2 Ekim 2019 Çarşamba

NEUTROGENA HYDRO BOOST SERİSİ YORUMLAMALAR

  Bitmeyen Eylül yerini Ekim ayına bırakırken... Eylül ayı benim için güzel bir ay olmadı ne yazık ki.. İki-üç yazı öncesi uzun uzun içim döktüğüm için yeniden yazmayayım ama moral depolamak zorlu imiş. Onu anladım. Bu arada Adana hala sıcak. Öğle saatlerinde güneşin bir ara beynime doğru yol aldığını hissettim :) Sanırım kış bir anda gelecek. Kış mevsiminin cilde olan etkileri ile baş başa kalmadan önce Neutrogena Hydro Boost Canlandırıcı Serum Kapsülden bahsetmek istiyorum...
Ürün tanıtım yazısından...
"Güçlü formülü ve hafif yapısıyla Hydro Boost Canlandırıcı Serum Kapsül cildinizi güçlendirir ve ona enerjisini geri verir. Yoğun bir şekilde nemlendirir, çizgileri pürüzsüzleştirmeye yardımcı olur ve yorgun cildi anında canlandırır. İçeriğindeki Hiyalüronik Asit ile cildinizde 24 saate kadar nemlendirme sağlar. Antioksidan ve canlandırıcı E vitamini içeren mikro tanecikler her başısınızda seruma yayılır ve yoğun bir şekilde etkisini gösterir."
Canlandırıcı Serum Kapsül 30 ml. Ambalajına hayran kalarak satın aldığımı itiraf etmeliyim. E vitaminli ürünleri kullanmayı seviyorum. İçerisindeki minik segmentler; şık tasarımı ile oldukça göze çarpıyor. Neredeyse 3 aydır kullanmama rağmen bitmedi ebatına göre bereketli bir ürün oldu. İçerisinde sim var. Işıltılı canlılık vaadini ürün küçük küçük simlerle mi yerine getirmeye çalışıyor o kısmı anlayamadım. Simler kullanım sonrası kendini gösterirken nemlilik ise kendini göstermekte biraz zayıf kaldı. Bunu ifade etmemin sebebi kullanım sonrası nemlilik hissinin çabuk kaybolması. Kış mevsimi için sanırım kullanım konusunda başka ürünler denemeliyim kalıcılığı biraz daha fazla olan... Şimdilik yorumlarım bu kadar. Beklerim yorumlarınızı... 


                                    INSTAGRAM account:                           @camdanduslerblog

28 Eylül 2019 Cumartesi

TEK KALAN FİNCAN


Eylül biterken...
Sonbahar başlangıcı olan bu ay bu şehirde yaz ruhundadır. Sıcak günün aydınlık kısmında kendisini gösterirken; gece serinliği hatırlatır sonbaharı. Gün bunaltıcı nemden az da olsa uzaklaşmıştır. Eylül bana hiç bitmeyecek bir ay gibi gelse de bitiyor işte... 
Bu aya bir solukta okuduğum Sevinç Çokum kitabından notlar bırakmak istedim. Bu yazarın her kitabı ayrı bir naiflikte; detaylardaki nakış nakış işlenen eski özlemlerle dolu. Benim için çok özel bir yazar. Kelimelerin sadeliğinde senden benden aslında hayatın içinden bir düş bırakıyor yazar. Tek Kalan Fincan kitabı ile...

Tanıtım yazısından;
"Her fincan içinde sayısız öykü taşır. Kışlık-yazlık evler arasında, bazen bir yerden bir yere taşınırken onları belki eksiklerini fark ederek gazete kağıtlarına sarıp taşımışızdır. Kardeşlerini kaybetmiş, başka bir tabağa eş olmuş fincan ve tabaklar gün gün birikir. Çatlağı var diye uğursuz sayılıp atılan, kırıldığında "Cana gelecek olan mala gelsin!"denilen, sayısız fincan ve tabak...
Kitap alıntılarım:
"Bitti'ler olmasa başlangıçlar aranmazdı. İyisi mi elinizde var olanların değerini bilin..."

"Sonradan ileri yaşlarda kurulan yakınlıkların birtakım kurallarla, olması gerekenlerle yürüdüğünü biliyorum, hatta incitme, darıltma korkusu yüklüdür onlar, ötekinde ise içtenliğin getirdiği doğruları  koymalar, kırılmalar, tartışmalar vardır. Çünkü içtenlik yatar kökünde. Kurallar değil!"

