1 Ağustos 2019 Perşembe

GLISS ONARICI SAÇ BAKIMI

      

Temmuz hiç bitmeyecek gibi gelmedi mi sizlere de? Benim için hiç bitmeyeceğini düşündüğüm bir ay oldu. Güneşin etkileri yaz ile birleşince sanırım daha serin zamanları özlüyor insan. Bu ara şampuan sıkıntısı çeksem de şampuan değişimlerinde çok fazla saç dökülmesi yaşıyorum. Bu yüzden onarıcı saç bakım ürünleri arayışına girmiştim. Yine bir tavsiye üzerine Gliss Saç Bakım Onarıcı Süt Proteinini kullanmaya başladım.

Bu ürün hakkında notlarım
Gliss Saç bakımı/Onarıcı Süt Proteini(Keratin Bağlama Teknoloji/Yıpranmış Saçlar İçin)
*Besleyici süt proteini ile derinlemesine onarırken güzelleştirir 
*ONARIR 
*GÜZELLEŞTİRİR
Çiçek özleri içeren besleyici süt proteini saçın iç yapısını ve yüzeyini keratin ile derinlemesine onarır. 
*Keratin Bağlama Teknolojisi yıpranmış saçların onarılmasını sağlayarak saç yüzeyini güzelleştirir.
Bu ürünü çok sevdim. Kokusunun kalıcılığı ve saçlarıma verdiği yumuşaklık hissi belirgindi. Canlı bir görünüm sağladı. Sanırım üç farklı çeşidi de var. Saç diplerine gelmeyecek şekilde püskürtüp taradığımda saçımla hemen özdeşleşti. Sıvı saç kremi gibi düşünebilirsiniz. Bana tavsiye eden arkadaşım kokusunun kalıcı olmadığını söylemişti. Ancak anında kaybolan bir koku olmadı benim için. İndirimde iken almıştım. İndirimde şans vermeyi düşüneceğiniz ürünler arasında olabilir. Beklerim yorumlarınızı...
Instagram :@camdanduslerblog


27 Temmuz 2019 Cumartesi

ERMİŞ/ HALİL CİBRAN


             Bir doğum günü daha geldi ve geçti. Doğum günü pastamı kutudan çıkarmak için baktığımda gördüğüm manzaraya gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ortadan muazzam bir şekilde ikiye ayrılmıştı. Onu yerine koy, düzgün bir hale getirmeye çalış derken geçti gitti. Çok tatlı mesajlar aldım ama. İlkokuldan bir arkadaşım benim okuma bayramında tiyatro da tavşan olduğum bir fotoğrafı hatırlattı ya zaman böyle geçer diyerek. Haklı da zaman avuçlarımızda tutmaya çalıştığımız su gibi; ne kadar tutmaya çalışsak da akıyor ve gidiyor. Blog sayesinde tanıdığım incirlikurabiye (Zeynep) ona da çok teşekkür ederim tatlı mesajı için. Yaş aldım... Yaşlandım mı yoksa? :)

Daha önce Halil Cibran'ın iki kitabını okuyup yorumlamıştım. Gezgin kitabı özellikle benim için özel kitaplar arasında kendisine yer edindi. Ermiş kitabı ise hemen hemen Halil Cibran denildiğinde ilk okuduğum kitap Ermiş mutlaka okumalısın denildiği için almıştım. Okuma fırsatı bulunca da hemen okudum. Kitap hakkında notlarım; 

      Tanıtım yazısından...
"Ve hep böyle olmuştur, ezelden beri ayrılık vakti gelip çatıncaya kadar, sevgi kendi derinliklerini bilmez..."
             Tam on iki sene boyunca Orphales şehrinde bekleyen El Mustafa, gemisinin gelip kendisini doğduğu adaya götürmesinden önce bu halka yaşama dair öğütlerde bulunur. Aşk, yaşamak, mutluluk, çalışmak gibi insanı insan kılan pek çok soruyu yönelten halk onlara yol gösteren bu kutsal kişiden ayrılmakta zorlanacaktır...

 Alıntılarım;

"Aşk size kendinden başka bir şey sunmaz ve sizden kendinden başka bir şey almaz.
    Ne aşk size sahip olabilir ne de siz ona sahip olabilirsiniz;
Çünkü aşk aşka  kafidir...
 Aşka yön vereceğinizi düşünmeyin, eğer aşk sizi değerli bulursa o size yön verecektir...
.....
Ve insanların içini açıp kibrini gösterdiği, tüm çıplaklığıyla onların değerini ve gururlarının küstahlığını gören sizler kim oluyorsunuz ki!
....
Yine de içinizdeki zamansız, yaşamın zamansızlığının farkındadır.
    O bilir ki dün, bugünün anısıdır ve yarın da bugünün hayalidir...
.....
Sizin çocuklarınız,sizin değildir. 
Onlar Yaşam'ın kendisine duyduğu özlemin kızları ve oğullarıdır.
Onlar içinizden gelirler ama sizden gelmezler...

