30 Mart 2019 Cumartesi

ASHLEY JOY ŞAMPUAN YORUMLAMALAR


Mart ayı bitiyor mu sahiden? Benim için fazlasıyla uzun süren bir aydı, oysa. Bahar güneşini yansıtırken, son üç gündür adeta kış geri geldi. Eskisi gibi kış ayları değil bahar ayları daha bir yağmurlu sanki. Dışarı çıkmalıyım havası yerine; kitap okumak ve film izlemelik havalar... Yeni şeyler öğrenmelik havalar! Hafta içinde bana hediye edilen küçük saksı çiçeğinin bakımını araştırmalı, elimdeki yeni kitaplardan notlar almalı en önemlisi kalın bir defter almalıyım. Yazmaktan uzak kalmayı istemiyorum. Bu arada portakal çiçekleri de kendisini ufaktan belli etmeye başladı gelecek hafta sonu festival haftası olacak :) Instagram da bol fotoğraf paylaşma dileğiyle diyorum uzun zamandır yazmak istediğim incelemeye geçeyim...

Eski yazılarımı okuyanlar bilir şampuan arayışına bende alıştım; yeni şampuanları deneyen saçlarım da... Ne zaman aldığımı hatırlamamakla birlikte 45 TL olan Ashley Joy şampuanını 27 TL gibi bir fiyata indirimle satın almıştım. İyi ki deneme şansı bulduğum ürünlerden oldu. Yanında küçük tester gibi saç maskesi hediyesi de vardı. 

Ashley Joy Antifrizz Şampuan; 

*Saçlarınızı kabartmadan pürüzsüz görünüm elde etmenizi hedefler. İçerisindeki avokado yağı ile saçların yumuşak, esnek, kola şekil alabilir ve parlak olmasını desteklerken, saçı nemlendirerek elektriklenmeyi önlemeye yardımcı olur. Düzenli kullanımda saçlarınızı kontrol altına alır, sakinleştirir. 

*Paraben ve Parafin içermez.

*Kuru ve kalın telli saç tipleri için idealdir. 

Kullanım;
*Saçlarınızı ıslatınız, köpürterek uygulayınız. İyi sonuç elde etmek için şampuanını uyguladıktan sonra 5 dk bekletiniz ve durulayınız. İhtiyaç duyduğunuzda tekrarlayınız. 

Vaat ettiklerini gerçekleştiren bir şampuan. Uzun süre kullanıp öyle yorumlamak istedim. Eksi ve artı yönlerini belirginleştirmek adına. Çeşitleri olan bir ürün. Benim avokado yağ içerikli olanı tercih etmemin sebebi kuru ve kalın telli saçlar için olması idi. Kabaran ve elektriklenen saçlar için ideal bir ürün. Saçları gerçekten sakinleştirip; yumuşaklık veriyor. Görünüm açısından da daha düz ve parlaklık sağlıyor. En önemlisi de benim için dökme oranında artırım yapmadı. Şampuan değişikliklerinde ciddi şekilde dökülmeler artıyor çünkü. Ama şunu da belirteyim çok çok az saç dökülmesi yapan şampuana hala rastlamadım. Bu kısım biraz yarım artı gibi :) Şampuanın kapak kısmı sert açılıyor, zorlanıyorsunuz ama önemli bir eksiklik değil. Benim için en özel artı özelliği ise şampuanın kokusunun uzun süre kalıcı olmasıydı. Kullanım sırasında fark etmiyorsunuz belki ama duş sonrası saçınızdaki kokunun kalması güzel bir durum. Bazı şampuanların özellikle parafin ve paraben bulunmayan şampuanlar için diyeyim duş sonrası saçınızdaki kokusunu sevmeyebiliyorsunuz. Ben kahveli şampuanları hiç sevmemiştim. Şimdilik bu kadar yorumlarım.  
Beklerim yorumlarınızı... Güzel bir hafta sonu olsun...


25 Mart 2019 Pazartesi

DÖNÜŞÜM


      "Bir pazarlamacı olan Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendisini yatağında büyük bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Odasına baktığında her şey normal göründüğünden olanları unutmak için uykusuna geri dönmeye karar verir. Yan dönmeye çalışsa da, yeni vücudundan dolayı bunu yapamayacağını fark eder..."Kısa tanıtım yazısından...

          Kafka'nın okuduğum ikinci kitabı Dönüşüm! İlk kitabı Milena'ya Mektuplar... Yazarın kendi hayatı ile eserleri arasındaki bağın düşsel gerçekliğinde oldukça anlamı bir kitap. Belki bir solukta okumak istemeyeceğiniz ancak sayfalarında durdukça kalbinizle aklınızı hayatın kefelerine koyarak karakterlere yorum yapacağınız bir yolculuk sizleri bekliyor.