....Bir tanıdık geceleyin şehir görüntülerinden söz ederek;"Şehrin ışıkları yıldızları engelliyor. Artık gökyüzünde yalnızca uyduları görüyor, uyduları yıldız sanıyoruz."demişti. Ne kadar iç burkucu! Artık sanal yıldızlarla oyalanacağız demek ki. Eğer seyrine gerek duyanlar kaldıysa yeryüzünde tabi...(Bu satırları okurken üzülmüştüm. Haklı bu cümleler... Artık yıldızları görebilmek için köye gitmek gerekiyor veyahut yaylaya... Çoğu zaman balkona çıkıp gökyüzüne bakmayı bile unutuyoruz. Çok sevdiğim bir arkadaşım derdi bugün kendime ödev verdim geceyi izlemeden gökyüzüne bakmadan uyumayacağım diye... Hayatın alışkanlığında kaçırdığımız anlar geri gelmiyor ki... )

Giderek eksiliyoruz. Her eksilişte bir şeylerin yıkılışı, çatırtılarla...

Etkilendiğim cümleleri olan bu kitabı tavsiye ederim. Samimi, hayatın içerisinde yer alıp da aslında uzak olduğunuzu hissettiğiniz eşyalar(kırılmış, bir parçası kesik kalmış eşyalar), uzaklaşmalar, eski özlemler değişirken hayatın içerisinde yol alırken neleri geride bıraktığımız ve düşüncelerimiz. Kısa bir mola ancak derin bir kitap :)
Şimdiden güzel bir Ekim ayı olması dileğiyle...Beklerim yorumlarınızı..
  INSTAGRAM account: @camdanduslerblog

23 Eylül 2019 Pazartesi

BEAULİS GÖZ KALEMİ YORUMALAMAR



Asansörlü göz kalemleri son zamanlarda bulmak oldukça zor değil mi... Ben çok seviyorum açma sıkıntısı olmadığı için. Kolaylıkla açılmalı beni uğraştırmamalı... Bu alışkanlıklardan vazgeçmemek bana memnun kaldığım göz kalemleri üzerinde devam ettirse de beaulis markasının göz kalemini görünce denemek istedim. Aslında kalan göz kalemi demeliyim. Renkleri ne çabuk bitiyor yahu!!!




Beaulis asansörlü 196 numaralı göz kalemi ;
-Özel formülü sayesinde yoğun renk verir, gün boyu kalıcılığını korur; waterproof özelliğe sahiptir
-Göz makyaj temizleyicisi ile bulaşmadan temizlenir


Işıltılı kahverengi gibi dursa da gözde ışıltıların çok belirgin olmaması benim için oldukça iyiydi. Koyu kahve ve belirgin siyah renkte göz kalemleri sevdiğim için bu renk hoşuma gitti. Kesinlikle gün boyu süren bir kalıcılığı var; öyle ki inat ediyorsunuz artık bir renkteki etki azalsa mı diye :D Kalıcılık vaadini yerine bu kadar iyi bir şekilde yerine getiren nadir ve uygun fiyatlı ürünlerden. İndirim de bu marka ürünlerini görürseniz stoklayın derim sanırım son zamanlarda gördüğüm kadarıyla ufak ufak fiyatlarında artışlar olmuş.
Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı...


                                      INSTAGRAM account: @camdanduslerblog

19 Eylül 2019 Perşembe

MAYBELLİNE LASH SENSEATİONAL MASKARA YORUMLAMALAR


En sevdiğiniz gün? Uyandığınız anda günün modu belli olanlardan mısınız? Sanırım iyi uyumuşsam mutlu uyananlardanım. Böyle söyleyince aklıma bir arkadaşım geldi; ne oldu uykulusun diye sorduğumda rüyam da ev yapıyordum. Taşları taşıyordum, tek tek odaları ayarlıyordum insan rüyada yorulunca uyanınca daha bir başka yorgun oluyormuş söylemi geliyor. Haklı aslında kimi zaman rüyalar da yorucu oluyor.
 Bugün güzel geçecek hissi ile uyanınca kullandığım ürünlerden notlar halinde yazılar paylaşmak istedim. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile Maybelline Lash Sensational maskarayı kullanmaya başlamıştım. Günlük maskara pek sık kullanmam hatta hala illa kullanayım dersem Yves Rocher alt kirpik maskarası kullanıyorum. Etkili, doğal bir görünüm sağladığı için. Benim için yeni olan Maybelline Lash Sensational maskara ise kullanım kolaylığı ile farklı bir alternatif oldu.



Lash Sensational Maskara ile tek tek ayrılmış, yoğun ve dolgun kirpikleri ortaya çıkarır. Yelpaze etkili fırçası, kıvrımlı şekli sayesinde kirpikleri uçtan uca yayar ve belirginleştirilmesini sağlar. 1.Adım: Fırçanın iç tarafı ile kirpik köklerine ulaşabilir, en kısa kirpikleri bile ortaya çıkarabilirsin.
2.Adım: Fırçanın dış tarafı ile dış kirpikleri yakalayabilir ve kirpiklere dolgun bir görünüm verebilirsin.



