22 Ağustos 2019 Perşembe

ELİDOR SAÇ KREMİ YORUMLAMALAR


                                                 
                          ELİDOR/ SÜPER SAÇ KREMİ
   (Avokado ve Üzüm çekirdeği yağı özlü gür saçlar için)
   Saçların istediğin kadar kalın ve gür görünmüyor mu? Doğanın gücüyle saçlarına hayat gelsin!
*Avokado ve üzüm çekirdeği yağı içeren özel formülü sayesinde ilk kullanımdan itibaren saçlarınızın kalın ve gür görünmesini sağlar. İçerdiği koku incileri sayesinde saçlarındaki eşsiz koku uzun süre saçlarında kalır.
*Paraben ve renklendirici içermez.
*Avokado Yağı besleyiciliği ve nemlendirme özelliği ile bilinir. Üzüm çekirdeği yağı da güzel bir koku sağlayarak besleme ve koruma özelliğine sahiptir. 
*48 saat kalıcı koku ve yumuşaklık
Uygulama için: Şampuan sonrası, saç diplerine değdirmeden boylarına eşit miktarda uygula, saçlarına ise bolca sür. İyice durula. 

Denebunu'dan az ve öz çıkan kutulardan... Elidor şampuan ve saç kremi ikilisinden saç kremine bayıldım. Kokusu gerçekten 48 saat kalıcı. Ürün olarak vadedilen her bir detayı gerçekleştirmiş. Dönemsel olarak saçlarda kurumalar özellikle yaz mevsiminde olduğu için saça verdiği yumuşaklık hissinden biraz tereddütlüydüm. Ancak hem dolgunluk, hem de yumuşaklık hissi ile kalıcı kokusu ile oldukça memnun kaldığım bir ürün oldu. 
Şimdilik yorumlamalarım bu kadar. 
Beklerim yorumlarınızı...

19 Ağustos 2019 Pazartesi

ADANA YEMEKLERİ


Yaz yerini sonbahar yolculuğuna bırakmak üzere... Aslında sıcaklar belki aynı ama tahammül azalıyor. Belki de yaşlanıyorumdur kimbilir... Bahar aylarına özlem duymayı alışkanlık haline getirmeden ben yazıma döneyim. Adana yemekleri... Aslında çok geniş bir mutfağımız; sarımsaklı köfteler, içli köfteler, acılı dolmalar ve biraz farklı olmak üzere sokak lezzetleri tadında Şırdan... Bilmem hiç duydunuz mu? Biraz farklı bir lezzet. Benimde daima yiyebileceğim değil ama hadi bir değişiklik olsun gidelim yiyelim gibi cümlelerle yılda bir iki kez ancak yediğim bir Şırdan fotosu çekince yazmak istedim.







Koyun ya ada inek gibi geviş getiren hayvanların midelerindeki dört gözden sonuncusu Şırdan(şirden) ile yapılır. Bağırsaklara en yakın olan kısımdır. İçerisinde baharatlı pirinç vardır. Bir çeşit dolma içi gibi de diyebiliriz. Ağzı dikilmiş ve salçalı suda pişirilmiştir. Kimyon ile servis edilir. 



Bu lezzet ise mumbar dolmasıdır. Hayvanın kalın bağırsağı temizlenerek içi doldurulur.Yanında turşu ile servis edilir. Onun da içinde baharatlı pirinç vardır. Benim için ağır yemekler... Özenle temizlenmesi gerektiğinden temizliğine güvendiğiniz yerlerde yemenizi tavsiye ederim. 


(BİCİBİCİ)
Nişastanın pişirilerek gül suyu ile tatlandırıldığı bici bici; buzun rendelenmesi ve pudra şekeri ile servis edilen bir tatlı. Adana için oldukça eski olan bu tatlı aslında su an biraz daha sade ki normalde muz ve vişne ile de servis ediliyor. Meyve kısmını çeşitlendirebiliriz. Bu sıcaklarda soğuk tatlılar, içecekler kurtarıcı oluyor. Malum Adana... Kar, buz tatlılarda ve içeceklerde kullanılmasa da olmaz :)
Adana'nın mutfağı baharat ve acıyı dengeli kullanırken salata ürünlerinden de vazgeçilmediğinden sofra hem göze hem de mideye hitap ediyor. (Uygun fiyatlarla)Özellikle kebabın yanında verilen salatalarla bile doyabilirsiniz. Şu sıra yayla- Adana arası mekik dokuduğumdan farklı yemekler yazısı için sanırım sonbahar mevsimine nasip.
Güzel bir  hafta olsun... Beklerim yorumlarınızı... 

15 Ağustos 2019 Perşembe

HAYAT GÜZELDİR


Bayram bitti... Büyüdükçe bayram harçlığı konusunda sıkıntı yaşasak da 😄 (malum işsizlik) geldi ve geçip gitti bayram. Zamanın kumları avuçlarda saklanmayacak kadar değerli ve kararlı çünkü ... Sizlerin nasıl geçti bayram? Bu ara renklerin enerjisine verdiği pozitifliğe inanıyorum 😊 Yaz mevsiminin kendine has turuncu ve sarı rengi mutlu ediyor çünkü...
Yaylada olunca internet sıkıntısı çektiğimden bloguma
 sıklıkla giremesem de yazı paylaşmak istedim. 
Fotoğraf orman yürüyüşünden ... Doğayı bıkmadan kirletirken onun yalnızca bizlere cömert yüzünü göstermesinin ağırlığında üzücü bir yürüyüş oldu. Bayram dolayısıyla çöp toplanma olmasa da bu kadar kirletmek tamamen düşüncesizlik. En azından herkes kendi evini temizlese böyle olmaz sanırım . Ya da çöp kutusuna kadar muhafaza edip gidip atmak bu kadar zor mu ? Bilmiyorum benim küçücük yeğenim yediği şekerin kağıdını avuçlarında tutup çöp kutusu gördüğünde atarken kocaman insanların özen göstermemesi üzücü ...
 Umarım daha bilinçli olacağımız günler gelir ...


8 Ağustos 2019 Perşembe

SATRANÇ/STEFAN ZWEIG


Tanıtım yazısından...

Satranç; hastalığa varan bir tutkunun kitabı....
"Gestapo tarafından bir odaya kapatılan ve burada uzunca bir süre kalan Dr.B'nin hayatı bir gün, rastlantıyla eline geçirdiği bir satranç kitabıyla değişir. Kitap sayesinde satranca dair bütün incelikleri öğrenen Dr.B 'nin bu uğraşı büyük bir tutkuya dönüşür. Satranç oyuna olan tutkusu yüzünden zamanla beyim hummasına yakalanan Dr.B'nin hem hikayesini hem de vedasını konu edinir. "
Zweig kitapları akılda kalıcılıkta kendisine önemli bir yer edinmekte. Yazım dilinden belki ya da altını çizdiğim çok fazla paragrafların olması ile yazarın hayatını düşünmeden edemiyorum okurken... Kitaba gelirsem eğer; bir solukta okunacak ve boşlukları sizin doldurmak isteyeceğiniz bir kitap... Zorunlulukta oluşan bir tutkunun hastalığa dönüşmesine tanık olurken bir gemi yolculuğunda aslında her şeyi bulacaksınız. Hırs, yenildikçe yeni yeniden başarmak isteği, bir hayatı gözlemleme ve yabancının aslında kocaman bir hikayesi... Çok daha uzun olmasını dilerdim. 