       Sıkça seyahat etmesi gereken satış elemanı Gregor'da görülen derin bir alışkanlık... Babasına kendisini ispatlamaya çalışırken evin tüm yükü onun omuzlarında hayatın düzenine alışmıştır. Beklenti içerisinde değildir hatta yer yer neden sorusunu sormadığını ben sordum. Bu kadar sizi önemserken neden beni bu şekilde kabul etmiyorsunuz... Bu soruyu sormuyor Gregor. Babasının iflası sonrası hiç dokunulmayan Gregor'un biriktirdiği maaşı ile küçük bir hayat kurulabilecekken; Gregor'un kız kardeşi için tasarruf edip onu konservatura gönderme düşüncesinin hassasiyetinde Gregor bir böcektir. Öncesi yoktur sonrası içinse Gregor'un bu durumu sadece bir külfettir. Yer yer üzüldüğüm, aileyi anlamayı düşünsem de başka türlü de davranılabilirdi cümlesini sıklıkla tekrar ettiğim bir yağmurlu mevsim kitabı :) Kafka'nın babası ile sıkıntılarından doğduğu söyleniyor bu kitabın.... Yazımı bir alıntı ile bitirirken beklerim yorumlarınızı...

     "Biraz daha uyusam bütün bu olanlardan kurtulabilir miyim?"(Dönüşüm)

20 Mart 2019 Çarşamba

BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU YORUMLAMALAR


          Bahar geldi mi, bulunduğunuz şehre? Bugün Adana 23 derece idi... Geçen hafta yağmur bahardan bir parçaydı sanki. Mevsimlerin en renklisi ve belki de en tatlı zamanı; bahar... Gün boyu süren bir çeşit gün ve gece kovalamasında sıkmayan, kırmayan, üzmeyen ve umut dolu bir mevsim! Bu ara okumayı ertelediğim tüm kitapları okumaya başladım. 

         Sanırım hayatın molalarını anlamlı değerlendirme zamanı... Gelelim kitaba;Platonik bir aşk öyküsü... Popüler kitaplar acaba abartılıyor mu derdim ama yanılmışım. Okumaya başladığım an ara vermeden okuyup bitirdiğim etkileyici yer yer sorgulayıcı olduğum bir kitaptı... Klasik ancak etkileyici bir paragraf not aldım hemen;

       "Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bit taşa basarcasına üstüme basan, hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyişi içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?"

     Kitabın kahramanı yazar R, yoksa bilinmeyen bir kadın mı? Bir mektup ile hayatınızdaki büyük boşluğun farkında olabilir misiniz? Bir gün hiç ummadığınız anda nasıl bir boşlukta yaşadığınızı fark etmek... Çok fazla cevaplanması gerektiğini düşündüğüm sorularla ve üç noktalarla dolu bir kitaptı benim için. Bilinmeyen kadın ise gerçekten mi; aşkının farkında bile olmayan birisi için tüm hayatınızı bir mektuba sığdırabilir misin? sorularını biraz anlamaya çalışarak biraz da kızarak sorduğum karakterdi. Mektuptan anlaşıldığı üzere henüz çocuk sayılabilecek bir yaşta hayatınız belirli bir alışkanlıkla devam ederken farklı bir pencerenin açılması ile bir rüyada bulunduğunu sanmak. Yan komşusu olarak gelen yazar, yaptığı yolculuklarla, yardımcısı ile alışkanlık diyarına gelen hareketlilik. Bilinmeyen kadın, yazarın tavırlarından oldukça etkilenirken adeta takıntı haline getirdiği bir aşk rüyasına kapılır. Üzülür, yazarın hayatını ezberlerken mutlu olur; sever... Yazar farkında bile olmaz. Aradan yıllar geçer; bilinmeyen kadının fedakarlığı ile aynı sokakta yeniden karşılaşırlar yine tanımaz. Binlerce kez geçse yine tanımayacaktır. Ve bir gün pes etmeyen bilinmeyen kadın yazarla bir gün geçirse de bir beyaz gül anısı ile tanınmadan ayrılır. Yazara her doğum gününde gelen beyaz güllerin sahibi bilinmeyen kadındır. Aslında bilinmeyen kadının mektup yazma sebebi ise biraz tahmin edilebilir ve acı bir sebep. Bu sebebe rağmen yazılan sözcükler; adeta sinir harbi yaratabilir okurken.

"...ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur..."

"Fakat kim? Kim şimdi sana doğum gününde beyaz güller gönderecek? O vazo boş kalacak; yılda bir kez de olsa etrafında dolaşan cılız nefesim de yok olacak..."