Kupkuru veya çok ıslak maskaralar gibi değil. Kirpikleri tek tek ayırıyor. Güzel tarafı ise topaklanma problemi yapmaması... Kirpik dipleri için kısa olan kirpik uçları içinse uzun kısmı kullanabilirsiniz. İlk uygulamada belirgin bir şekil veriyor eğer kat kat uygulamak isterseniz takma kirpik etkisinde olduğu için daha doğal durması taraftarıyım ben. Ancak çıkarımı biraz zor. Ne kadar çıkarırsanız çıkarın biraz kalıyor gibi hissetseniz de benim sevdiğim bir maskara oldu. İndirimde aldığımda 45 TL gibi bir fiyatı vardı sanırım. Kirpiklerim yoğun ve kalın olduğu için ilk katta etkisini göstermesi ile kendisini gösteren bir maskara olduğu için hakkındaki övgüleri hak ettiğini düşünüyorum.
Şimdilik yorumlarım bu kadar beni takip etmek isterseniz 
INSTAGRAM account:@camdanduslerblog
Zamanın kumlarının avuçlarımızdan mutluluklar için dağılması dileğiyle... Beklerim yorumlarınızı...


15 Eylül 2019 Pazar

KENDİME NOT

                                       
                               

          Kendime not... Ne kadar üzülürsen üzül; ne kadar yorulmuş ol en baştan başlamak zorunda kalsan da kalp kırgınlıkların arttığında küçük mutlulukları birleştir ki kocaman olsunlar. Bazen bir mutluluk başka bir mutluluğun parçası olabilir. 

     Hayat yapbozunda kolaylıkla insanların emeklerinin heba olduğunu bir başka parça için yine çalışmak gerektiğini biliyorum. Hazır taslak yazılarım dışında sanırım uzun zaman oldu yazmayalı... Üzgün ve moralsizdim çünkü. Yüksek lisans kaydım silindi. Verdiğim emekler çöp oldu. ALES puanı ve üniversite dil puanı ile kazanarak girdiğim bölüm ve yaptığım proje ufka doğru uzaklaştı. İlköğretim bölümüne isteyerek girmemiştim, ücretsiz olarak okumak ve yaşadığım şehirde okumak istemiştim. Ancak kazandıktan sonra elimden geldiğince çabaladım. Yüksek lisans da danışmanınızın uzmanlığı hangi alanda ise mecburen o alanda yapmak zorunda kalıyorsunuz bu ilköğretim bölümü için geçerli olan. Ben ilköğretim çatısı altında da olsam da bilişim öğretmeni olarak kendi alanımda yapacağımı düşünmüştüm ancak danışmanımın branşı Sosyal Bilgiler öğretmenliği olduğu için bu alanda yapmak zorunda kalacağımı düşünmemiştim. İlk yıl danışmanım bölüm başkanı idi kendisi dönem sonunda başka bir üniversiteye geçince başka bir danışman verildi. Kendisinin deyimiyle başına kalmıştık sadece 2 öğrenci olarak. Diğer öğrenci atanmış bir öğretmen olduğu için pek ilgilenmedi aslında okulun mezunu olduğu için daha rahattı sanırım. Bana gelince nelerle uğraşmadım ki; normalde 7 ders alınıp tez dönemine geçilmesi gerekirken ben danışmanın yaptığı hata yüzünden 8 ders aldım hem de aldığım dersi bir kez daha alarak bu arada geçtiğim ders anlamışsınızdır.(Bu durumda bile beni suçlamaktan vazgeçmedi; ben dikkat etmeli vaktinde uyarmalıymışım onu) Yarım dönemim uzadı(uzayınca harç parası ortaya çıkıyor). Boşu boşuna... Uygulama için kendi kendime sıfır yardım ile eğitim cd si hazırladım. Türkçe kaynak sıkıntısı yaşayarak yabancı kaynaklardan kod ezberleyerek. Sonuçta mali destek dahi almadan kendi gücümle oluşturduğum projeyi 6.sınıf öğrencilerine uyguladığımda çok mutlu olmuştum. Bilgisayarı eğitimde kullanmak güzel gelmişti. Gelelim 2018 yılına... Eylül ayında uygulamayı da yaptım artık bana dönüt verip bitirmeliyim dediğim de bu dönem bitmez ben şehir dışına gidip geliyorum dediğinde anlamalıydım tezimi bitirmemi sağlamayacağını... Bana dönemde sadece bir kez dönüt verdi.Yolladığım bölüme baktınız mı diye sorduğumda daima bakmadığını yoğun olduğunu söylerdi. 2019 yılına geldiğimde ise kulak zarım patladı; oldukça berbat günler geçirdim sağlık açısından. Nefes alamama problemleri cabası ile küçük bir ameliyat geçirdim. Şubat-Nisan ayı boyunca bilgisayarımı elime bile alamadım. Mayıs ayında ise çok zorlandığımı söylesem de ücretli öğretmenlik bana nefes aldırdı aslında. Çünkü öğretmen olduğumu ara ara unutuyorum. Garip geliyor sanırım insan zamanla işsiz olmaya da alışıyor. Bu dönemde halimi hatrımı sormayı bırakın bir kez bile bana neden bölüm göndermiyorsun diye ulaşmadığı hatta mesajlarıma cevap bile verilmediği için yazın kendi başıma hallederim dedim. Sonuç olarak ise eylül ayında kaydın siliniyor mesajı arkadaşımdan geldiğinde neye uğradığımı şaşırdım. Hep daha iyi olsun diye uğraştığım, tek başıma zamanın nasıl geçtiği anlamadığım bir durumda tüm sorumluluklar üzerime yıkıldığında anladım; boş olduğunu verdiğim emeklerin. Enstitüde haberim yoktu en azından ek süre verin dediğimde bana söylenen; senin hatan takip etmeliydin, Temmuz ayında sunsaydın tezini o zaman ek süre alırdın o da 15 gün. Durumumu belirttiğim de ki özellikle danışmanımın adını duyduğunda enstitü sekreterinin sen daha buraya çok sık gelir gidersin iğneleyici sözünü hatırlatmak istedim ama terbiyem izin vermedi. Çünkü biliyorum ki insanlar zor durumda oldukça kolay yalan söyleyebiliyorlar. Yükümlülükten kurtulmak için; vicdan ağır bir sorumluluktur, anlayabilene. 