Alıntılar;
"İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür... Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız... Yalnız..."

"Her hamlesini çoktan ezberlediğim oyunları tekrar tekrar oynamanın ne anlamı vardı ki?"

Dizleri titremeye başladı: Bir Kitap!Dört aydır elime kitap almamıştım ve içinde insanın ard arda
sıralanmış sözcükler, satırlar, sayfalar ve yapraklar görebileceği, başka, yeni şaşırtıcı düşünceleri okuyabileceği, beynini alabileceği bir kitabın hayali bile insanı coşturuyor hem de uyuşturuyordu...

Beklerim yorumlarınızı...






1 Ağustos 2019 Perşembe

GLISS ONARICI SAÇ BAKIMI


Temmuz hiç bitmeyecek gibi gelmedi mi sizlere de? Benim için hiç bitmeyeceğini düşündüğüm bir ay oldu. Bu ara nem oranları yüzde seksenlerin üzerinde seyrederken sıcaklıktansa nem çok nem bu bunaltılar nemden diyoruz. Güneşin etkileri yaz ile birleşince sanırım daha serin zamanları özlüyor insan. 
Bu ara şampuan sıkıntısı çeksem de şampuan değişimlerinde çok fazla saç dökülmesi yaşıyorum. Bu yüzden onarıcı saç bakım ürünleri arayışına girmiştim. Yine bir tavsiye üzerine Gliss Saç Bakımı Onarıcı Süt Proteini kullanmaya başladım.

GLISS SAÇ BAKIMI/ONARICI SÜT PROTEİNİ (Keratin Bağlama Teknoloji/Yıpranmış Saçlar İçin)

*Besleyici süt proteini ile derinlemesine onarırken güzelleştirir.
*ONARIR

*GÜZELLEŞTİRİR

Çiçek özleri içeren besleyici süt proteini saçın iç yapısını ve yüzeyini keratin ile derinlemesine onarır.
*Keratin Bağlama Teknolojisi yıpranmış saçların onarılmasını sağlayarak saç yüzeyini güzelleştirir.

 Bu ürünü çok sevdim. Kokusunun kalıcılığı ve saçlarıma verdiği yumuşaklık hissi belirgindi. Canlı bir görünüm sağladı. Sanırım üç farklı çeşidi de var. Saç diplerine gelmeyecek şekilde püskürtüp taradığımda saçımla hemen özdeşleşti. Sıvı saç kremi gibi düşünebilirsiniz. Bana tavsiye eden arkadaşım kokusunun kalıcı olmadığını söylemişti ancak anında kaybolan bir koku olmadı benim için. İndirimde iken almıştım. İndirimde iken şans vermeyi düşüneceğiniz ürünler arasında olabilir. 

Beklerim yorumlarınızı...





27 Temmuz 2019 Cumartesi

ERMİŞ/ HALİL CİBRAN


             Bir doğum günü daha geldi ve geçti. Doğum günü pastamı kutudan çıkarmak için baktığımda gördüğüm manzaraya gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ortadan muazzam bir şekilde ikiye ayrılmıştı. Onu yerine koy, düzgün bir hale getirmeye çalış derken geçti gitti. Çok tatlı mesajlar aldım ama. İlkokuldan bir arkadaşım benim okuma bayramında tiyatro da tavşan olduğum bir fotoğrafı hatırlattı ya zaman böyle geçer diyerek. Haklı da zaman avuçlarımızda tutmaya çalıştığımız su gibi; ne kadar tutmaya çalışsak da akıyor ve gidiyor. Blog sayesinde tanıdığım incirlikurabiye (Zeynep) ona da çok teşekkür ederim tatlı mesajı için. Yaş aldım... Yaşlandım mı yoksa? :)

Daha önce Halil Cibran'ın iki kitabını okuyup yorumlamıştım. Gezgin kitabı özellikle benim için özel kitaplar arasında kendisine yer edindi. Ermiş kitabı ise hemen hemen Halil Cibran denildiğinde ilk okuduğum kitap Ermiş mutlaka okumalısın denildiği için almıştım. Okuma fırsatı bulunca da hemen okudum. 

      Tanıtım yazısından...
"Ve hep böyle olmuştur, ezelden beri ayrılık vakti gelip çatıncaya kadar, sevgi kendi derinliklerini bilmez..."
             Tam on iki sene boyunca Orphales şehrinde bekleyen El Mustafa, gemisinin gelip kendisini doğduğu adaya götürmesinden önce bu halka yaşama dair öğütlerde bulunur. Aşk, yaşamak, mutluluk, çalışmak gibi insanı insan kılan pek çok soruyu yönelten halk onlara yol gösteren bu kutsal kişiden ayrılmakta zorlanacaktır...

              Alıntılarım;

Aşk size kendinden başka bir şey sunmaz ve sizden kendinden başka bir şey almaz.
    Ne aşk size sahip olabilir ne de siz ona sahip olabilirsiniz;
Çünkü aşk aşka  kafidir...
 Aşka yön vereceğinizi düşünmeyin, eğer aşk sizi değerli bulursa o size yön verecektir...

.....
Ve insanların içini açıp kibrini gösterdiği, tüm çıplaklığıyla onların değerini ve gururlarının küstahlığını gören sizler kim oluyorsunuz ki!
....
Yine de içinizdeki zamansız, yaşamın zamansızlığının farkındadır.
    O bilir ki dün, bugünün anısıdır ve yarın da bugünün hayalidir...
.....
Sizin çocuklarınız,sizin değildir. 
Onlar Yaşam'ın kendisine duyduğu özlemin kızları ve oğullarıdır.
Onlar içinizden gelirler ama sizden gelmezler...

Ermiş... Geri dönüş yolculuğunda hem kendisini anladığı hem de şehrin insanlarını anladığı; yaşamın gizeminin bir formüle indirgenemeyeceğini anlamlı kelimelerle dile getiren kitap... Onu yolcu etmeye gelen halkın sorduğu soruları yaşam da bizlerde sormuşuzdur kendimize... Ermişin yolculuğunda on iki yıllık bir süre geride kalıp başka bir yolcuğa doğru çıkmasını gemi kaptanın sabırsızlığında bekler şekilde bulacaksınız. Okuyucu olarak beğendiğim bir kitap olsa da Gezgin kitabı sanırım bir adım daha benim için önde olacak.

 Güzel bir hafta sonu olsun. Beklerim yorumlarınızı...



22 Temmuz 2019 Pazartesi

JANE AUSTEN/ AŞK VE GURUR


AŞK VE GURUR... Önceki yazımda Jane Austen'dan bu kadar bahsetmişken bir klasik olmuş; edebiyatta kendisine yer edinirken defalarca hem dizisi hem de filmi çekilmiş olan Aşk ve Gurur'u anlatmamak olmaz. Lise zamanımızda çok popülerdi, filmi... Her zamanki gibi önce kitabını okuyup sonrasında filmini izlemiştim. Ama bu durum Boleyn Kızı için geçerli değil sanırım... Filmini kitabından daha çok sevmiştim neyse...