Ermiş... Geri dönüş yolculuğunda hem kendisini anladığı hem de şehrin insanlarını anladığı; yaşamın gizeminin bir formüle indirgenemeyeceğini anlamlı kelimelerle dile getiren kitap... Onu yolcu etmeye gelen halkın sorduğu soruları yaşam da bizlerde sormuşuzdur kendimize... Ermişin yolculuğunda on iki yıllık bir süre geride kalıp başka bir yolcuğa doğru çıkmasını gemi kaptanın sabırsızlığında bekler şekilde bulacaksınız. Okuyucu olarak beğendiğim bir kitap olsa da Gezgin kitabı sanırım bir adım daha benim için önde olacak.

 Güzel bir hafta sonu olsun. Beklerim yorumlarınızı...

22 Temmuz 2019 Pazartesi

JANE AUSTEN/ AŞK VE GURUR


AŞK VE GURUR... 
Önceki yazımda Jane Austen'dan bu kadar bahsetmişken bir klasik olmuş; edebiyatta kendisine yer edinirken defalarca
 hem dizisi hem de filmi çekilmiş olan Aşk ve Gurur'u anlatmamak olmaz. 
Lise zamanımızda çok popülerdi, filmi...
 Her zamanki gibi önce kitabını okuyup sonrasında filmini izlemiştim. 
Ama bu durum Boleyn Kızı için geçerli değil sanırım... Filmini kitabından daha çok sevmiştim neyse...

JANE AUSTEN/AŞK VE GURUR

Aşk ve Gurur 
2005 yılı yapımı Jane Austen'ın 1813'te yayınlanan Gurur ve Önyargı kitabından uyarlanan romantik dram filmi... 2 saat 15 dakika film...Oyuncular; Keira Knightly(Elizabeth Bennet), Matthew Macfadyen(Mrs. Dracy), Rosamund Pike, Jena Malone...
Konusu:
İngiltere'de 18. yüzyılın sonlarında, 
toprak sahibi bir ailenin beş kızı olan 
Bennet'lar( Elizabeth, Jane, Lydia, Marry 
ve Kitty) kızlarının hayatını zengin bir 
koca ile garanti altına almak
 isteyen anneleri... Bayan Bennet'ın 
en büyük hayali kızlarını zengin 
insanlarla evlendirerek aslında sınıf atlamalarını sağlamaktır. 
Elizabeth(Lizzy olarak çağırılıyor ailesi tarafından) hayata diğerlerinden farklı bakmaktadır. 
Onun neşeli ve zeki karakteri birisinin dikkatini çekecektir. Bu kişi 
Mrs. Darcy'den başkası değildir. Bu naif ve içten aşk öyküsü gurur çekişmesinde kazanan taraf hangisi olmalıdır? 
Aşkta kazanan var mıdır?

MR.DARCY

AŞK VE GURUR

Filmden notlarım;

" Benim gerçekten sevdiğim insanlar 
azdır; beğendiklerim ise büsbütün az. Dünyayı görüp tanıdıkça hoşnutsuzluğum artıyor. İnsanların iç yüzünün nasıl 
hiç göründüğü gibi çıkmadığını; iyi yada akıllı gibi görünenlere bile nasıl hiç güven olmadığını her gün daha açıkça anlıyorum."

(Zamana uzanabilmiş bir paragraf... 
Bugün okurken de anlıyorum ki insanlar gerçek yüzlerini saklamakta ustaca davrandıklarını düşünseler de ve anlaşılmadıklarına kendilerini
 inandırsalar da durum hiç de böyle değil. Sadece karşı tarafa -mış gibi yaptığını söylesen de anlamayacağını görmek karmaşası ... Vefanın önemsizleştiği, çıkarcılığın yaygınlaştığı bir karmaşa... )

"Yapmacık bir tevazudan daha aldatıcı birşey yoktur. Bu dolaylı yoldan böbürlenmenin ta kendisidir."

"Kibir ve gururu dize getirebilecek tek gerçektir aşk..."

Oscar'a dört dalda aday
 gösterilmesi bir yana abartıdan uzak; harika bir filmdi benim için. Dönem kıyafetleri, arka plan manzaraları bir kenara oldukça da anlamlı bir film. Keira Knightley zarifliği ve Matthew Macfadyen bu ikili arasındaki kimya; karakterlerin gerçekliğine olan inancı pekiştirmekte.
 Lizzy, Becoming Jane filminden sonra gördüm ki yazarın kendisinden parçalar taşıyan bir karakter. Aşık olmadan evlenmek, statüsel bir kaygı onun için önemli değil. 
Kitapları ve düşünceleri ile kardeşlerinin arasından zekası ile sıyrılmış; peki ya Mrs.Darcy? Bu gizemli zengin; duygularını gururunun ardında gizlese de meşhur yağmur sahnesinde vay be dedirten bir karakter dedirtmişti. 
Böylesine asilce sevmek; karakterin muazzamlığına hayran bıraktırıyor. İzleme listenize ekleyebilirsiniz :)
Moda kendisini tekrarlıyor. 
Arada sırada Instagram'da da bu filmdeki kıyafet modasını görsem de sadeliğin ve kıyafetlerin zarafetinin moda olmasını isterdim.
Beklerim yorumlarınızı....
Instagram: @camdanduslerblog