      Tane tane durumu izah etmeye çalışmak veya bağırmadan konuşmak demek ki alışılagelmemiş bir durum. En çok yüksek sesle kim konuşursa o mu haklı olunur ki buna hiçbir zaman inanmadım. Kelimelerin gücüne inanıyorum. Sakince dertlerin dile getirildiğinde daha çok anlaşılacağını düşünüyordum. Ama yapılan muamale oldukça pes ettirmeye çalışmalı manipülasyonlarla dolu idi. Bana bir kez bile dönmeyen danışmanımın da o gün verdiği cevap hala aklımda; evet kaydın siliniyor belki af çıkar oda belki... O zaman bir ihtimal dönersin. Sonrasında ise ders içeriğimi almak için bölüme geldiğimde ise durumumu anlatsam da yine bir çare olmadı. Ancak öğreniyorum ki; uygulama için izin belgesi enstitüye gönderilmiş ancak cevap gelmemiş, ben hayali uygulama yapmışım ki yada kendi kendime sistemsiz yapmışım gibi olmuş. Hiçbir şeyle ilgilenmemiş bile.Danışman neden vardır; resmi yazışmaları benim adıma izinleri enstitüye ulaştırmak ve yazışmaları yapmak dışında tezin oluşum aşamasında yardımcı olması için. Ben bu süreçte neler yaşamadım ki tez adımı bile kendisi belirleyip neden aldın ki denilmedi mi farklı farklı hakaretler mi; işsizim denildiğinde yan odadan bir arkadaşını çağırıp hala doktora yaptığı halde kadrosu yok sen nesin ki muamelesi mi anlatamadığım yığınla şey; unutmak istediği anılar böyle olunca daha çok hatırlanıyormuş, anladım. 