Aşk ve Gurur 2005 yılı yapımı Jane Austen'ın 1813'te yayınlanan Gurur ve Önyargı kitabından uyarlanan romantik dram filmi... 2 saat 15 dakika film...Oyuncular; Keira Knightly(Elizabeth Bennet), Matthew Macfadyen(Mrs. Dracy), Rosamund Pike, Jena Malone...
Konusu:
İngiltere'de 18. yüzyılın sonlarında, toprak sahibi bir ailenin beş kızı olan Bennet'lar( Elizabeth, Jane, Lydia, Marry ve Kitty) kızlarının hayatını zengin bir koca ile garanti altına almak isteyen anneleri... Bayan Bennet'ın en büyük hayali kızlarını zengin insanlarla evlendirerek aslında sınıf atlamalarını sağlamaktır. Elizabeth(Lizzy olarak çağırılıyor ailesi tarafından) hayata diğerlerinden farklı bakmaktadır. Onun neşeli ve zeki karakteri birisinin dikkatini çekecektir. Bu kişi Mrs. Darcy'den başkası değildir. Bu naif ve içten aşk öyküsü gurur çekişmesinde kazanan taraf hangisi olmalıdır? Aşkta kazanan var mıdır?




Filmden alıntılar;

" Benim gerçekten sevdiğim insanlar azdır; beğendiklerim ise büsbütün az. Dünyayı görüp tanıdıkça hoşnutsuzluğum artıyor. İnsanların iç yüzünün nasıl hiç göründüğü gibi çıkmadığını; iyi yada akıllı gibi görünenlere bile nasıl hiç güven olmadığını her gün daha açıkça anlıyorum."
(Zamana uzanabilmiş bir paragraf... Bugün okurken de anlıyorum ki insanlar gerçek yüzlerini saklamakta ustaca davrandıklarını düşünseler de ve anlaşılmadıklarına kendilerini inandırsalar da durum hiç de böyle değil. Sadece karşı tarafa -mış gibi yaptığını söylesen de anlamayacağını görmek karmaşası ... Vefanın önemsizleştiği, çıkarcılığın yaygınlaştığı bir karmaşa... )

"Yapmacık bir tevazudan daha aldatıcı birşey yoktur. Bu dolaylı yoldan böbürlenmenin ta kendisidir."

"Kibir ve gururu dize getirebilecek tek gerçektir aşk..."

Oscar'a dört dalda aday gösterilmesi bir yana abartıdan uzak; harika bir filmdi benim için. Dönem kıyafetleri, arka plan manzaraları bir kenara oldukça da anlamlı bir film. Keira Knightley zarifliği ve Matthew Macfadyen bu ikili arasındaki kimya; karakterlerin gerçekliğine olan inancı pekiştirmekte. Lizzy, Becoming Jane filminden sonra gördüm ki yazarın kendisinden parçalar taşıyan bir karakter. Aşık olmadan evlenmek, statüsel bir kaygı onun için önemli değil. Kitapları ve düşünceleri ile kardeşlerinin arasından zekası ile sıyrılmış; peki ya Mrs.Darcy? Bu gizemli zengin; duygularını gururunun ardında gizlese de meşhur yağmur sahnesinde vay be dedirten bir karakter dedirtmişti. Böylesine asilce sevmek; karakterin muazzamlığına hayran bıraktırıyor. İzleme listenize ekleyebilirsiniz :)
Moda kendisini tekrarlıyor. Arada sırada Instagram'da da bu filmdeki kıyafet modasını görsem de sadeliğin ve kıyafetlerin zarafetinin moda olmasını isterdim.
Beklerim yorumlarınızı....

19 Temmuz 2019 Cuma

DENEBUNU HAZİRAN KUTUSU AÇILIMI

                 
    Denebunu Haziran Kutusu... Beni oldukça bekletse de bu haziran kutusu elime ulaşmasına çok sevindim. İçeriğindeki ürünleri heyecanla bekliyordum :) Kutu içeriğinde;
*Finish quantum bulaşık tableti (Kurumuş lekeleri bile sudan geçirmeden çıkarır. )
*Duru banyo ve duş sabunu
*Eti Form tam çavdarlı karabuğdaylı çıtır çubuk
*Kotex Active
Finish Quantum için ayrıntılı bir yazı vardı onu aktarmak istiyorum. Oldukça etkilendim okurken.
    Günde 25 Litre suyla yaşayacağın bir geleceğe hazır mısın? 
    *2 dakika dişlerini fırçalama sonucunda 25 litre; ev temizliğinde 1 kova su kullanıldığında 10 litre, tesisat sızıntıları yüzünden 30 litre, çamaşır makinesinde 48 litre, bulaşıkları sudan geçirdiğinde 57 litre, bir makine dolusu bulaşığı elde yıkandığında 103 litre , bulaşık makinesinde yıkandığında ise 9-11 litre harcanmakta imiş. 
    
Peki bu şekilde tüketmeye devam edersen ne olacak?

Cape Town'ın  bugün yaşadığını biz de çok yakın gelecekte yaşayabiliriz. Güney Afrika'da yer alan Cape Town'da uzun süredir su fakirliği yaşanmakta, 2015 yılında Cape Town'a günlük bireysel  kullanım için yalnızca 25 litre su verildi. 25 litre Dünya Sağlık Örgütü'ne temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için alt limit. Bu şekilde tüketmeye devam edersek biz de günlük 25 litre suyla yaşamak zorunda kalabiliriz. 

Kotex Active(Hareket halindeyken rahatlık ve güven)
*Pede esneklik sağlayan eşsiz FlexFit Teknolojisi ile spor yaparken bile vücudunuzun her hareketine uyum sağlar. Nefes alan 100.00'den fazla mikro gözenekleri sayesinde cildinize hak ettiği rahatlığı sağlar. 

Eti Form(Lif  Kaynağı) Tam Çavdarlı Karabuğdaylı Çıtır Çubuk
*Yağı %30 azaltılmıştır.
*Çiya ve Çörek Otu 

Duru Fresh Sensations Okyanus Esintisi (Canlandıran Banyo ve Duş Sabunu)
*Doğal Bitkisel Sabun 
Kullanım sonrası mutlaka paylaşacağım. Özellikle Duru canlandıran sabunun kokusuna şimdiden bayıldım. Beklerim yorumlarınızı...

16 Temmuz 2019 Salı

GİFTED FİLM YORUMLAMALARI



Haftanın film önerisi gelsin mi? 

