatlık özelliğini bir seviye daha yükselterek trend ve cool görünüm için de imkan sağladığını görmekteyiz. 2026 yılında da ;
*Yüksek bel kesimler
*Midi ve mak-xi boylar
*Yumuşak dokulu pamuklu kumaşlar
*Düz renkler(bej, kahverengi, gri, kırık beyaz) öne çıkıyor. Spor ayakkabılarınız ile ya da chunky botlarla kolaylıkla kombinleme imkanınız olabilir.
Ve bir diğer denge; oversize kazaklar... Öncelikle oversize kazakların favorim olduğunu söylemek istiyorum. Çok üşüyen birisi olarak... Ayrıca oversize kazaklar, etekler ile bir araya geldiğinde hem rahat hem de çok da uğraşılmamış böyle zahmetsiz bir şık görünüm sağlıyor. 2026’da;
*Düşük omuzlu kazaklar
*Boğazlı ya da yarım balıkçı yaka modeller
*Dokulu örgüler
*Pastel ve toprak tonları tercih edilebilir. Kazakların yüksek bel etekler ile ya da eteğin içine hafifçe sokulması gibi kombinler trendi güçlendiriyor.
Peki bu kombinlerinizi nasıl tamamlarsınız?
Küçük dokunuşlar ile kombininizi başka bir seviyeye çıkarabilirsiniz. Modern şehir stilinizi tamamlamak için;
*Deri ya da süet çantalar
*Kalın tabanlı sneaker’lar veya UGG tarzı botlar
*Altın tonlu minimal takılar
*Şapka veya atkı gibi aksesuarlar gibi detaylar ile bir Pinterest kızı olabilirsiniz.
2026 yılında kazak ve sweat kombinleri, günlük kullanımda hem de gün içerisindeki aktivitelerinizdeki kombinlerinizi; zamansız ve minimal asil bir şıklık oluşturan parçalar olarak öne çıkarmaktadır. Bu yılın Pantone rengi de biliyorsunuz Cloud Dancer; yumuşak beyaz, beyaz tonları bu rengi de kombinlerinizde kullanabilir ve trendy görünümüzle ile stil imzanızı atabilirsiniz.
Yorumlarınızı beklerim...
16 Aralık 2025 Salı
Isana Deodorant Krem: Ter kokusuna veda
Aralık ayı tamamlanma ayı gibi sanki. Noktalanması gereken her şeyin artık vaktinin geldiğini anlatan, kış ruhuna sahip bir ay. Bu ayı seviyorum. Başka bir yazının konusu ama toksik arkadaşlık hakkında yazı yazmıştım ve çok şükür ki bu ay daha net anladım. İnsanların değişmeyip maskelediği yüzlerini Allah net bir şekilde gösterdi. Bundan sonrası için duam Allah kalbi kötü, riyakar insanları hayatıma dahil etmesin.
Neyse bu yazımda sizlerle yaz sürecinde kullandığım ve kasım indirimlerinden de satın aldığım ISANA deodorant kremden bahsedeceğim.
Günlük bakım rutininde deodorant seçimi, hem konfor hem de özgüven açısından önemli bir yer tutmakta. Ciltle uyumu ve gün boyu sağladığı ferahlık hissi ile ISANA deodorant krem (50 ml) favorim oldu. Isana katı roll-on deodorantlar, pratik kullanımı ve güzel kokusu ile öne çıkıyor. Bende bu ürünü Temmuz ayında özellikle belirtiyorum tavsiye üzerine kullanmaya başlamıştım. Oldukça bereketli bir ürün olduğunu söylemeliyim.
Katı roll-on deodorantlar, aşina olduğumuz klasik sıvı roll-onlara kıyasla yoğun bir yapıya sahip. Uygulanması pratik, koltuk altına ince bir tabaka halinde yayılır ve hızlı kurur. Bu özelliği sayesinde yapışkan bir his oluşturmadan rahat kullanım imkanı sunmaktadır.
Son zamanlarda memnun kaldığım Isana ürünlerini sizlerle paylaşmayı çok sevdim. Uygun fiyatlı ve fiyatının hakkını da veriyor. En son ben indirimden 130 liraya almıştım. Daha önce tabi daha uygundu. Temmuz ayında bu ürünü kullanmaya başladım; Adana sıcağında terleme hissi olsa da koku neredeyse hiç olmadı. Çok şaşırmıştım; özellikle güzel bir parfümle iyi bir uyum sağlıyor. Kış döneminde ise deodorant kremin o çiçeksi kokusu da rahat hissediliyor.
Ürün bilgisi olarak şu" Soydum Bikarbonatlı Deodorant Krem, Ter ve kötü kokulara karşı 24 saat etkili koruma sağlar. Badem yağı ve shea yağı içeren formülü ile cilde bakım yapar. Cilt uyumluluğu dermatolojik olarak onaylanmıştır. Vegan üründür." bilgisi verilmiş.
Isana katı roll-on deodorantlar günlük bakım rutininde pratiklik ve ferahlığı bir arada arayanlar için şans vereceğiniz bir ürün olabilir. Cilt tipinize uygun olarak farklı seçenekleri değerlendirebilirsiniz.
Siz bu ürünü kullandınız mı; yorumlarınızı bekliyorum.