     Bu arada Temmuz ayında teslim gerçekleşse bile kabul olunmayacakmış tezim onu da anladım. Kendisine ulaştığımda bakın ben göndereyim size yine de dediğimde mevzuat böyle kestirip atılmasına karşın bende bu hafta ders kaydı için para yatırmanız gerektir yazısı cuma perşembe gününe durdu. Ben bu süreçte enstitüye bu nedir demek için ararkan bile ancak salı günü ulaşabildim çünkü sürekli meşguldu... Ulaştığımda bana denilen sizin kaydınız silinecek listesinde daha silmedik o zaman neden hala para yatırımı yazısı var. "Onu siz kaale almayın." Bu nedir peki... Üç dönem boyunca ben harç yatırdım boşu boşuna eğer bu dönem de o yazıyı dikkate alıp korku ve umutla yatırsaydım sonrasında kaydınız silinmiştir yazısı çıktığında ben ne yapacaktım. Para kolay kazanılmıyor, belirli bir yaştan sonra sınavlar için, kurslar için ve harçlar için para istemek kolay mı!!! Sıfırdan bir proje oluştururken üniversiteden yardım fonundan yardım almak istediğimde (kamera kullanımı gerektiği için)bana senin adına alınmış geri verilmiş vaktini de zaten kaçırmışız denildiğinde dahi umudum bitecek ve sonunda ortaya bir eser çıkacak şeklindeydi. Defalarca kapısında gelip gelmeyeceğini bilmediğim halde beklemedim mi bir hocanın durumuma acıması ile sandalye vermesi ile oturabilmiştim. Telefonla uzun uzun aradığımda asla cevap vermediğinde diğer hocanın ona ulaşıp başka bir yerde olduğunu ona söylemesi ile iki vasıta ile toplam da 1 buçuk saatlik yolu boşu boşuna geri dönmedim mi... Emeğime, çektiklerime mi üzülsem bilemedim. Anlattığım anlatmadıklarımın yalnızca bir parçası iken bu durumu aileme nasıl açıklarım dediğimde verilen cevap: üzgünüm ama böyle durum. Hayatımız boyunca hangi sıfatları edinirsek edinelim vicdanımızı kaybedersek en azından yaptıklarımızın sorumluluklarını almayıp gayet rahat bir şekilde hayatımıza devam edersek insan olmanın doğasına aykırı olduğuna inanacağım sanırım. İnsan hassas ve empati yeteneğine sahip olan canlıdır. Bir anda kötü olunabilir iyi bir insan olmak ise zordur ancak kalp ferahlığı bir ömre bedeldir. Kalplerinde ufacık bir rahatsızlık duyacaklarını bile zannetmiyorum. Alışmışlar çünkü kalplerinin taş olmasına, kendilerinden başka kimseyi önemsememeye... Benim elimde ne kaldı; haberim olmadan aslında yerine getirilmeyen ama kasti ama önemsememekten kaynaklı durumların getirdiği hiçlik... Emeklerim zayi oldu. Şu anda ise başlangıçlara dönmenin zorluğunu aşmış biraz kırgın biraz üzgünüm ancak vazgeçmeyeceğim bir mücadelede yeniden yüksek lisans yapmak için uğraşacağım. Yüksek lisans yapmak isteyenler için şunu belirteyim ben yabancı dil üniversitenin sınavında 50 üstü ales 78 ve ortalama 3.41 ile kabul edilmiştim. Seçeceğiniz bölüme lütfen dikkat edin. Yüksek lisans ders ortalamam da 3 bu arada. Bölüm derslerinizi geçseniz de danışmanınızla bu tez döneminin geçmeyeceğini hissederseniz; danışman değişikliği ya da bölüm değişikliği için başka alanlara başvuru yapın. Hani bir umut bir umut diye devam etmek gereksiz bir çaba imiş sonradan anlıyor insan. Gerekli sinyaller en başından hissedilse de başladım, mutlaka bitirmeliyim olmuyormuş. 
Yaşam tecrübelerle dolu olacak. Her bir anı farklı bir başlangıcın ilk cümlesi olacak. Fotoğraf geçmiş doğum günü hediyem. Bir müzik kutusu; bu ara sıklıkla elimde. Japon animelerindeki müzikler gibi... Huzur verici. Şimdi ne mi olacak ben de bilmiyorum. Yazmak belki de daha çok yazmak isteyeceğim.İyi dileklerinizi isteyeceğim; zorda kalmış, herhangi bir üzüntüyle uğraşan herkesin Allah yardımcısı olsun. Tanımadığım, tanıyacağım her insanın az da olsa merhametli ve vicdanlı olması dileğiyle... 

9 Eylül 2019 Pazartesi

GOSSİP GİRL; XOXO



XOXO; GOSSİP GİRL...