GİFTED... DEHA... Film listenize mutlaka almalısınız dediğim filmlerden. İzlerken itiraf etmeliyim ki ağladığım; tebessüm ettiğim sahneler bir yana işte amaçlar mı yoksa anlamlar mı sorusunu kendime sorduğum bir film oldu. Not aldığım bu filmin fragmanını başka bir filmin fragmanını izlerken görmüş izleme listeme almıştım. İyi ki almışım. Mükemmel, asla zamanınızın boşa gittiği hissine kapılmadan geçireceğinize inandığım 1 saat 41 dakika. Gereksiz ayrıntılara yer verilmeden, "deha" kelimesinin ağırlığını gösteren samimi bir film. Bana duygusal anlamda oldukça geçti "GİFTED"
Filmin konusuna gelecek olursam eğer kısaca;
Frank Adler (Chris Evan) yeğeninin Marry'nin(Mckenna Grace) normal bir hayat yaşamasını istese de karşı koyamayacağı durumlar olacaktır. Mary Adler tıpkı annesi gibi bir Matematik dahisidir. Mary'nin annesi Diane kızını alıp abisine gelmiş ve intihar etmiştir. Frank bu intihar sonrasında yeğenini de alıp eyaleti terk etmiş(Boston üniversitesinde yardımcı felsefe profesörü iken işini bırakmış) yeni bir yerde sıfırdan yaşam kurmuştur. Altı buçuk boyunca yeğenini kendisi eğitirken onun okula gidip sosyal anlamda; hayatın içerisinde yer alarak arkadaşlar edinmesini istemiştir. Diane'nin yaşamadığı hayatı yeğeninin yaşamasını istemektedir. Okulda ise Mary'nin zekası fark edilir, türlü olaylar gelişir. Anneannesi ortaya çıkar ki bu kadının bir robot olduğunu düşünüyorum; en güzel cevabı filmin sonunda alacak olsa da oğlu ile torununu almak için mücadeleye girer. Hedefleri vardır ve bu hedefleri tamamlamadığına inandığı kızının yerine onun kızı ile ulaşmak istemektedir. 

Frank filmde "Einstein bisiklete binebiliyorsa Mary'de binebilir "derken aslında ne demek istediğini tüm duyguları ile yansıtan Chris Evan'a hayran olmamak imkansızdı. Onun pişmanlığı; vicdanı ile birleşse de yeğenini elinden geldiğince harika yetiştirmeye çalışmasının anlamı büyüktü. Bu filmin IMDB puanı 7,6 yapım yılı 2017... Birçok ödül de almış.



Küçük kızı tanıyorum ama nereden diye düşünürken Young Sheldon dizisi aklıma geldi. The Big Bang Theory dizinin önemli karakterlerinden olan Sheldon'un çocukluğunu anlatan dizi de bu kızı görmüştüm dedim ve haklıymışım. Çok başarılı bir oyunculuk kariyerinin olacağına inanıyorum. 

Dokunaklı bir aile filmi olan bu filmde; Mary'nin zekasının getirisi olarak kendisinden 50 yaş büyük insanlarla bir matematik teorilerini çözerek,  adını dünya da en önemli yerlere yazdırması   gerektiğine inanan anneanne ve Frank'in yeğeninin zekasının farkında olduğu ancak kendi yaşıtları ile bir dünyasının olmasını gerektiğine inanırken acaba doğru mu yapıyorum soruları; Mary'nin ise yaşadıkları... Çok fazla noktalar ve aslında üzerinde durulsa fena olmazdı dediğim sahneler olmadı değil hani. Gerçek fedakarlık; dahilerin normal bir hayatı olmasını istemek; duyguların önemsenmesi; çocuğunun isminin dünyaya yazılmasını isterken onun ne istediğini önemsemek soruları çerçevesinde 101 dakikanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. 

Güzel bir hafta sizinle olsun beklerim yorumlarınızı....

13 Temmuz 2019 Cumartesi

TAVUKLAR FİRARDA


                                                 Tavuklar Firarda...
        Misis özel bir yerdir... Efsanelere konu olmuş Şahmeran'ın durağı biraz bereketli topraklar üzerinde biraz da sarı sıcağın gölgesinde Çukurova'nın parçasıdır. Meşhur ayranı, sıkma ve gözlemesi ile lezzet durağında kendisine yer edinmeyi bilmiştir. Adana gezi durakları gibi bir gün yemek köşesi yapmayı düşünüyorum. :) Bilmiyorum ilginizi çeker mi? Mutfak ve çeşitleri bol olan bu şehirde bu ara gezemesem de ara ara fırsat bulup fotoğraf çekmek istiyorum. Bu fotoğrafı çekerken de aklıma Jagga Jasoos filmi geldi. Keçilerin ağaca çıkmış bir halde duruşu... Komik ve rahat olan tavukların duruşu tebessüm ettirdi. Akşam karanlık olmadan uyumaya çıktıkları söylense de bu duruş ve umursamamazlık hoşuma gitti. Bu ara birkaç film izledim ve bir kitap okumaktayım. Sanırım durgun zamanlar biraz daha içsel dinginliğin arandığı evrede olmak yeni bir yaş almaya hazırlık sanki. Yeni bir yaş almanın eklenen rakamlarla da ilgisi yok bir senenin muhasebesi yapılırken neler yaptım sorusu üzerinde uzunca düşünmek gibi. 
        Gelecek yıla biraz daha umut biriktirirken güneşi gölgeleyen bulutlara hafif bir tebessüm saklamak. Belki de büyümek böyle birşeydir. Zamanın getirdikleri ve götürdüklerini düşünürken getirdikleri için şükretmek götürdükleri için ise tecrübe kelimesini anlamak...Hafta içi izlediğim film yorumlarının gelmesi ümidiyle bu ara sıklıkla dinlediğim bir müzik listesi bırakayım... 
*Ne-Yo(One In a Million) eski bir şarkıdır ama benim için yeri başkadır.
*Jannat(Akhat Karar) hareketli, eğlenceli
*Saad Lamjarred(Njibek Njibek) 
*Gfriend (Fever) bu kızların cidden güzel şarkıları var
*Shreya Goshal(Dhadak)
*B.O.B Hayley Williams (Airplanes) bu şarkıya dönem dönem takıyorum :D
*Eylem Aktaş(Asi jenerik)
*James Arthur (Impossible) Klasik ancak etkileyici Say You Won't Let Go şarkısı da hiç fena değil

     Yağmurlu bir günden bloğumu ziyaret eden herkese selamlar olsun. Adana için Temmuz ayında yağmur serinletici ve biraz da güneşe nasılsa yaz boyu buralardasın biraz ara ver demenin güzel hali sanırım. Güzel bir hafta olsun beklerim yorumlarınızı...