        Aşk defalarca anlatılsa, binlerce sayfa yazılar yazılsa; hikayelerin hikayesi anlatılıp bir masal olsa da karşılıklı olduğunda güzel sanırım. Yazarın tavrı; duygusal açıdan tezatlıklar ve bilinmeyen kadının bitmeyen hayranlığı, asla suçlayıcı olmaması ile okunması için tavsiye edebileceğim kitaplardan... Beklerim yorumlarınızı...

12 Mart 2019 Salı

MEVSİM KARARSIZLIĞI


             Aynı gün içerisinde dört mevsim yaşama mevsimi Mart... Bahar mevsiminin ilk ayı olan bu ay şu sıra bulutlu; güneşi ise biraz çekingen. Ama bu ayı seviyorum. Kış mevsiminin ağırlığının kalkacağına dair umutlu ve biraz da meşgul bir ay. Çünkü izlemek istediğim filmler, okumak istediğim kitaplar ki gelmek bilmeyen kargolar :( ve gitmek istediğim yerler var. Evgeny Grinko konseri bunlardan biriydi ama kısmet olmadı. Türkiye Turu kapsamında Adana'ya gelmesi; sevdiğim bir arkadaşımın hatırlatması ile haberim olsa da gidemedim. Oysa Jane Maryam Şubat ayı boyunca dinlemekten vazgeçemediğim sözsüz rüya idi. Eğer dinlemediyseniz tavsiye ederim. Garip bir hüzün barındırsa da bana iyi geliyor. Şu sıra yazmak ve izlemek en iyi seçenek. Konuşsam da işine gelmeyecek nasılsa kelimelerime yazık diyebileceğim çok durum var.
     Yine de değişimin oluşturduğu yenilenme zamanı :) Bitenlerin yerine yenisi gelmeli. Beyonce Heat parfüm deodorant roll-on; deodorant parfüm üçlüsünde sevdiğim bir koku oldu. Farklı kokulardan şekerli ve biraz baharatlı ancak kalıcı kokuları seviyorum. Yıllardır Cecile serisinden vazgeçmememin aslında bu. Ağır bir koku değil ancak kalıcılığı desteklemelerle iyi. Antonia Bandares serisi (Kalıcılığı çok iyi)ve Yves Rocher Tendere Jasmin alışkanlığımın en güzel köşesinde.  Yasemin kokusu bana yazı hatırlattığı için kullanmayı seviyorum. Ancak günlük kullanımda Beyonce Heat ürünü sevdim. Genel olarak fiyatı 25 ile 35 arasında ama ben 20 liraya almıştım. Gratis'te satılmakta bu ürün. Etkili, tatlı ve güzel bir kokusu var. Cecile diva ile karıştırarak kalıcılığını artırdığım için kış süresince sevdiğim ikililer arasında yerini aldı. 
      Beklerim yorumlarınızı... İlkbahar hayatımıza güzel sürprizleri ile gelsin inşAllah...
Instagram adres:https://www.instagram.com/camdanduslerblog/

6 Mart 2019 Çarşamba

ÇEKİLİŞ SONUCU


"Başını Alıp Gidersen , Başını Alıp Dönersin..."

Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna kitabı alıntısı ile yazıma başlayayım... Mart ayı şimdiden altı günü geride bırakmış. Güneş ve rüzgarın bir arada bulunduğu aynı gün içerisinde dört mevsim yaşandığı bu ay fotoğraftaki gibi... Bulutların güneşin yüzünü saklarken engel olmadığı bir gölgeleme ile doğayı canlandırıyor adeta. Bahar canlanma demek... Adana'da bahar Nisan ayında kendini tam anlamıyla gösterir. Etraf portakal çiçekleri ile dolar. Yollar yeşil renginin beyaz çiçekleri ile karşılar sizleri... Yolunuz düşerse eğer fotoğraflamadan geçmeyin... 2016 yılından bu zamana 3 yıl olmuş. Yazmayı çok seven birisi olarak iyi ki blog açmışım diyorum. Sevincin, üzüntünün, hayal kırıklıklarının birere paragraf haline gelerek bir yazı oluşturması ve sizlere ulaşıp yorumlarınızla canlanması ile hayatıma güzel bir sayfa açtığına inanıyorum. 

Şubat ayı süresince sürecek olan bir çekiliş başlatmıştım. Bu çekiliş bana biraz uğurlu gelse de katılım az olmuş aslında. Çok fazla yabancı yorum vardı. Yabancı yorumları çıkararak uygun bir şekilde katılım sağlayanların çekilişini ancak bugün yapabildim.  Kazanan Beyda' nın Kitaplığı olmuştur. En kısa zamanda bilgilerini ulaştırırsa eğer göndermek isterim.