8 Aralık 2025 Pazartesi
ZARA APPLEJUICE CRUSH
1 Aralık 2025 Pazartesi
YVES ROCHER KIRILMA KARŞITI/ISI KORUYUCU SERUM
2 Kasım 2025 Pazar
YENİLENEN SERİSİ İLE YVES ROCHER GLOW ENERGIE
24 Ekim 2025 Cuma
KURT KANUNU
Uzun zamandır okuduğum kitapları sizlerle paylaşmadığımı fark ettim. Aslında bir kitabı; konsantre olarak okuyamamıştım. Hep söylerim; kitaplar sizi çağırır kendi zamanında... Kemal Tahir kitapları özellikle Esir Şehrin İnsanları serisini yazılarımda sizlerle paylaşmıştım. Eğer okumadıysanız birinci cilt okumanızı mutlaka tavsiye ederim. Muhteşem bir başlangıç; İstanbul'un işgal dönemlerini Yakup Kadri'nin Sodom ve Gomore romanından hatırlasam da bambaşka bir açı... Sonrası ise sanırım biraz daha klasik. Gelelim Kurt Kanunu kitabına;
Kitap Tanıtımından;
"Kurtlukta düşeni yemek kanundur" korkusunu enselerinde hissederek yaşayan, köşeye kıstırılmış kendileriyle ve geçmişleriyle, içinde bulundukları zamanla hesaplaşan insanlaır anlatıyor Kemal Tahir, Kurt Kanununda... Cumhuriyet'in en bunalımlı dönemlerinden biri olarak değerlendirilen "İzmir Suiskasti"olayına karışan ve karıştırılanların dramı olarak da okunabilecek roman İttahatçılar arasındaki iktidar kavgasını ve tasfiye sürecini de acımasız bir yalınlıkla ve özeleştiriyle ortaya koyuyor.
Esir Şehir Üçlemesi'nde taşıdığı umudu Yol Ayrımı'nda yitirmeye başlayan Kemal Tahir, Kurt Kanunu'nda mücadelenin kime ve neye karşı yapıldığının pek de öneminin kalmadığı günleri ustaca betimliyor"
Kemal Tahir'in Devlet Ana olmak üzere bir çok eserini okudum. Samimiyetle belirtebilirim ki yazım dili kimi bölümlerde sıkıcı gelse de olayın akışı ve hatta ciddiyeti kitaplarının içerisine çeker okuyucuları. Ancak ara verdiğim yer yer okumayı kestiğim kitabı Kurt Kanunu oldu. Elime aldığım kitabı bir ay gibi bir süre ara ara okuyarak bitirmem en fazla 10 günde bitiririm. Kurt Kanunu bu anlamda benim için de bir ilk oldu. Bitirmem uzun sürdü. Ancak olayın anlatımındaki o gerilimi, duyguyu hissediyorsunuz. Yani giriş gelişme sonuç bölümünden gelişme kısmındaki mesafe oldukça uzun. Bu kitap Gazi Paşa'ya yapılmaya çalışılan İzmir Suiskasti'ni konu alıyor.
Kitabın ana karakteri Kara Kemal, Filinta Kemal olarak namlı bir eski İttihat subaylarından Abdulkerim. Karakter, Cihan Harbi'nde yer almış ve kurtuluş savaşı sonrasında devlette görev almış isim. Suikasta adının karışmasıyla geri dönülmesi mümkün olmayan, iç hesaplaşmalar, düşünceler... Yazar okuyucuya karakterin izleyicisi olmaktan çok daha fazlasını sunmakta...
Alıntılar;
"Düpedüz hayvan...
-Hayır, hayvana kurban olsun... Yılan bu... Engerek yılanı... Kurdun öfkelendiğini anlarsın. Demek insana yakınlığı var. Yılanın öfkesi anlaşılmaz!"
"Kaç yaşına girersek girelim, hiçbirimiz çocukluğu atamıyoruz üzerimizden."
"Durmak doğru değil(...)"
"Kurtlukta düşeni yemek kanundur..."
Sizler bu eseri okudunuz mu? Yorumlarınızı bekliyorum...
2 Ekim 2025 Perşembe
TRUE BEE BESLEYİCİ CASTOR ŞAMPUAN YORUMLARIM
Sonbahar serinliğini artık daha yoğun hissediyoruz. Belki biraz esintili havalar da başlamıştır. Bizim için sonbahar nem yok demek bu da yayla havası tadında sıcak ama bunaltmayan gece uyuması kolay havalar. Ancak bu hava değişimleri etkisini güzel gösterse de saçlar için pek de öyle olmuyor. Kuruyorlar ve neme ihtiyaçları daha fazla artıyor. Bu yazımda sizlere ne yazık ki tavsiye edemeyeceğim bir şampuandan kişisel kullanıcı yorumlarımdan bahsedeceğim.
True Bee Neme İhtiyaç Duyan Saçlar İçin Nem Desteği Sunan, Besleyici Castor Şampuan
Ürün Açıklaması;
*Kuru saçların ihtiyaç duyduğu nemi sağlayarak, daha hacimli ve canlı bir görünüm kazandırır.
*Unisex formülü ile herkes tarafından güvenle kullanılabilir, kadınlar ve erkekler için idealdir.
*Yoğun besleyici özellikleri sayesinde saçları derinlemesine nemlendirir ve onarır.
*400 ml'lik geniş ambalajı ile uzun süreli kullanım imkanı sunar.
*Yetişkinler için özel olarak geliştirilmiş yapısıyla günlük bakım rutininizin vazgeçilmez bir parçası haline gelir.