6 Temmuz 2019 Cumartesi

BEE BEAUTY TOZ KAHVELİ VÜCUT PEELİNG


En sevdiğiniz gün? Benim Pazar günü hüznü, Pazartesi sendromu, Cuma mutluluğu olmasa da bir Çarşamba sevincim vardır. Hafta ortasının uğurlu geldiğine inanırım nedense... Ama Çarşamba bir doktor kontrolü ile göz numaramın arttığını öğrendim. Uzun zamandır göz doktoruma gitmiyordum. Miyop ve astigmatım... Miyopluk durumu artsa da astigmat sabit kalmış. Yeni gözlükler ile miyop 4.25 olmuş. Fark ediyordum aslında. Bilgisayara bakarken gözlerimin sürekli sulanması, birçok problemin astigmattan kaynaklansa da uzaktaki insanları, ifadeleri görememek hatta yakınlarıma uzaktan bana el sallamayın adımla seslenin sizi göremiyorum demek biraz benden biraz da bıkkınlıktan kaynaklı. Çünkü gözlüğü tahtaya ve bilgisayara bakmak ya da günlük hayatta göremediğim yazıları görmek için kullanıyorum. Sürekli gözlük takmıyorum. İnsanlar şaşırıyorlar nasıl görüyorsun diye ama alıştım sanırım. Gözlük bana hayat kalitemi yükselten bir fazlalık gibi geliyor. Ancak şimdi yeni gözlüğüme alışma evresi birazcık sıkıntılı geçtiğini söyleyebilirim. Dört yıl olmuş yeniliğe belki de fazlalığa alışmaktaki zorlanma sebebim ama bilmiyorum zorlanan var mı benim gibi ya da alışacaksın denilmesine ihtiyacım var sanırım. 
Yeni gözlüklerle yeni yazı...Bitenler bölümün ilk yazısı olacak. 


Bee Beauty Toz Kahveli Vücut Peeling(Duşta Kullanım/Doğal Kahve, Kil, Deniz Tuzu)
*Antiselülit etkisi
*Ölü cilt derisinden arındırır
*Cildi sıkılaştırır
"Doğal kahve, kil, deniz tuzu minerallerinden oluşan mükemmel karışım. Özel tanecikleri ile cildi ölü cilt derisinden arındırırken, gözenekleri temizler pürüzsüz ve canlı bir görünüm kazandırır. Selülit oluşumun önlenmesine yardımcı olur. "
Bu ürünü Gratis'ten satın almıştım. Hatta öncesinde kağıt poşet formunda olmayacak şekilde olandan kullanmış benim için etkisi olmayan bir ürün derken arkadaşım bana kağıt poşet tasarımlı olandan satın almamı tavsiye etmişti. Sonuçta içerik aynı tasarım farklı derken onu kırmayıp indirimde 10 TL gibi bir fiyata satın almıştım. Şimdi 10 liraya düşmüyor ama ikinci kez satın alacağım ürünler arasında çoktan girdi. İçeriği deniz tuzu, kahve ve kilden oluşan beklenti üstü bir ürün oldu benim için. Sıkılaştırma ve pürüzsüzlük vaadini yerine getirdiği gibi yumuşak bir etki yapıyor. Tanecikleri hissediyorsunuz.
Güzel bir hafta olmasını dilerken hayatın küçük detaylarını mutluluk detaylarına çevirmek ümidi ile :) Beklerim yorumlarınızı...





1 Temmuz 2019 Pazartesi

JANE AUSTEN







Temmuz ayının ilk günü ve ayın ilk yazısı film yorumlaması ile gelsin... Bulutlu biraz gri ve biraz esintili bir film ile. Yaz mevsiminde kış esintili kısa bir mola diyelim. Becoming Jane... Aşkın Kitabı... Aşk hakkında bildiğimiz veya bilmediğimiz kitaplar yazılmamış mıdır! Peki o sevdiğimiz, hayran olduğumuz ve karakterlerle kendimizi konuşurken bulduğumuz kitapların yazılma süreci? Herkesin sonuca baktığı dünyada sonuca giden süreç sanırım pek ilgi çekmiyor.   





Aşk ve Gurur kitabını okurken istemsizce şu soruyu soruyordum; yazar yaşadıklarının ne kadarını eserlerine yansıtmış olabilir? Bu arada Aşk ve Gurur filmi lisede oldukça popülerdi. İzleyenler izlemeyenlere tavsiye ederek mutlaka izletirlerdi ki ben yine filminden önce kitabını okuyanlardan birisi olarak film mi kitap sorusuna üçüncü bir yanıt vereceğim... Dizisi... Hatırlayanlar var mıdır bilmiyorum ama TRT'de bir zamanlar yayınlanırdı. Kıyafetler; o puslu hava diyaloglar filmini de izledikten sonra Keira Knightly en sevdiğim oyuncu ve bay Darcy en sevdiğim karakter olmuştu ki... Darcy hakkında yazdıkça yazmak istesem de biz Jane'e dönelim. 2007 yılı yapımı Becoming Jane filminin başrol oyuncusu Anne Hataway... Bu kadının gülümsemesine hayranım dönem film kıyafetleri çok yakışmış. Sade ve etkili renklerin; zarafeti ön plana çıkarması bence dönem kıyafetlerini özel kılan.



Konusu: Zengin bir erkek ile evlilik yapmasını istenilen Jane fakir bir ailede yetişmiştir. Yazarlık konusunda oldukça yeteneklidir. (Zaman zaman kızgınlıklarını yazarken gördüğünüzde yazma aşkına şaşıracaksınız. ) Ancak bu yeteneklerin önemsiz olduğu ve iyi bir evlilik yaparak rahat bir hayat sürmesi gerekliliği sık sık vurgulanır hem olaylarla hem de şahıslarla. Zengin damat adayı Wisley ise biraz utangaç biraz da Jane'nin kendine has özelliklerine ki bence zekasına hayran olan birisidir. (Aslında bu karakteri sevmiştim) Jane ise kadın olarak toplumdaki yerinin zengin bir erkekle evlenerek değer kazanma düşüncesine karşı çıkmaktadır. Onun için önemli olan yazma tutkusunu ailesinin tüm baskılarına rağmen korumaktır. Fakat bir gün genç avukat Tom Lefroy(James McAvoy) ile tanışınca düşüncelerini sorgularken,  yeni bir hayat isteği ona cesaret verecektir. 

Filmden küçük alıntılar;

"Bazen sevgi zamanla açan utangaç bir çiçektir."(Mr.Wigley)

"Umarım aşk yeniden gözünüze girer"(Tom Lefroy)

Filmden etkilendiğim iki küçük alıntı... Alıntıları aldığım sahneler ve filmin sonu dışında filmi oldukça vasat buldum. Bir kadının toplumdaki yerinin evlilik ile ölçülemeyeceği ve kadın olarak ayakta durabileceğini göstermesi, gururunu korurken ben bulduğum durum ile yaşarım yeter ki yazmaktan ayrı kalmayayım... Aslında mükemmel bir konu; mükemmel arka plan; yeşil ve grinin uyumu her zaman sevmiştim; ve dünyaca bilinen kitapların yazarının hayatının dikkat çekiciliği derken iyi bir film beklentisi içerisinde oluyorsunuz. Ancak olmamış; çoğu sahneyi sıkıntıdan atladım. Anne Hataway'in hatırına dayanmak istedim ama yorucu geldi. Kelimelerle doldurulan sahnelere razıyken; bazı konuların üstünkörü işlendiğini düşünüyorum. Aşkının peşinden gitmeyi denerken bir anda bir vazgeçiş evet bazı kararlılıklar var hadi ayrılalım olmamış. O duyguyu geçirmedi. Aslında İngiliz filmleri denildiğinde benim de aklımda soğuk, katı kuralcı ve etkili karakterler gelse de başrol karakterler yerine o duyguyu veren tek karakter Mr.Wigley oldu. Gözleri, hafif gülümsemesi ile yürüyen karizma olduğunu düşündürdü en azından benim için :) Son sahnede ise görmek istediğim hüzünlü mutluluk hop yüksek bir avizenin yeteri kadar ışık vermemesi gibi ortada kaldı. Gelenekselcilik, dönemin özellikleri ve kadının toplumdaki yerinin sorgulanması Jane Austen'ı benim için özel bir yazar haline getiriyor. Filmde karakterlerim evet zorlanacaklar ama sonunda mutlu olacaklar derken gülümsemiştim. Umudunu kendi yaşamı ile derinleştirip yeniden bir hayat oluşturmuş gerçekten de. Hiç evlenmemiş, yazmaktan vazgeçmemiş... 
Dönemler değişse de anlayışlar ve anlayışsızlıklar aynı kalabiliyor aslında... Zamanın değişimindense insanların iyi yönde değişmesi önemli olan...
Beklerim yorumlarınızı ve önereceğiniz film tavsiyelerinizi...