Dedikocu Kız efsanesi geri dönüyor. Lise, üniversite de düzenli olarak takip ettiğim son sezona doğru ise beklentilerimi azaltarak bölümler atladığım unutulmaz karakterlerle dolu dizi. 2007-2012 yılları arasında 6 sezondan oluşan bu dizi moda akımını renklendirmişti. Hatırlıyorum da Blair'in saç tokaları, bandanalarına bayılırdım ki en sevdiğim karakterlerden birisiydi. Bu diziden sonra oyunculuk adına önemli atılımlar yapacağını düşündüğüm Blair(Leighton Meester) önemli yapımlarda göremesek de Serena(Blake Lively) ünü oldukça arttı. Barbie ve Queen B... En yakın arkadaş en büyük düşman, değişen dengeler, lise problemlerinin çok daha fazlası Yukarı Doğu Yakasının zenginlerinin hayatını en yakından takip eden ve yayınlayan blog yazarımız Gossip Girl... Dönem dönem Gossip Girl taklitleri olsa da asıl Gossip Girl şaşırtıcı bir karakter çıkmıştı. İzlemeyenler için o karakter kimliği bir köşede dursun diyorum :D
Constance Billard Okulu ki ne okulmuş hakikaten derken karakterlerin okulu... Bu karakterler arasında benim favorim mi? Dan Humphrey(Pen Badley) ve Jenny(Taylor Momsen) idi. Bu iki kardeşin yaşadıkları yer, babaları 90'ların önemli gruplarından birisinin üyesiydi. Diğer zenginlere göre daha eğlenceli buluyordum onları hatta Jenny... Bu kız fazla güzel değil miydi yahu! Dizi sonrasında bir müzik grubunda yer aldığını görmüştüm. 
Dizimiz aslında bizim için klasik bir başlangıçla başlıyor. Bunu söylememenin en önemli sebebi romantik komedi dizilerinde karakterlerin tanışması konusunda geniş bir portfölyomuz var. Entrikalar konusunda da Türk dizileri oldukça başarılı :) 
Dedikocu Kız ise çekim kalitesi, dizinin ilk sahnesinin çekildiği alan, moda öncüsü olmasıyla ki özellikle Blair ve arkadaşlarının öğle arasında yedikleri meyveli yoğurt bile ikonikti. Dizinin gençlik roman serisinin de bulunduğunu hatırlatayım. Alacakaranlık, Dedikocu Kız ve Boleyn Kızı dönemi... Yaşlanıyorum sanırım :( Benim için unutulmaz diziler arasında olsa da kendi fikrimi belirtmeden edemeyeceğim. En önemli karakter Serena olsa da kızlardan benim için Blair idi. Sahip olduklarına dahi emek verip, kendi klasını oluşturduğu için... (en sevdiği film Tiffany'de Kahvaltı; bu karakter sayesinde bende izlemiştim o zamanlar) Serena hep bahanesi olan sevgisine inanmadığım bir karakterdi. Chuck ve Blair aşkı da efsane olsa da son sezonlarda Dan ve Blair etkilenmesi, arkadaşlıkları bence güzeldi. 




Geri dönüş ise ilk sezon onayı ile orijinal karakterlerden sekiz yıl sonrası ve Constance Billard okulu öğrencileri ile devam niteliğinde olacakmış. Yeni karakterlerle...HBO Max'te yayınlanacağı belirtilen devam dizisinde Yukarı Doğu Yakasının dedikoduları ve gençlerin hayatı ve Dedikocu Kız... Bence eğlenceli, merak dolu bir dizi olacak. 
Güzel bir hafta sizinle olsun... Yorumlarınızı beklerim...



1 Eylül 2019 Pazar

SABRİNA/FİLM YORUMLAMALAR



Siyah beyaz yorumlamalar... Oysa Sonbahar başka bir renkte selam verir. Ağustos ayından kalan toprak ve güneşin renklerinin tonları gri rengi gelmeden gülümser bir sonraki döngüye doğru yol alırken. Hoşgeldin Eylül... Buralar hala sıcak öyle ki nem oranları yüzde seksenlerden düşmez bir şekilde. Yaz kararlılıkla kış gelmesine kadar kalmak istiyor. Sonbahar buralarda kış başlangıcı ile aynı ruha sahiptir. Bir klasik olan bu huyundan da vazgeçmez. Peki ya sizler klasik kelimesinden de öte klasik filmleri sever misiniz? Audrey Hepburn zarafetinde muhteşem bir film... Sabrina...



Oyuncular: Audrey Hepburn, William Holden, Humphrey Bogart, Martha Hayer...

Sabrina karakterine hayat veren Audrey Hepburn... Amerikan'ın en zengin ailelerinden Larabee'lerin şoförü olan Fairchild'ın kızı olan Sabrina çok küçük yaşından itibaren bu zengin ailenin küçük oğlu David'e(William Holden) platonik bir aşk beslemektedir. 
Sabrina 20 yaşına geldiğinde babası onu Paris' e gönderir. Böylelikle platonik aşkından kurtulacak ve dünyanın en ünlü aşçılık okulundan mezun olacaktır. İki yıl sonra geri döndüğünde ise Sabrina artık sosyeteye adım atabilecek kadar yaşamı öğrenmiş oldukça çekici ve modaya uygun birisi olmuştur. Sabrina'nın bu etkileyici zarafeti, gizemli havası üç kez boşanmış olan David'in ilgisi çekecek ve onun kalbini fethedecektir. 
David'in babası ve ailenin birçok şirketinin yöneten ağabeyi Linus(Humphrey Bogart) planları ise David'in büyük şirketlerden birinin varisi olan Elizabeth'le(Martha Hyer) David'in evlenmesidir. Bu yüzden Elizabeth ve David nişanlanmışlardır. David ve Sabrina ilişkisi bu planlamalar doğrultusunda kabul edilemez bir durumdur. 