Gelelim kullanıcı olarak yorumlarıma; şampuanı satın almamdaki en önemli neden castor(hint yağı), hint yağının faydaları saymakla bitmez. Ancak saç için özellikle sağladığı nem ve doğal kan akışını güçlendirerek saç derisini daha sağlıklı hale getirdiği söylenir. Şampuanı da bu özellik ile ağustos ayının son haftası satın almıştım. İlk üç kullanımda hiçbir etki hissetmedim. Hatta nötr olması iyi en azından saçlarımı dökmedi diye düşündüm ama dördüncü kullanım ile saç derimde inanılmaz bir kaşıntı duş sonrası; hatta boynumda bile sivilce oluşumu gözlemledim. Yine de dedim kullanacağım bakalım derken ön saç diplerinde pul pul dökülme görmeye başladım.
Hassas saç tipiniz var ise ya da değişimlerden hemen etkilenebiliyorsa kullanmanızı tavsiye etmem. Ek olarak beşinci kullanımda içeriğinde çökmüş çamur gibi pelte şampuanı kullanmak için sıktığımda geldi.
İçeriği temiz ürünler bulmak artık imkansızlaştı. Ya da artık cildimiz çok hassaslaştı ama böyle giderse kendim doğal şampuanımı yapacağım artık. Yani duştaki lif aşamasını özellikle şampuan sonrası gerçekleştirmeye başladım ki sivilce oluşumu olmasın diye ama görüyorum ki rutinimde değil ürün iyi gelmedi.
Siz bu şampuanı kullandınız mı? Yorumlarınızı bekliyorum...
20 Eylül 2025 Cumartesi
TEAM JEREMIAH, TEAM CONRAD?
Team Jeremiah, Team Conrad? The Summer I Turned Pretty sezon 3 bitti. Biliyorum biraz geç kaldım yazmakta ama bu sezonu bitirmekte biraz zorlandım. Son sezon Belly karakterinin geçirdiği dönüşüm, iki kardeşten hangisini seçeceği ve Paris... Sanırım romantik dizilerde Paris'in oldukça özel bir yeri var. jenny Han'ın çok satanlar listesindeki kitabından uyarlanan bu dizi oldukça popüler. Dizi sinematik bir çekim kalitesine sahip daha önce de ilk iki sezonu yorumlamıştım. Çekim kalitesi ciddi manada diziye bir sinema filmi kalitesi ekliyor. Bu anlamda sevdiğimi söylemeliyim. İlk iki sezonu izlemek oldukça keyifliydi. Üçüncü sezon Jenny Han'ın yine "We'll Always Have Summer" adlı kitabına dayanıyor. Ve bu son sezonda aşk üçgeninin düğümü çözülüyor. Belly'in kendi benliğini bulduğu bu son sezonun son iki bölümünde Paris'i de izliyoruz.
İzlemeyenler için spoiler uyarısı vermeliyim. Bu yazımda sizlere ilk 2 sezonu izlemeyi kesinlikle tavsiye ettiğim dizinin son sezonundaki çözümlenen bir sonuca yer vereceğim çünkü. Belly çocukluğundan itibaren Conrad'a aşık ve ilk aşkı. Jeremiah ise küçük kardeş ve ikinci sezonda Belly ile bir ilişkiye başlarken bırakmıştık. Üçüncü sezonda Belly, Jeremiah'ın son sınıfta olduğu aynı üniversiteye başlıyor. İkilinin ilişkilerinin gelişimlerini, iniş çıkışlarını görüyoruz. Bu sırada Conrad ise asistan doktor olarak kendi yaşamında farklı şehirde. Jeremiah, Belly ile olan ilişkisinde ne yazık ki onu aldatıyor çünkü çok dertli!!! Okulunda dönem uzatmış açması gereken bir maili açmadığı için diyebilirim. Türkiye'de yaşayan bir üniversite öğrencisi için bu durum aslında yok artık kardeşim dedirtebilir :) Seyirci olarak hissettiğimiz ise Jeremiah'ın büyümediği aslında hala sorumluluk duygusundan yoksun olduğunu abisinin gölgesinde kalmasının onun psikolojisinde oluşturduğu sıkıntıları görüyoruz. Ancak herşeye rağmen; hani hiç mi yakınınız yok evlilik için yaşınız çok küçük durun bir diyen olmadığı için Belly ile evlenmek için düğün planlamasına başlıyorlar. Bu süreçte düğün detayları ayarlamaya çalışırken yanında Conrad var, damat kişisi onun yanında yok. Onu anlamıyor ve kişisel tercihlerini önemsemiyor. Bu arada Belly okulunun Paris'e göndereceği öğrenci listesinde ilk sıraya geliyor yani bir sene Paris'e okuyacak ama evleneceği için gitmemeye karar veriyor. Ne diyelim artık...