27 Haziran 2019 Perşembe

HAZİRAN BİTERKEN


Kapı... Tek bir kelimenin ne kadar çeşitlendirilebileceğini düşündünüz mü? Hayal kapısı; hayat kapısı; okul kapısı; yolculuk kapısı, ev kapısı, misafirlik kapısı... Aynı nesne ancak anlam katan bizler ve anılarımız.  Bu ara kitap okumak istesem de elim kitaplara gitmiyor. Hava sıcaklığı hissedilen belki 42 derece bu sıcaklığı toplu taşıma araçlarında düşündüğümüzde daha da artıyor sanki. Yaz mevsiminin en sevdiğim yanı güneşin yakıcılığına inat gecenin serinliği, balkonlardaki masalardaki tabak, çatal kaşık sesleri, ikindi sonrası sokağı izlemek hayatından içinden notlar yakalamak. Doğum günüm yaklaşıyor. Yaş alırken sağlık, dileklerimin birinci sırasında yer alırken diğer dileklerim için biraz umutlu biraz da hayatı yakalama eğilimli olmalıyım biliyorum. Bir şekilde hayallerin kapısını gerçeklik kapısı ile bağdaştırmalı o ince köprü de yanımda olanlara müteşekkir olmalıyım. 
Haziran biterken bu ayın bende bıraktığı notları yazmadan edemedim...
Müzik listesi
*Alaaddin filmi müziklerinden Naomi Scott Disney Channel Lemonade Mouth filminden hatırlıyorum. Kendine has bir sesi olan şarkıcı, oyuncu... Speechless şarkısını seslendirmiş. Bu ara herkes cover olarak seslendiriyor ve sözlerine hayran olmamak elde değil. Sevdim bıkana kadar dinlemeye devam...
*Ed Sharen-Justin Bieber I don't care klibi bana oldukça ilginç gelse de dinledikçe akıla yerleşip dilinize dolanacak şarkılardan...
*Ayu Ting Ting- Keremcem Apalah Cinta güzel olmuş dediğim bir düet Endonezya izlenmesi 11 milyonu geçmiş ama bence kış şarkısı gibi gelmedi değil hani...
*Shreya Goshal-Dhadak filmi şarkısı bu Hindistan'ın en güzel seslerinden bence şarkının kendine ait özel bir ruhu var. 
*Amr Diab/ Wayah
*Nev/Kelebek
*Girl's Generation/Lil Touch bu grubun yeri bende ayrı... 
*Nancy Ajram/ W Maak Instagram da da paylaşmaktan bıkmadığım şarkılardan... Klibi çıkmadan Nancy Ajram'ın bir animasyon gibi farklı tarzda yayınlanması olmuştu. Trende yolculuk yapar şeklinde... Son 10 yıldır her şarkısı değil belki ama mutlaka bir şarkısı müzik listemde vardır. Şarkı söylerken gülümsediğini hissediyorsunuz. Neşeli söylüyor Nancy Ajram, farklı ve duygusal şarkıları da elbette var ama hareketli şarkılarının yeri ayrı...
FİLM 
*Becoming Jane filmi ve Jane Austen rolünde Anne Hathaway yorumlanmak için taslakta diğer yazıyı bekliyor. Aşk ve Gurur ki lise de deli gibi okuyup hatta filmini defalarca izlemiştik. Yazarın hayatının filmi ve Aşk ve Gurur kitabına da ufak bir vurgu yapılmış filmde...
Kitap Notlarım
"Dünyaya gelmenin marifet olmadığını, insanlaşmaya doğru adım adım yol almak gerektiğini söylerdi babam." (Lacivert Taşı/Sevinç Çokum) 
"Yolculuk hayatın ve kaderin kendisiydi."(Lacivert Taşı/Sevinç Çokum)
Haziran ayı biterken yeni bir cümle başı ve büyük harf bekliyor. Yorumlamalarımı aktaracağım filmler, kitaplar belki de hayatım ile ilgili notlarım olacak. Zamanın kumları dört bir yana dağılırken bir rüya mesafesinde olan sevgilerin bizlerin daima yanımızda olması dileğiyle... Beklerim yorumlarınızı.... 


23 Haziran 2019 Pazar

TREN YOLCULUĞU


              Bir dilek hakkınız olsa ne dilerdiniz?

Klişe gibi gelse de sanırım ben yolculuk yapmayı dilerdim. Başka bir dünya çünkü. Bir yere varmaktan ziyade  yolda olmak duygusu... Cesaretle ilgili ya da varış noktasına ulaşıldığında o heyecanın kaybolması ile ilgilidir kim bilir...Sessizce gözle yaparken bir anda başka dünyalarla karşı karşıya gelirken düşünmek... Düşünmek sahiden de yükü ağır olsa da güzeldir. Düşünen insan kendi varlığının bilincinde doğadaki en ufak bir detaya dahi saygı duyandır. Son zamanlarda saygı kelimesi üzerine saatlerce yazabilmeyi istesem de yolculuğun herhangi bir durağında geride kaldığını düşünmeye başladım. Ancak şu fotoğraf güzel bir tebessümü hak etmiyor mu? Güzel bir tebessüm; ayçiçeği veya günebakan çiçeğinin renginin güzelliğini, dağların sarı sıcağı hatırlatırcasına rengini evet yaz sevilmez mi dedirtiyor. Yaz mevsimlerin en yorgunu , güler yüzlüsü ve renklisi. Adana-Niğde arası tren yolculuğundan kalma olan bu fotoğraf bana tebessümden de fazlasını hatırlatıyor. Kalabalıkları, kulaklarında kulaklıkla düşünen insanları, çocuk seslerini ve tüm kargaşayı bastıran durakların uyarısı... 

