24 Ocak 2026 Cumartesi

IDOL I DİZİ YORUM

 


(Görsel Google Görsellerden Alınmıştır)

Uzun zaman sonra KDrama yorumu ile döndüm. İtiraf etmeliyim ki uzun zamandır bir dizi izleyebilecek dikkatim de odağımda yok. Tahammül edemiyorum sanırım; zihnim aşırı dolu, kalbim biraz kırgın düşüncelerim dağınık. Astrolojiden anlayan birisi var ise Aslan burçları hani 2026 da güzel başlayacaktı? Neyse...
Idol I dizisi afişinde Choi Sooyoung gördüğüm an klasik romantik komedi dizisi olmadığını düşündüm. Sooyoung; Girl's Generation grubundaki Yoona ile ilk oyunculuğa başlayan idol. Kaliteli ve biraz daha ağır konusu olan dizilerde oyunculuk yapmıştı. Kim Jae Young en son izlediğim dizisi ise Love in contract dizisiydi ve o dizinin yorumunu da blogumda yapmıştım incelemek isterseniz=> LOVE IN CONTRACT  bu dizinin çekim alanı oldukça güzeldi neden bahsediyorum aynı çekim alanı bu dizide de kullanılmış.
Gelelim IDOL I dizisinin konusuna; bir erkek grubunun sıkı hayranı olan Maen Se Na ; iş hayatında başarılı, kimsenin almak istemediği davaları alan ve suçlu kabul edilen insanların suçsuzluğunu cesurca ve soğukkanlılıkla savunan biraz sevilmeyen bir avukat. Ama genç yaşında temsil ettiği hukuk bürosuna ortak olmuş. Çalışıyor, yorulmuyor ama sevdiği erkek grubundan Idol Do Ra Ik(Kim Jae Young) destekliyor. Günün birinde bu erkek grubundaki Do Ra Ik adı bir cinayete karışıyor; önce hayranı olduğu idol olduğu için davayı alsana Maeng Se na durumun görünenden daha karmaşık olduğunu görüyor; olaylar gelişiyor...
Güncel bir dizi izlemenizi tavsiye etmek konusunda biraz kararsızım. İlk 10 bölümünü izler izlemez hemen blogumda yorumlamak istedim. Sooyoung hem uzun boylu hem de çok düzgün bir fiziğe sahip bir oyuncu; yani partnerleriyle uyum o kimya sağlandığında izlemek bilmiyorum benim de hoşuma gidiyor. Kim Jae Young da yakışıklı bir aktör ama estetik mi desem mimik donması mı desem his olarak o mükemmel heykel gibi ifade duyguları nerde dedirtiyor... Evet bu dizide çift olarak o kimyanın tuttuğunu sanmıyorum ya. Başrol kadın oyuncunun lise zorbası daha sonra savcı da olmuş ki o oyuncuyu ilk kez izliyorum sanırım yani düşman aşıklar kimyası ve yine başrol kadın oyuncunun yardımcı olduğu tek erkek arkadaşı diyebileceğimiz yaşı biraz küçük oyuncu ile kimyası harika. Anlayacağınız başrol erkek ile kadın arasındaki o uyum sevgi ya da aşk geçmedi bir türlü. Dizi klasik konulardan biraz daha farklı bize biraz garip gelebilir ama aslında toplumsal mesaj da içeren bir dizi. Çok rahatsız olduğum bir cümle vardı onu da belirtmeden geçemeyeceğim; Idollerin gerekli durumlarda kamuya mal olan sanatçı oldukları için hayatları didik didik edilebilir gibi bir cümleydi. Yani sanatçıların özel hayatı olmazmış. Ne garip aklıma geldikçe üzüldüğüm hayatlarını kaybeden idol, oyuncular geldi. Bu çok büyük bir baskı. Özellikle iki tane saplantılı dizide Do Ra Ik hayranı; adamı mahvettiler ve gayet serbest geziyorlar. Onun özel konutuna girebiliyor ve hayatı hakkında acımasızca yorumlar yapabiliyor hatta avukat olan dizi karakterine bile saldırabiliyorlar. Zaten Do Ra Ik karakteri Allah yardımcısı olsun sorunlu bir anne, onu çocuk yaştan resmen şarkıcı olması için satmış ve her adımda çocuğa zarar veriyor. 
Maeng Se Na karakteri ise yaşamayı seçmiş, yaşamak için nedeni yaşarken bulurum belki diyor. Ailesinin problemini çocuktan çıkarma gaddarlığı beni ürkütüyor ve Kdramalarda bu tür zorbalık çok yaygın. Toplumun katı ve sert kuralları aslında içten içe bir kast sistemini de sürdürüyor kişisel görüşüm. 
Dizi yorumlarım şimdilik bu kadar. Benim için 6/10 puanlık bir dizi ama dizinin konusu samimi olarak belirtmeliyim ki dramı hissettirebilseler çok özel. Yani bu dizi Türkiye'de iki sezonluk net bir dizi. Ama kore dramaları 12-16 bölüm olduğu için koştur koştur ne ara aşık oldu, kızın acısını hissedeceğiz bir durun ama ilerlemek gerekiyor derken ana konunun etrafında sürekli tur atmak gibi oluyor. Sizler bu diziyi izlediniz mi yorumlarınızı bekliyorum...