Düğün olmuyor ve Belly Paris'e gidiyor. Bu gidiş onun Paris'te geçirdiği zaman, kararsızlıklar, kendi benliğini keşfetme sürecinde onun içsel dönüşümünü görüyoruz. Onun ne istediğini bilmesi ile süreçteki düğüm de çözülüyor. Paris öncesinde Conrad onun hep yanında. Conrad'ın duyguları ve Belly'e olan hassasiyeti ve eski bağların gücünü görmemiz aslında güzel. Jeremiah için se döyleyebileceğim onun yaşadığı sıkıntı, öfke bilmiyorum hissedemedim. Seyirci olarak boşluğu kendi düşüncelerimizde doldurduk sanki. Son iki bölümde evet o da büyüdü başka bir ilişki ile dönüştü ama bir soru işareti olarak kaldı aklımda. Belly'in abisi Steven ile onun yakın arkadaşı Taylor ile olan ilişkisinin gelişimi daha netti. Hikayeyi de zenginleştirdiklerini düşünüyorum. Sezonu tek düze hissettim. Türk izleyiciler bilmiyorum bizim dizilerimizde hikaye sonucu belli olsa da o dramı o duyguyu isteriz değil mi? Kitap okumadım ama çok fazla paylaşım gördüm kimi seçeceğine ilişkin hatta Jenny Han Belly kendini de seçebilir şeklinde heyecan eklese de sonuca bildiğimiz bir son oldu. Yani bu sezonda gerçek aşkı bulmaktan ziyade önce kendini bulmak, özgürleşmek teması işlenmiş. Çok duygulandım, etkilendim diyebileceğim bir sezon olmadı ne yazık ki. Paris güzel, gerçekten farklı bir aura hakim. Bir yorum gördüm hatta Emily kaç sezondur Fransızca konuşmadı ama Belly bir yılda Fransızca konuşuyor diye, haklı, gülümsemeden geçemedim. Fransa bölümlerinin çok az olması hikayenin biraz sıkıştırıldığını da düşündürdü. Bir anda kendini seçmeye karar veren Belly, duygularını yaşamını anlamlandırıyor ve aslında büyüyor. Genç, özgüvenli bir kadın olarak seçimini yapıyor.
Kitap uyarlamalarında beklentimi yüksek tutmak isterim. Çünkü duygu yoğunluğu yüksek satırlardan gerçek dünyaya yakın bir canlandırma ile seyirciye sunulmasını dilerim. Zihnimde eksik olanın tamamlanması hoşuma gider. Ama üç sezon sonunda netleşen bir sonuca karşın hala eksik olan birşeylerin olduğunu hissettim.
Sizler izlediniz mi, Team Jeremiah Team Conrad? Hangi taraftasınız?
16 Eylül 2025 Salı
MINI COOKIE TARİFİ
25 Ağustos 2025 Pazartesi
Bon Appetit Your Majest Dizi Yorum
(Görsel Google Görsellerden Alınmıştır)
Güncel bir dizi önerisi ile geldim. Uzun zaman sonra kdrama izlemek sanırım bana da iyi geldim. Bu ara çok fazla şey hayatımda oldu iyisiyle kötüsüyle ancak şunu belirtmeliyim ki sağlık en önemli mihenk taşı. "Bon appetit your majesty" bu dizinin ilk adının daha farklı olduğunu hatırlıyorum ama bu isim de oldukça hoş geliyor kulağa. Yemek tutkusunu saray entrikasıyla harmanlayan bu güncel dizi de zaman yolculuğu yaşanmakta. Kulağa Mr.Quen dizisini çağırıştırıyor öyle değil mi? Oradaki karakterimiz de aşçı idi burada da Lim Yoona Michelin yıldızlı bir şef olma hayalini kuran bir şefimiz. Lim Yoona çok sevdiğim bir oyuncu. Love Rain dizisinde izlemiştim ilk olarak sonraki dizileri de oldukça kaliteliydi. Girl's Generation grubunun visual yani merkez üyesi görseli olan Lim Yoona grup üyelerinden oyunculuğa ilk başlayan üyeydi. Muhteşem bir oyunculuğu var diyemem ancak kesinlikle sahne ışığı onunla.. Netflix yapımı Bon Appetit Your Majest; zamanda yolculuk yaparak Joseon dönemine giden şefin o dönemde zalim bir kralla tanışması ile başlayan macerasının yemekleriyle kralın kendisine hayran bırakmasıdır. Ancak iki bölüm yayınlandı ve hemen izlediğim kadarıyla söyleyebilirim ki gelecekten günümüze giden bir kişinin şaşkınlığını Yoona çok iyi yansıtmıştır. İşte bu histir dedim izlerken. Kralla tanışması ve asla krala inanmaması ve talihsizliği... Kral rolündeki Lee Chae Min önceki dizisinden hatırlıyorum. Crash Course In Romance... Kendisi 2000 doğumluymuş. Yoona ise 1990 doğumlu ve Korelilerin asla yaşlanmaması inanılmaz. Hatta dizinin ikinci bölümünde şefimize Yeon Ji-Yeong(Lim Yoona) yaşı sorulduğunda 27 diyor kral yaşını hiç göstermediğini söylüyor. Bu diziyi sevdim; hayatınızdaki yoğunlukta dikkatinizi biraz dağıtabilecek ve güldürebilecek bir dizi. Diğer karakterimiz Kang Han-Na (Kang Mok-Ju) rolünde; o da kralın dördüncü eşi ama biraz entrikalı bir karaktere sahip. Bu oyuncuyu birçok dizide izledim. Daha çok yan karakter rolünde başka bir hikayesi vardı. Neden başrol değil hala anlamıyorum ama hem güzel hem de çok yetenekli bir oyuncu. Çift uyum, kimyasına gelecek olursam eğer; Yoona kendisinden yaşça büyük ve küçük birçok oyuncu ile çeşitli drama ve filmlerde yer almıştır. Kral ve şef aşkı kesinlikle izlenir ama Lee Chae Min ile yaş olarak kesinlikle söylemiyorum ama kimya da hafif birşeyler eksik gibi. Umarım diğer bölümlerde bu kimya artar. İlk bölümde Türkiye'den bir şefimize de yer verildi. Yaratıcı yemek yarışmasında şefimiz Hünkar Beğendi yaptı ama jüri Hünkar Beğenmezdi gibi bir eleştiri de yapmayı ihmal etmedi.