     Hayatın duraklarını... Bu ara sıklıkla düşünüyorum; alışkanlıklara bu kadar bağlanmak iyi mi sorusu aklımda. Değişmek evrenin içerisinde kendini unutturmadan her an hatırlatacak bir kavram. İnsanlar değişirken bu değişimden çevrelerde pay alacak. Çocukken sokaklarında kahkahalar attığımız mahalle bir süre sonra anılarda kalacak; en sevdiğin kitap ve filmlerin yerine yenileri gelecek. Sadece arkadaşlıkların saf ve en doğal haliyle kalmasını dilerken bu durumun imkansız olduğunu anlamak biraz üzücü... Kalp kırgınlıkları; yabancılık mesafesinde olursa eğer hüzün gözlere hakim olurmuş derler. Haklılarmış... Zamanı suçlamak yerine biraz öz eleştiri yapmayı bilirsek eğer bence daha güzel olacak. 
   
      Yolculuk... Üç heceye sığamayacak kadar düşünce dehlizi... Ancak pencereden dışarıyı izlemeyi unutmayın. Gördüğünüz en güzel manzara seyrettiğiniz hayat durağındaki sizin yansımanızdaki tebessüm de gizli...

  Beklerim yorumlarınızı... İnstagram adresime beklerim...

19 Haziran 2019 Çarşamba

PHİLİPS LUMEA /YORUMLAMALAR



Bu ara kelimelerle aram iyi değil... Yazamıyorum. Aslında akademik açıdan yazmayı bir türlü anlamadım ya neyse! Tez danışmanın beni takmaması, yeniden bir işsizlik boşluğu; yaz mevsimlerinin en klasik aslında en alışılmış hali. Sadece doğum günlerime kadar koyduğum bazı hedefler dışında. Farklı şehirler görmeyi dilemenin bir dilek olarak kalmasını istememek; girdiğim sınavların azalmasını umut etmek ve almak istediğim bazı teknolojik aletleri alabilmek. Yeni bir bilgisayar ve poloraid makine alamasam da bu ara almayı istediğim bir diğer aleti aldım. Philips Lumea Advanced IPL lazer... (1699 TL) 



Bir üst modelleri 2000 TL'nin çok üzerinde olduğu için benim bütçeme en uygun olan Philips Lumea bu idi. Ürün içeriği kapsamının fotoğraflarını aktardım.



                                                                 
                            
Küçük, kullanışlı taşıması oldukça kolay.  Büyük ve biraz daha küçük olmak üzere çift başlıklı(Yüz ve vücut için)  bir ürün. Başlıkların çıkarımı pratik. Cilt sensörü bulunmakta. 1-5' e kadar atım şiddetini ayarlayabileceğiniz  tuşlar bulunmakta. Ürün tüy kökünü tanımadan kesinlikle atım yapmıyor.Ürünün arka bölümündeki ışık kökü tanıdığında yanıyor.      

        
Ürünün adaptörü... Şarj problemi yok. Elektrikle çalışıyor. Şarj edip, bekleme sıkıntısı yok.


İçerisinde taşınabilir; küçük bir çanta; temizleme mendili ve ek olarak Satin Kompakt Kalem düzeltici içeren güzellik ürünü kalem var. Kalemin çalışması için ayrıca pil de verilmiş.



        Lazer kesinlikle size pürüzsüzlük vaadi vermiyor. Hormonlar sürekli değiştiği; mevsimsel farklılıkların oluşturduğu etkiler hiç bitmeyecek gibi gelen seanslar bir süre sonra sıkıyor gerçekten. Kol bölgesi ile ben bir güzellik merkezinde lazere başlamıştım. 8+8 seanstı. İlk başladığım zamanlar aslında yakma problemleri, güneş etkisi ile farklı tonlamalar gibi bir sürü şey duyduğum için biraz korkudan sadece kolumda başlamak istemiştim. Seanslar bittikten sonra yılda bir kez atım yapıldığını çevremden zaten duymuştum. Ki seanslar bittikten yılda bir veya iki kez atım yapma ihtiyacı oluyormuş anladım. Bu atımlar için güzellik merkezine git-gel yorgunluğu yerine ben de bu ürünü almayı istiyordum. 2 yıl garantili ve 250 bin atış ürün. Şimdilik ilk seans uygulaması gerçekleştirdim. Lazer sonrası tüylerin köklerinde zayıflamalar görülür. Çok zayıf çıkmaya başlar. Beklentilerim bu yönde. Acı hissi sinek ısırığı dedikleri türden. Derece 5 de çalıştırdığımda en yüksek derece aşırı hassas ve acı eşiğiniz çok düşük değilse bence çok az bir acı hissediyorsunuz. Belirli sürelerde yeniden ürün hakkındaki yorumlarımı paylaşacağım. 
Yorumlarınızı beklerim...

16 Haziran 2019 Pazar

MİNİ PONİ SERİSİ







Yaz mevsiminin kendine has özellikleri var...
Kendine ait bir rengi kendine ait bir ruh hali... Bunca bunaltıcı havalara rağmen sevmemin sebebi belki de yaz mevsiminin ruhunu sevmem. Sarının en güzel tonunu; havanın sıcağından akşamın serinliğine uzanan o zaman dilimini... Arada kalmamasını... Kararsızlığı sevmediğim için kullandığım bazı ürünlerin de nötr kalmasını sevmiyorum. Bu yazı biraz bu ürünlerle ilgili... Miniso şirin mi şirin bir alana sahip. Ev; mutfak ürünlerinden kırtasiye ve kozmetik ürünlerine geniş bir yelpazesi bulunmakta. Alışveriş yaparken de rahatlıkla her ürüne bakabilmeniz daha da sempatik kılıyor. Normalde defter, kalem hatta fırın eldiveni alışverişimi yaparken kozmetik benim için de farklı bir alan oldu.

Miniso'nun Mini Poni Cheeks in Love Allık(01 Mercan Pembe) şu sıra 30 lira gibi bir fiyatı olsa da ben kış döneminde 15 liraya aldığımı hatırlıyorum.


Ürün Özellikleri
İpeksi pürüzsüz formül. Rahat bir kullanım için hava alan ağırlıksız bir his verir. Hafif ve ince kremsi doku: Mükemmel bir tam kapsama için cilt kapsama için cilt üzerinde zahmetsiz bir uygulama sağlar. Cilt parlak bir ışıltıya sahip olur. 



Çantaya atmalık yer kaplamayan; kullanışlı bir ürün. Renk kalıcılığı ortalamanın altında. Daha kaliteli allıklar ya da muadil bazı markalar olduğu için ürünü bir daha alır mıyım? Sanmıyorum. Şirin bir tasarım; içerisindeki üç rengin karışımı bir pembe :) Ciltte kaybolan bir pembe ...


Miniso gül ve doğal yağlar özlü nemlendirici yüz serumu
Ürün özellikleri : Hafif ve canlandırıcı formül. Kolay emilimi. Cildi yeniler ve yoğun bir şekilde nemlendirir. Günlük nemlendirici olarak ya da fondötene karıştırarak kullanılabilir. 

Kullanımı: Ürünü temizledikten sonra yüzeye istenilen miktarda uygulayın. Tamamen emilimi için nazikçe ovalayın...
 Kokusu güzel ancak etkisini tam olarak anlayamadığım bir ürün. Kış mevsiminde düzenli olarak kullandım. Özellikle uyumadan önce cildimi temizledikten sonra kullandığımda cildimi   nemlendirse de beklediğim etkiyi oluşturmadı. Ciltteki yumuşaklık hissi çok çabuk dağıldı. 
Güzel bir gün sizinle olsun... Beklerim yorumlarınızı...