Linus, Sabrina'yı David'den uzaklaştırmak isterken o da bu zarafet ve güzelliğe kapılır... 1954 yapımı olan bu klasik film izlerken sıkılmadığım hatta yer yer Bir İstanbul Masalı dizisinin aklıma geldiği acaba bu filmden etkilenme mi olmuş dediğim bir filmdi. Audrey Hepburn demek asalet demek hakikaten... Her bir hareketi hayranlık uyandırıyor. Dönem filmlerini, moda anlayışını çok seviyorum. Film boyunca Sabrina'nın kıyafetlerini hayranlıkla izlerken neden moda kendisini tekrarlıyorsa 50-60 arası dönemi yeniden gelmiyor ki? Mad Man dizisi ile kısa bir rüzgar esmişti oysa:(
Romantik Komedi filmi sevenler bu filmi tavsiye ederim. Beklerim yorumlarınızı... Güzel bir hafta olsun...




28 Ağustos 2019 Çarşamba

FRANZ KAFKA/ŞATO YORUMLAMASI


              Tanıtım yazısından;


Kadastro memuru K., atandığı köye görevini yapmak için gelir. Köydeki şatoya gidip bir yetkiliyle görüşmek ve görevi hakkında bilgi almak ister. Köye, varlığı belli olmayan ama halk üzerinde etkili, hiyerarşik bir sistem söz konusudur. Şatoya ulaşmak için gösterdiği çaba, her seferinde köylüler ve yetkililer tarafından engellenir; gizemli otoriteyle süren mücadelesi onu zamanla tüketen bir göreve sürükler.
Şato, 20. yüzyılın en önemli felsefi romanlarından biridir. 1924'te Franz Kafka'nın ölmesiyle yarım kalan eser, yakın arkadaşı ve edebi vasisi Max Brod tarafından düzenlenip yayıma hazırlanmıştır. Yazar, K.'yı yaşadıklarına rağmen mücadeleye itenin nihai şeyler hakkında açıklık kazanma güdüsü olduğunu öne sürmüştür.



       Benim için bitirmesi oldukça zor bir kitaptı. Araya belki bayram girdiği için ya da benim aşırı okurken sıkılmamdan kaynaklı bitsin diye dua ettim ki sonunu dört gözle bekledim. Ama sonu da kitabın her aşaması gibi sıkıntılı geldi. Kafka'nın ölümünden sonra düzenlenerek yayınlanan bu kitabın notlarının aslında Kafka tarafından yakılmasının istendiğini hatırlıyorum. Ama yayınlanmış. Kafka özel bir yazar. Milena'ya Mektuplar, Dönüşüm ve son olarak Şato yazarın okuduğum kitapları. Dönüşüm kitabının yeri bende ayrı olsa da Milena'ya Mektuplarda hesaplaşmalı bir okuma gerçekleştirmiştim. Alıntıları not alırken karakterlere de kızarak elime aldığımda devam etmeliyim diyerek kitabı bitirmiştim. Şato kitabının vermek istediği ince ayrıntılar aslında derin düşünceler var. Tek tek içerisinde yer alan karakterlerden ayrı bir roman oluşturulabilir. Şato romanı ana karakterini çözümlemek isterken vay be dediğiniz paragraflarda aşırı bir beklenti içerisinde olurken aslında beklenen o etki gelmiyor. Düzen içerisindeki düzensizlik ve insanları bu düzensizlikte kendi düzenlerini kurup yönlendirmeleri, korkuları ve merhametlerini yok saymaları ve herşeye yabancı bir adam. Bu yabancının adaptasyonunu okurken not aldığım bazı alıntılar; 

Alıntılar;

"Hareketleri biraz ağırlaşmıştı, bunun nedeni yorgunluk değil, anıların yarattığı yüktü."

"Karşı durulmaz bir istek, onu yeni tanışlar aramaya sürüklüyor, ama her yeni tanışma da yorgunluğunu artırıyordu."

"Korkunç derecede cahilsiniz. Sizin bu cehaletiniz öyle bir çırpıda giderilebilecek gibi de değil, hatta belki hiç giderilmeyecek."

"Engeller büyüktür ve ulaşılmak istenen amaçlar büyüdükçe daha da büyür bunlar." 
Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı...
Instagram: @camdanduslerblog

26 Ağustos 2019 Pazartesi

MİM ZAMANI


(TOROSLAR/TEKİR)
Fotoğraf instagram da yayınlamıştım. Anı yakalamanın güzel bir karesi... Pastelden beni mimlemişti. onu da Edischar mimlemiş :)
Kendisine teşekkür ederek ben de başlayayım soruları cevaplamaya;

1. Yeterince boş vaktiniz varsa nasıl değerlendirirdiniz?(Ekonomik olarak uygun olması gerekiyor)

Kesinlikle turist olmak gitmek istediğim; yerlere doğru yol almakla değerlendirmek istesem de beş vakitten bir vakti ancak bu şekilde geçiyor. Kalan dört vakit yarı yarıya okumak ve izlemek ile geçiyor. Bu ara düzenli takip ettiğim diziler olmadığı için tarih içerikli belgesel izlemekle geçiyor. 60'lar , İngiltere Viktorya dönemi ilginç detaylarla dolu. 1800-1960 arası edebiyat açısından da beslenilen zengin bir kaynak. Seviyorum bu dönemi izlemeyi ve okumayı...