İzlemenizi tavsiye edebileceğim bir dizi. Ağustos ayının ilk haftası başlamasını dilerdim. Güncel dizilere genelde başlamamayım biriksin istiyorum bölümler; ancak Yoona'yı görünce dayanamadım. Eylül ayında düzenli izleyebilir miyim; bilmiyorum. Fırsat buldukça izleyeceğimden de eminim. Sizlerde izlemeye başladıysanız yorumlarda belirtebilirsiniz...
6 Ağustos 2025 Çarşamba
2025 YKS TERCİH
Doğru tercih? Üniversite sınav sonuçları açıklandıktan sonra zorlu bir başka süreç başladı ne yazık ki; 3 üniversite mezunu işsiz bir öğretmen olarak görüşlerimi paylaştığım bir blog yazısını sizlerle paylaşmak istedim. 1 Ağustos ile 13 Ağustos arasında ÖSYM'nin sitesinde yayınlanan 2025 YKS tercih kılavuzunu dikkatlice incelemeye başlamışsınızdır. Tercih sürecinin bitmesine kısa bir zaman kaldı çünkü. YKS bir maraton ve bu maratonun en kritik ve önemli aşaması ise tercih dönemi. Hangi üniversite, hangi bölüm ve hangi şehir? Kafanızda milyonlarca soru cevaplarını aramak için oradan oraya savruluyor. Anlıyorum... Tercih listenize son bir kez bakıp şu soruyu sordunuz mu? Pişmanlık duymayacağım bir şehir ve bölüm.... Ben üniversite sınavında sayısal alanda ilk 140 bin, eşit ağırlık alanında 25 bin ve sözelde ise 2.350 sıralama yapmıştım. Hatırlıyorum da o süreçte sıralamalar birden bire yükselmiş ne olduğunu anlayamadan herkes ama herkes benim aslında başarılı olmadığıma ilişkin konuşma hakkını kendisinde bulmuştu. Sonraki yıllarda sağlık bölümlerinde sıralamalar artmış olsa da ki benim girdiğim sene sağlık bölümleri için vakıf üniversiteleri dahil 10 bin sıralamanın arkası kesinlikle olmuyordu. Sayısal çıkışlı birisi olarak sağlık bölümlerinin gelmemesi büyük bir hüsrandı ve mühendislik için ise yapılan yorumlar; kadınlar için uygun olup olmadığı hala konuşulmuştu. Zaman ve algılar şimdiler de değişti tabi. Makine Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği ya da Elektrik elektronik mühendisliği tercihi yapmama izin verilmemişti. Gerçi sayısal da okumak istememiştim ama aile baskısı denilen unsurla çok erken yaşlarda ne yazık ki tanışılıyor. Bir çocuğun ilgi ve istekleri lise birinci sınıf sonrası aslında çok rahat anlaşılıyor. Sözel dersleri hiç görmeyen birisi olarak Edebiyatta 56 soru da 3 yanlış Tarih ve coğrafya da hiç yanlış yapmamıştım. Çocukluğumdan bugüne bu dersleri hala seviyorum hala seviyorum. İnsan sevdiği alanda bir şekilde akranlarından öne çıkıyor.
Bir ara daha uzun bir yazıda aile baskısı, saçma sapan öğretmen yönlendirme anılarımı anlatırım. Tercih sürecinde hem çok yalnız hem de çok baskı üzerimde olmuştu. Ne kadar acı 18,19 yaşlarında üzerinizde kaldırabileceğinizden daha ağır yükler yüklenip ilerlemeniz isteniliyor. Kötü bir süreçti hatırladığım süreç sonunda ise kendi sıralamamdan oldukça gerideki bir üniversite de tam burslu tavan puanı belirleyen kişi olarak Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği okumak zorunda kaldım. Üniversite görebileceği en yüksek sıralamayla o sene kabul almıştı ki sonraki yıllarda kabul ettiği sıralamalar inanılmaz gerideydi. Kendi tecrübelerime bu yazımda yer vermek istiyorum belki sizler benim yaptığım hatayı yapmazsınız. O süreçte Bilgisayar Mühendisliği yerine öğretmenliğin daha iyi bir fikir olduğuna karar verilmişti demek ki. İşin aslı ısrarla sınıf öğretmenliği tercih yapmam vurgulanmış bari istemediğim bir bölümde okuyacağıma en azından dört senemin geçtiği az da olsa ilgi alanımın olduğu bir bölümde okumak için ikinci tercihlerde mecburen yazdığım Yakındoğu Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği bölümü geldi. Dört sene sonunda 3.41 not ortalaması her sene yüksek onur belgesi ile mezun oldum. Ama okurken hep şunu düşünüyordum benim burada ne işim var. Geçiş yapsam ki her Kıbrıs'a gelen öğrencinin hayali ilk sene sonunda geçiş yapmak; İstanbul'a özellikle; bütçemi inanılmaz zorlayacaktı, yaşam pahalıydı çünkü.