17 Ocak 2026 Cumartesi

SHIFFA HOME CASTOR OIL

 

Güzel günlerin başlangıcı olsun. Bir söz vardır; zamanı durdurmak mümkün olmasa da zamanını yönetebilirsin... Bu sözde ne kadar haklılık payı var bilemem ama son zamanlarda büyük bir kararsızlık içinde olduğumu hissediyorum. Ne diyelim; yeni sene belki bu sefer güzel yüzünü gösterir.

Bu yazımda ama sizlere memnun kaldığım ve detaylıca sonuç görmek istediğim için yazısını biraz beklettiğim Shiffa Home hint yağı/Castor oil den biraz bahsedeceğim. Hint yağının saymakla bitmeyen faydaları olduğunu biliyordum, kullanmadan önce. Ama cildim o kadar hassaslaştı ki ne kullanırsam biraz korkarak bakıyorum alerji, kızarıklık yapmazsa devam ediyorum. Örneğin kantaron kas ağrıları için kullandığım bir yağ idi hatta biraz saf zeytinyağı da. Ama zeytinyağ pahalılığını bir köşeye alıyorum kantaron daha düzenli olarak kas tutulmalarında ve mutfakta küçük kazalarda kullanıyorum. Eskiler kılıç yarasına bile kantaron iyi gelir derlermiş ama saf, güvenilir bir kantaron bulmak da artık zor. 

Hint yağı da cilt kuruluğu için aklımda olan bir doğal yağ idi. Bacakta ve kolda mevsim değişikliği ile birlikte hissedilen kurumalar dikkatimi çekmeye başlamıştı. Ek olarak da küçük kas spazmlarına iyi geldiği için tavsiye ediliyordu. Shiffa Home Hint Yağını indirimli şekilde 79 liraya satın almıştım. Sizlerde indirimde görürseniz incelemenizi tavsiye ederim. 


Ürün tanıtım yazısından;

*Hint yağı ağacı 10 metreye kadar büyüyebilen bir ağaçtır.

*Yaz aylarında oluşan tohumların sıkılmasıyla hint yağı elde edilir.

*Tohumları ricinoleik asit, alkaloit ve E vitamini içerir.

*Her gün kirpiklere uygulandığında kirpiklerin beslenmesine katkıda bulunur.

*Kuru ciltlerin nemlenmesine yardımcı olmak için kullanılabilir.

*Ayrıca saç bakımında diğer aromaterapi yağlarıyla beraber veya tek başına kullanabilir.

Kullanıcı yorumlarım ise; gece uykuda çenemi sıkıyorum ne yazık ki. Gece plağı da kullanıyorum ama sabah uyandığımda ağrıyı size tarif edemem ya da korkuyla büyük lokma yediğimde ironi gibi evet ama ne yazık ki gerçek çenem bir anda reaksiyon verip ağrıdan mahvedebiliyor. Geçen sene fizik tedavi uzmanı boyun ve omuz kasları rahatlattığında çenem de yaz boyu beni çok yormamış, üzmemişti. Ama tabi stres, sıkıntı ile birlikte sıkma devam ediyor ve botoks beni biraz ürkütüyor. Bende hint yağını hafta da 2 kez boyun bölgeme ve biraz omuzlara doğru olan o alanda kullanıyorum. Uyku kalitemi sanki biraz rahatlattı. Kişiden kişiye elbette değişebilir ama böyle bir faydası oldu. Ek olarak cilt kuruluğuna evet iyi geliyor cümlesini kurabilirim. O pul pul dökülmeler ve kuruma hissi çok azaldı. 