13 Haziran 2019 Perşembe

KARNE ZAMANI



                  Anlam yüklediğimiz en küçük zaman dilimleri sonrasında bir hayale karışırken büyürmüş insan...  Büyürken yürüdüğümüz hayat yolunda birçok kare aklımızda kalırken beynimiz yenilerine yer açmak için zaman perdesini usulca örter... Zaman perdesi acımasızlığının ardında ki merhametini gizlemek için. Fotoğraf çocukluğumun geçtiği yayladan... Bu mevsimde gülleri görünce anlıyor insan; hayatın en güzel renklerini bize göstermeye çalıştığını...

       Son bir beş haftam uykusuzluk ve yorgunluk ekseninde geçti. Çok şey öğrendim biliyorum ki öğrenmeye de devam edeceğim. Bir anda kendimi sıralarda değil de tahtada buldum; eve ulaşmak için iki saat yolda düşünme fırsatı buldum; yeni insanlar tanıdım, gözlemledim. Geçen hafta sesimin gelmesi için bol dua ederken şükrettim. Sahip olduğum her şey için... Yarın karne günü... Karne günleri o heyecan aslında öncesinde yapılan puan hesaplamaları takdir- teşekkür için umutlar ve karne aldıktan sonra arkadaşlarla beraber gidilen sinemalar... Büyüdükçe sinemada yanımızdaki tanıdığımız insanlar da azalıyor...! 
     O zaman ve bu zaman farkı yapacak kadar yaş almadım ama o heyecan sanki bu zaman diliminde yok. Çocukların hayal dünyaları sınırlandırılmış gibi sanki. Ellerine kalem almak istemiyorlar; tahtada resimler çizmiyor; tatil için yapacaklarını bir solukta anlatmıyorlar. Veliler öğrencilerden daha heyecanlı ancak notlar konusunda. Geçenlerde not aldığım bir kitaptan alıntı;

"Şimdiki çocukların mesela Türkçeleri yok; Fransızcaları, İngilizceleri de yok. Peki neleri var? Boş bir şımarıklıkları var, kendilerini disipline etme gereği duymamaları var. Böyle olunca sorumluluk da almıyorlar. Sorumluluk alamayan insanlar boş olur. Bir de hak talep ediyorlar. Sorumluluk duygun yoksa hak talep edemezsin. Çünkü hakkın temelinde sorumluluk vardır. "(İlber Ortaylı)

     Tamamıyla bu düşüncede olmasam da yazılı olacağını söylediğim halde yazılı yapmamam gerektiğini söyleyen öğrenciler; yazılı kağıdında notları okuduktan sonra notlarını beğenmemeleri ve bunu gayet saygısızca ifade etmeleri; çalışmanız gerektiğini söylediğim halde kulak ardında bırakmaları... Son zamanlarda saygının sevgiden çok daha önemli bir olgu olduğunu düşünüyorum. Saygısızca davranıp hatta hakaretler ederken hakkımı arıyorum! düşünce yapısına ne ara sahip olundu? Bilmiyorum... Derdimizi anlatırken en yüksek sesle konuşmak haklı olduğunu kanıtlamakla eş değer mi? 
    Bunları düşünürken kimi öğrenciler de umudumu yeşertti elbette ki. Notların iyi veya kötü olması önemli değil önemli olan karakterlerin güzel bir şekilde gelişerek; saygının önemini anlamış bilgiyi arayan öğrenci olabilmek... Hayat sınavlarla dolu; maddi ve manevi anlamda... Elimizden geldiğince yarış pistinde gibi değil de yaşayarak ve öğrenmeyi sevdirerek hayal dünyalarını kısıtlamadan; umutlu ve mutlu olmayı öğrenip ve aktarabilirsek inanıyorum ki; daha güzel bir dünya olacak...

9 Haziran 2019 Pazar

NEUTROGENA SKİN DETOX YORUMLAMALAR



        Bayram tatili bitti... Aslında dokuz gün içerisinde fark edilmese de bugün düşündüğümde anlıyorum ki tatil oldukça çabuk geçmiş. Yayla, Adana arası her türlü hava değişimine inat pazartesi sendromuna kapılmak... Bu hafta son hafta; Cuma karne günü... Sonrası sanırım yine sınavlar... İnsan alıştığını sandığı her zaman diliminde anlıyor ki alışmak da bir çeşit zorunluluk... Bu yaz; görmek istediğim o kadar çok yer ve doğum günüme kadar yapmak istediğim listeler var ki kısacası gerçek anlamda tatil yapmak istiyorum. İnşAllah diyelim artık...  Sizlerin nasıl geçti bayram tatil? Beklerim yorumlarınızı...

    Gelelim Neutrogena Skin Detox ürününe... Şu sıra her şey bana o kadar pahalı geliyor ki elimden geldiğince beğendiğim özelliklere sahip biraz pahalı ürünlerin muadillerine bakıyorum. Neutrogena Skin Detox yüzde elli indirimde Migros 'tan almıştım. Rengi çok hoşuma gitmişti. Yaz döneminde temiz bir cilt ve güneş kremleri dışında bir beklentim olmadığı için malum Adana şu sıra 38 dereceleri çoktan görüp geçtiği için herhangi makyaj ürünü ciltte durmuyor zaten bunaldığınız için bir şey kullanmakta istemiyorsunuz. 

    Neutrogena Skin Detox/ Arındırıcı Kil Maskesi(Toksinleri ve günlük kiri %100 hedefler/Tüm cilt tipleri için uygundur.)

*Glikolik Asit ile zenginleştirilmiş arındırıcı kil maskesi, cildin nem dengesini korurken kir, yağ, makyaj kalıntılarını nazikçe temizler. Bu 2'si 1 arada formül, detox maskesi, günlük temizleyici olarak kullanılabilir. Yumuşacık ve ışıltılı bir cilt için gözenekleri derinlemesine temizler. 

*Gözenekleri tıkamaz.

Günlük temizleyici: Islak yüze uygulayın, göz çevresine temasından kaçının. İyice durulayın.
Maske: Göz bölgesinden kaçınarak cilt üzerinde eşit bir tabaka halinde uygulayın. 1 dakika kurumasını bekleyin, iyice durulayın. 

    Bu yaz kullanmaya devam edeceğim ürünler arasına giren bu ürünü indirimde ise özellikle bakmanızı tavsiye ediyorum. Ferahlık hissi hemen kaybolmadı öyle ki ben geçmeyecek sandım. Cildin nefes aldığını hissediyorsunuz. Karmadan yağlığa dönük bir cildim var özellikle t bölgesindeki parlamalar konusunda başarılı buldum. Kullanım sonrası yapış yapış veya tamamen kurumuş bir his olmadı. Cildimi temizlerken nemini de alıp götüren bir ürün değil. Beklentileri karşılayan bir ürün oldu benim için... Güzel bir pazartesi harika bir yaz olsun herkes için :)