Okul ise; hijyen bakımından gerçekten çok çok iyi bir üniversite, tuvaletlerde eksiksiz sabun ve diğer hijyen malzemeleri bunu belirtiyorum benim bir Çukurova Üniversitesi yüksek lisans durumunu da sizlerle paylaşmıştım, tuvalete girmeye çekiniyordum, çantamda sabun bulunduruyordum. İnanamamıştım nasıl sabun olmaz diye... Neyse; ulaşım sıkıntı olsa da öğrenciler dönem başında etkinlik ücreti adı altında burslu öğrenciler de dahil bir miktar para ödüyordu yanlış hatırlamıyorsam dönemlik 65 Euro. Şimdi ki normal kurla bile Türk lirasına çevirsek yine uygun oluyor. Okul otobüslerine ücretsiz binebiliyordunuz. Çoğu gitmeniz gereken yer için okul otobüs saatlerini bekliyorduk okula gitmesek bile yakın yerlerde inebilmek için. Taksi için de öğrenciyiz :) çok nadir de olsa Türkiye dönüşlerinde havalimanından eve uygun bir fiyatla yine Türkiye'ye göre eve güvenle gelebiliyorduk. Güvenlik demişken KKTC gerçekten çok güvenli bir ülke. Ev arkadaşım oldukça dalgın bir insandı telefonunu okulda unutur ve ertesi gün aynı yerde yine bulurdu. Anahtarı kapımızın üstünde unuttuğunu ve bir değil iki gün sonra benim fark ettiğimi bilirim. Özlediğimiz o güveni yeniden görmek güzeldi. Ancak yeme ve içme anlamında pahalılık inanılmaz gelmişti bana o zaman. Adana'dan geldiğim için yadırgadığımda arkadaşlar İstanbul gibi fiyatlar diyordu. Gerçi şu anda Türkiye'deki inanılmaz pahalılık ile kıyasladığımda en azından daha normaldir diye düşünüyorum. Simit 2.5 lirayken orada 12.5 liraydı ve daha tek kelime etmeden kasada duran görevli burası Türkiye değil burada fiyatlar böyle dediğini hatırlıyoru. Genelde evde yemek yiyen hatta aç aç koşturarak eve giden bir öğrenci olarak Türkiye'den dönüşlerde kıyafetten daha çok çantamda erzak olurdu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üniversiteleri tercih yapacaksanız ufak bir tavsiye dondurulmuş annenizin yaptığı yemekler, kurabiyeler, poğaçalar çantanızda bulunsun.
Yurtta kalmadım, arkadaşlarımın anlattığı toplu yaşamda illa ki sıkıntılar oluyor ama evde kalmak da zor gerçekten. Önce dört kişi sonraki 3 sene iki kişilik ev paylaştım. Kirayı ödemeyenler, fatura geciktirenler, mutfak masraflarına katılmak istemeyenler derken çok yorulduğumu hissetmiştim. Fark ettiyseniz dersler yordu demiyorum yaşam yormuştu. Ülkemizde hangi şehirde yaşıyorsanız yaşayın çok moralim bozuldu yürümek istiyorum bir markete bilmiyorum alışveriş merkezine gitmek istiyorum dediğinizde gidebilirsiniz rahatlıkla. Benim mezun olacağım zaman bir market daha açıldı diye sevinmiştim düşünün. Lefkoşa başkent, tarihi yerlerini mutlaka görmenizi tavsiye ediyorum. Ama tam adanın ortasında olduğunuz için elips bir yörünge ile yeniden ayrıldığınız yere dönebilirsiniz ve bu ada psikolojisini de yüklüyor. Hep adada kalacağım buradan gidemeyeceğim gibi... Deniz kenarı şehirlerden Girne, Gazimağusa'da okuyanlar daha az şikayet ediyordu öğrenci yaşamı konusunda. Girne bir tatil şehir olduğu için Lefkoşa'dan Girne dolmuş ile 20 dakika; kısa bir süre sonra deniz, oteller, kafeler Türkiye'ye yakın hissediyorsunuz bu şehirde.
Üniversite hocaları kılık kıyafetinize göre sizi yargılamadan size siz olduğunuz için değer veren insanlar. Bu anlamda üniversite de zorlanmazsınız. Ancak çok iyi bir bölüm tercihi etmenizi tavsiye ediyorum. Öğretmenlik hiç düşünmediğim bir meslekti ve kendimi istemediğim bir alanda büyük bir boşlukta bulmuştum. Saat 9 dersine hazırlanır giderdim çok 11 e kadar beklerdim ders iptal olmuş sonra geri dön eve. Bölümde Türkiye'den gelen öğrenciler az %80 KKTC vatandaşı öğrenciler olduğu için haber bize zor ulaşırdı.