Son olarak ise; yediğimiz bazı yiyecekler hazımsızlık yapabiliyor. Kişiden kişiye değişmekle birlikte olgunlaşmamış muz, lahana örneğin hazımsızlık yapabilir. Geçenlerde hazımsızlık ve karın ağrısı yaşadığımda zihnimde kalmış, karın bölgenize masaj ile hint yağı uygularsanız sizi rahatlatacaktır diye; pek inanmıyordum ama işe yaradı. Çok mutlu oldum böyle olunca.

Bu ürün hakkındaki tek olumsuz yorumum kapağı... İç kısmı korunaklı zaten dış kapağı da öyle bir sistemle ki üstte bastırıyorsunuz yine zor açılıyor müthiş bir kilitleme sistemi tasarlamışlar :)

Şimdilik yorumlarım bu kadar sizler kullandıysanız eğer ya da başka doğal yağlar hakkında yorumlarınız var ise mutlaka beklerim önerilerinizi...


9 Ocak 2026 Cuma

2025 AGS BRANS BAZLI KONTENJAN

2025 AGS BRANS BAZLI KONTENJAN 

9 Ocak 2026 tarihinde 2025 AGS sonrası layık görülen 10 bin atamanın branş dağılım kontenjanları açıklandı. En fazla atama yapılacak ilk 5 branş sırasıyla 2 bin 816 kontenjanla sınıf öğretmenliği, 1789 ile özel eğitim öğretmenliği, 801 İngilizce öğretmenliği, 762 din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği ile 653 ile de okul öncesi öğretmenliği oldu. Bu arada okulöncesi öğretmenliği sınava giren sayısı 56.921 ve bu kadar giren alım 653 neyse artık. Adayların başvuruları, seçtikleri il veya ilçe milli eğitim müdürlüğü tarafından incelenecek. Uygun bulunan başvurular onaylanacak ve uygun olmayanlar gerekçesi belirtilerek reddedilecekmiş. Sonrası ise akademi; atanmıyorsun aslında eğitime alınıyorsun yine. Eğitim fakültesinde aldığın eğitim yetersiz görülüyor ve bekleme alanına geçiş izni almışçasına sürecin içinde kayboluyorsun.

Gelelim bana; Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği bölümü mezunu olarak puanım 82.304 alanda yüksek lisansı da daha önceki yazılarımda anlattığım gibi bitirdim ek olarak bende Çocuk Gelişimi mezunuyum. Yani Okulöncesi öğretmenliği, Çocuk gelişimi öğretmenliği ve ana branşım olan Bilgisayar ve Öğretim teknolojileri öğretmeniyim. Yüksek lisans tezimi de okulöncesi ve kodlamayı birleştirerek gerçekleştirmiştim. Gelinen noktada verilen kontenjan 15 evet hepitopu 15...Çocuk Gelişimi 2! Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar pişmanlık yaşadığım süreç olmamıştı. Bu sene lise ve ortaokul ayrıldı; Bilişim teknolojileri öğretmeni olarak atama yapılan bölümde ortaokul öğretmenliği yani; Meslek lisesi öğretmenleri ile toplam 27 bölüm tercih ediliyordu; bilgisayar mühendisliği bölümünden tutun elektrik elektroniğe kadar... Bu sene bakın ama bir hoşluk yapıldı. Alan 2'ye bölündü. Artık meslek lisesi öğretmenleri lise yalnızca oldu bizde birkaç bölüm ile birlikte ortaokul. Bilişim teknolojileri (lise için) 100 kontenjan verildi bu atamada. Diyeceğim bu kadar. Ortaokul için ise 15; yapay zeka çağı, muhteşem yüzyıl teknoloji söylemleri bu kadarmış. İmamhatip ortaokullarda ise bilgisayar ders zorunluluğu kaldırıldı. Daha önce de norm fazlası sınıf öğretmenleri olmak üzere birçok bölüm birkaç yüz saatlik eğitimle benim öğretmenlik alanımda görev almışlardı. Bu sene bir tane ücretli için aranmadım. Kimsenin pek umrunda değil ama halk eğitim merkezlerinde ortaokul, lise ama kadrolu gibi çalıştırılan insanlar tarafından aşağılanmıştım. Düşünüyorum da İngiltere'de 4 yaşından itibaren kodlama eğitimi, diğer Avrupa ülkelerinde ise 8 yaşından itibaren verilen önemi biz ne zaman kavrayacağız. Atölyeler pek popüler zamanımızda; ama saati 2 bin liradan başlayan haftalık kursları maddi anlamda dezavantajlı çocuklar alabilecek mi? Okullarda bilgisayar lab yok zaten; ücretli de en son yaptığım okulda girmeme izin verilmemişti, dersleri işlemek için ona şaşırmadım bir atölyenin olmasına daha çok şaşırmıştım. Zamanda geride kalmış masaüstülere bile ulaşamayan çocuklar alanında uzman olmayan başka branş öğretmenlerle ya da bu dersleri hiç görmemesi ile zamanda kaybolacak mı?