Şimdilerde ise Türkiye şartları gittikçe öğretmenlik mesleği için zorlaşıyor. Neden atanamadın, sen çalışmadın atanamadın gibi mahalle baskısı bir kenara şimdiye kadar siz sormadan dahi özel okullarda çalışmalıydın önerileri (size maaş vermeseler bile) ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Bilişim Teknolojileri alanı dünyanın alfabesi olurken bölümün atama sayısı ülkemizde günden güne azalıyor. Bazı İmamhatip ortaokullarında da dersin kaldırıldığı belirtiliyor. 5. sınıf ve 6.sınıflar için zorunlu 7.sınıflar için seçmeli olan ders müdürler tarafında seçmelide seçilmiyor. Her sene ücretliden çağırılırım. Kimi okullar 16 saat kimi 22 saat için. Alabileceğiniz maksimum saat 22 saat. Birçok okulda bilgisayar lab kullanılmıyor ya da lab yok. Üniversiteye girdiğim sene Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri bölüm mezunları 40 lı puanlarla atanıyor deniliyordu. Büyük bir popülerlik vardı çünkü. Ama dört sene sonra durum değişti. Anlayış olarak da okullarda öğretmen olarak değil bir teknisyen olarak yer almanız bekleniyor. Müdürün, müdür yardımcısının bilgisayarları tamir etmeniz, bozulan yazıcıyı onarmanız ya da akıllı tahta problemlerini halletmeniz bekleniyor. Ben teknik lise mezunu değilim, üniversite de Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği eğitimi aldım. Yani yenilikçi yaklaşım dünyadaki gelişmeler ile yeni öğretim yöntemlerini uygulamak gibi. Tamir bilmiyorum ve neden bilgisayar tamir etmem gerekiyor anlayamıyorum. İhtiyaç halinde elbette yaparım, tecrübelerimi paylaşırım ama başka öğretmenler derse giriyor bende giriyorum. Ek yükümlülük beklemek neden? Herkes bilgisayar biliyor öğretmene ne gerek var diyen çok ne yazık ki öğretmen arkadaşla da muhatap olmuş birisi olarak anlayışlara şaşırmamam gerek. Ancak hala şaşıyorum bu da benim saflığım.
Ücretli Öğretmenlik en son Ocak ayında ağır bir enfeksiyon geçirirken hayatımda ilk kez bayıldım. Çünkü hasta olup derse gitmesem para alamayacağım kendimi hasta hasta sürükledim. Baygınlıktan hafif ayılırken öğretmenlerin benim hakkındaki düşüncelerini duydum; "öğretmenler odasına gelmiyor ders bitince hemen çıkıp gidiyor. Gözünde hep gözlük var gibi... "
O kadar üzülmüştüm ki vücuttaki iltihap oranı beş kata çıkmış ben o halde bile yazılıları hazırlayıp kimse mağdur olmasın dönem bitiyor diyerek müdür yardımcısına ilettiğimde, gelmeyeceksen rapor al denilmişti. Bende istifa ediyorum ayağa kalkamıyorum dediğim de geçmiş olsun dileği dahi belirtilmemişti. Adana bildiğiniz gibi kış mevsimi dahil Güneş memleketi. Lazer sonrası ışığa karşı aşırı hassasiyet ve göz kuruluğu olduğu için okul içinde değil elbette dışarıda takıyorum. Demek ki dikkatlerini çekmiş ve muhabbeti geçmiş ki sorsalar söylerdim. Öğretmenler odasına gelmiyorum tenefüste çocuklarla sohbet ediyorum. Dersten beklentilerini yeni teknoloji ürün ve oyunları; kodlama konusundaki bilgilerini konuşuyorum. Yüksek lisans sonrası çalışmak istediğim alanı belirlemek istiyorum. Gelin beraber konuşalım çocuklarla...İlginç bir deneyimdi. Ne diyeyim kötü özelliklerin yerini iyi özellikler toplumda yer alsın istiyorsak değişimi önce kendimizden başlatmalıyız.
Bu yüzden 18-19 yaşlarında olsanız da ne istediğinizi iyi düşünmeniz gerekiyor tercih sürecinde. Hiç tanımadığınız birileri, aile dostu kendine böyle vazife edinmiş tanıdıklar akıl verecekler. Yorum yapacaklar. Yapsınlar, aynaya baktığınızda kendinizi nasıl hayal ediyorsunuz. Nerde ve nasıl? Sevdiğiniz alan, sevdiğiniz yemek ve belki de olmayı dilediğiniz benliğiniz... Düşünmeniz gerekenler; popülerliğe aldanmanızı tavsiye etmem. Ülkemizde her an her şey değişebiliyor; ancak bazı mesleklerin durumunu da haber kanallarında görüyorsunuz. Sevdiğiniz bir alanda boşa geçirilmemiş dört sene belki beş sene ile en azından mutlu okudum diyebilirsiniz. Mutlu okudum ve kendimi geliştirdim. Vakıf olsun devlet olsun tercih edeceğiniz üniversitelerin öğrencilere sağladığı imkanlar (Erasmus şehirleri), derslerinize giren akademisyenlerin sizlere sağladığı kaliteli eğitim ve vizyon çok önemli. Tercih etmeyi düşündüğünüz üniversiteleri bizzat gidip görüşmeler yapabilirsiniz. Şehirleri, ev kiraları ya da yurt yaşam giderlerini hesaplamanızı tavsiye ederim. Hafta sonları çalışma imkanı ya da part time çalışma imkanlarını araştırabilirsiniz. Gelir olmasının yanı sıra size bir insan desteği de sağlayacaktır farklı alanlarda fikirleriniz gözlemlerinizi gelecekteki benliğinize pozitif anlamda katkı sağlamanızı destekleyecektir. Yorumlarım kendi deneyimlerim ve alanıma ilişkindi.
Şimdilik yorumlarım bu kadar; sizlerin de yorumlarınızı beklerim...
19 Temmuz 2025 Cumartesi
The First Night With The Duke Dizisi
(Görsel Google Görsellerden Alınmıştır)
Yaz döneminde izlediğim ilk kdrama sizlerle yorumlarımı paylaşacağım... Kore dizileri eskiden yeni çıkan güncelde olan gördüğümde mutlaka izlemeye çalışırdım. Şimdi daha çok seçiciyim sanırım.
The First Night With The Duke
Bu dizi aslında popüler bir Kore Webtoonuna dayanıyor. Hikaye; günümüzden bir üniversite öğrencisi okuduğu romantik-fantastik romanın içerisinde kendisini bulmasıyla başlıyor. Ana karakter, soylu bir kadın olan Cha Seon Chaek bedeninde uyanır. Rüya mı gerçek mi emin olamasa da hikayede kendi yolunu bulmaya kararlıdır. Çünkü hikayenin içerisine girdiği andan itibaren hikayenin seyri değişmiştir. Kendini korumak için bulduğu çözüm ise romanın en güçlü karakteri olan Dük ile yani prens Lee Beon ile bir gece geçirerek kaderini değiştirmek!
Fakat bulduğu çözüm ile işler sandığı kadar yolunda gitmez. Hikayenin ana kahramanı olan Jo Eun Ae ile arkadaş olduğunu düşünürken gerçek düşmanlarını tanımak için zaman geçirmek zorundadır. Ölümle sık sık karşı karşıya kalırken gerçek gücünü de fark edecektir.
Dizinin başrol oyuncularından
Ok Taec-yeon yani Dük hala aklımda 2PM üyesi olarak kalsa da çok başarılı dizilerde oyunculuğunu gösterdi. Kadın başrol Seohyun da Girls Generation grubundan oyuncu olmasını beklediğim en son üyeydi. Yoona ve Soo-young ve Yuri oyunculuk anlamında grupta öne çıkan üyelerdi öyle ki grup 2007 yılında çıkışını gerçekleştirdiğinde ki çıkış programlarını Youtube da izlediğimde hala duygulanırım çok sevdiğim ve popülerlikte Kore'de zirve bir gruptu. Yoona ilk çıkış yaptıkları zaman bile günlük yayınlanan bir dizide oyuncuydu ve tanınıyordu. Yuri ve Soo-young üniversitede oyunculuk eğitimi almışlardı. Seohyun ki son halini bu dizide görünce şaşırdım. Bu kızın sesi gerçekten güzel. Çalışma hırsı, planlayışı grubun en küçüğü olması dolayısıyla da grubun diğer üyelerinin şakaları olsun aklımda kalandı hatta. Şimdi çok değişmiş, estetik uygulamalar kişinin kendi isteği tabi ki çok saygı duyuyorum ancak zaten zayıf bir sanatçıydı. Neden daha çok zayıflama ihtiyacı ve botoks anlamıyorum. İfade donukluğu ve zorlanarak ağlamak gibi önemli detaylar oyuncunun o karakterinin seyirciye yansımasını gerçekten etkiliyor.
Dizi 12 bölüm çok kısa. İlk 8 bölüm kesintisiz izledim. Sahen atlamadan, Taecyon'un ses tonu olsun oyunculuğu olsun tarihi dizilerde neden sık sık oynamıyor diye düşünerek. Seohyun ise güzel bir kadın oyuncu ama oyunculuk anlamında daha farklı yapımlarda kendisini ilerleteceğini inansam da grubun diğer üyelerinin dizilerindeki rolleri gibi aklımda ne yazık ki kalmadı. Yoona; Love Rain dizisi, Sooyoung The Spring Day of My Life dizisinde oynadıkları karakterler hala aklımda.
Bugün diğer 4 bölümü de bitirir bitmez bu yazımı yazmak izlemek istedim. Eski Kore dizilerini özlediyseniz en azından ona yakın bir dizi; özellikle Cha Seon Chaek bir başbakan kızı olarak gücünü kullanmasa da üniversite öğrencisi modern dünyadan webtoon dünyasına giren birisi olarak fazla şaşırmadan hemen adapte olması güzeldi. Ailesi özellikle keşke daha fazla yer verilseydi dedim babası, annesi ve abileri ile ona bir aile olmanın sıcaklığını hissettirdiler. Dük yani Lee Beon ise acılı geçmişine rağmen ayakta durmak için kendisine bir zırh oluşturmuş güzel bir karakterdi. Onun arkadaşı ve aslında kadın başrol olan Jo Eun Ae ise izleyici olarak bir kötülük bu kızdan çıkar diye hissetsek de o kötülüğün nedeni tam olarak anlatılmadı diye düşünüyorum. Jo Eun Ae'ye zorbalık yapan kötü karakter bir başka karakter ise dizinin son iki bölümünde çok tatlıydı. Karakterin Cha Seon Chaek'un abisi ile etkileşimleri izlenmeye değerdi.
Benim için 6.5/10 bir diziydi. Yaz aylarında vaktimi almayacak izlerken de hikayenin hızlıca aktığı mini bir klasik dizi izlemek istiyorum derseniz izlemenizi tavsiye ederim.
Yaz mevsiminde sizlerle paylaşmak istediğim diziler var. Kısa süreliğine bir sene önce yüksek lisansımı bitirdiğim Gazi Üniversitesi'nden diplomamı almak için Ankara'ya gitmiştim. Uçak bileti fiyatları eskiye kıyasla pahalı olsa mini Ankara turumdan sizlere bazı paylaşımlar Instagram'da yaptım. Orada da yorumlarda görüşebiliriz. Instagram adresim;






.jpg)
.jpg)



.jpg)







.jpg)