Tez başlığım; Okulöncesi dönemdeki çocukların algoritmik düşünme becerisinin geliştirilmesinde kodlama eğitiminin geliştirilmesi idi. 5-6 yaş aralığındaki çocuklarla gerçekleştirdiğimiz çalışma notlarım ile tez yorumumdan ayrı olarak söyleyebilirim ki düşünmeyi bilmiyoruz. Düşünmek; anında aklımızdan geçenleri gerçekleştirdiğimiz eylemler değildir. Düşünmek sistematik şekilde amaçladığımız hedefler için yol oluşturabilme ve gerekirse başarısız olunan yolların nedenlerini sorgulayarak başka yolları mantıksal çerçeveye oturtmaktır. Uygulama yaptığım okulda alan öğretmeni; çocuk burnu akıyor ama bekliyor önünde mendil olduğu halde. Bekliyor ve benim burnunu silmememi; kendisi uzanıp mendili alıp burnunu silmiyor demişti. Bende uygulamada kullanılan programda belirli bir zaman diliminde serbest bırakıp hayal gücünüzü kullanın oluşturduğunuz karakterlerin mavi saçları, kırmızı gözleri olsun; bir tek boynuzlu at, küçük sevimli bir kedi hangisi olmak isterseniz seçin dediğimde yapmadılar.Yapamadılar. Ama sonra uygulamamızın son dersinde ise hepsi muhteşem projeler çıkardılar. Bilgisayar boş ders, açıp oyun oynayın dersi zaten değil. Düşünme, hayal kurma, üretme ve teknolojiyi tüketen değil yönlendirebilen bir süreci içeren bunu öğreten bir ders. Nerde yanlış anlaşıldı bilmiyorum ama zamanı yakalayamamak saatlerce video kaydıran, çözüm üretemeyen bekleyen nesiller için şikayet etmeye hakkımız olmuyor böylelikle. Öğretmenlikten de bu yüzden soğudum; herkes kendi kontenjanı iyiyse alanın sorunu en azından çözülmüşse diğerleri kim... Emekliye ayrılmayan teknolojiyi kullanamayan ki e devlet şifresini sınıflarda kendileri dahil olmak üzere Adana'da çok merkezde bir okulda öğretmenler vardı. Akıllı tahtadan belli programları işleyip geçen... Bendense öğretmenlik dışında müdürün bilgisayarının tamiri istenen, akıllı tahta problemleri halledilmesini beklenmişti okulda da bunun için sorumlu memur olmasına rağmen ki öğretmen teknisyen değildir.

Uzun lafın kısası doktora eğitimine başlamak hatta yapay zeka alanında doktora yapmak istiyordum. Ama herşeyin sonucu para... Bu kadar yol yürümüşüm; hastalanmışım bedensel zorlama gerektirecek işleri yapmaya sağlığım zaten müsaade etmezken ben ne yapacağım? Bu soru zihnimde duruyor; sınav ücretleri, yaşam maliyetleri artık aile evinde dahi artan beklentiler ile ne yapılabilir? Bölümümü tam burslu puan olarak ÖSYM bölüm birinci kazanmıştım; 3.41 not ortalaması ile bitirdim. 3.88 ortalama ile alanımda yüksek lisans bitti; 82 küsür puanla niteliksiz olmak... Liyakatın olmadığı alanlarda da yeterince aşağılanmış olmak... 

Hakkımı helal etmeyeceğim kesinlikle.