2.  Gününüzü nasıl planlıyorsunuz?

Tam bir plan insanıyım... Aslında teoride pratiğe geçtiğimde ise asla tamamlayamadığım planlarım o kadar çok ki... Ders çalışmalısın şu şu saatler arasında; yürüyüşe çıkmalısın; üşengeçlik yaşla mı artıyor yoksa ben gittikçe mi üşengeç bir insan oluyorum. Oysa uyumadan önce mutlaka ertesi gün yapacaklarım listelenir düşüncelerimde ah bir de gerçekleştirebilsem :(

3. Hedefleriniz var mı, varsa neler?

Çok fazla var. Ama bu soru için sanırım Ekim ayını beklemeliyim. Tamamlanmamış çok cümlem var. Bunda benim hatam var elbette ki bir gün yüksek lisans hakkında yazı yayınlamak istiyorum. Belki orada içimi dökerim. Atanmak, düzenli bir işimin olması en büyük hedefim dileğini de ekleyeyim ama.:)

4. İngilizce nasıl geliştirilir? 

Aslında üniversite döneminde Girls' Generation farklı videoları vardı. Korece konuşup İngilizce alt yazılı. Onların gruplarının kurulma aşamaları, şarkı tanıtımları ve katıldıkları programlar gibi. İngilizcem gelişsin diye izlememiştim ama sanırım alt yazılı farklı bir dilden özellikle çeviri kelime bilgimi geliştirdi. Friends ve How I met your mother dizisi ile İngilizce alt yazı devam edip konuşmalar ile biraz daha gelişti. İngilizce hocamız nankör bir dildir İngilizce. Onunla sürekli ilgilenmeniz gerekir yoksa unutursunuz derdi ki haklı olduğuna inanıyorum. Küçük not defterlerimde ilginç bulduğum İngilizce kelimeler ve cümleler bulundururdum şimdi yeniden başlamalıyım sanırım. YDS için puan artırımına ihtiyacım var ki o da başka bir dünya. Bir arkadaşım İngilizce'de yağmurun yere düştükten sonra ıslak mı kuru mu olduğuna kadar kural ezberletiliyor bizlere ama dil içten gelen duygularla konuşulmalı derdi. Korkmadan cümle kur gerisi mutlaka tamamlanır; derdi. 

Benim için cevaplaması keyifli bir mim oldu. Umarım sizler için de güzel bir hafta olur. Adana; meşhur capslar var ya hani dünya güneş arasında yeri diye. Hakikaten böyle. Nem oranı yüzde 90'ları görüyor. Temmuz ayı böyle olmamıştı. Sıcaklar; kelime anlamını fazlasıyla veriyor. Bir kova su üzerinize atılsa inanın anında kurur. Kış mevsimi tam bu noktada kendini özletiyor. 

Bu mimi yapmamış olan herkesi mimliyorum... Beklerim yorumlarınızı...








22 Ağustos 2019 Perşembe

ELİDOR SAÇ KREMİ YORUMLAMALAR


                                                 
                          ELİDOR/ SÜPER SAÇ KREMİ
   (Avokado ve Üzüm çekirdeği yağı özlü gür saçlar için)
   Saçların istediğin kadar kalın ve gür görünmüyor mu? Doğanın gücüyle saçlarına hayat gelsin!
*Avokado ve üzüm çekirdeği yağı içeren özel formülü sayesinde ilk kullanımdan itibaren saçlarınızın kalın ve gür görünmesini sağlar. İçerdiği koku incileri sayesinde saçlarındaki eşsiz koku uzun süre saçlarında kalır.
*Paraben ve renklendirici içermez.
*Avokado Yağı besleyiciliği ve nemlendirme özelliği ile bilinir. Üzüm çekirdeği yağı da güzel bir koku sağlayarak besleme ve koruma özelliğine sahiptir. 
*48 saat kalıcı koku ve yumuşaklık
Uygulama için: Şampuan sonrası, saç diplerine değdirmeden boylarına eşit miktarda uygula, saçlarına ise bolca sür. İyice durula. 

Denebunu'dan az ve öz çıkan kutulardan... Elidor şampuan ve saç kremi ikilisinden saç kremine bayıldım. Kokusu gerçekten 48 saat kalıcı. Ürün olarak vadedilen her bir detayı gerçekleştirmiş. Dönemsel olarak saçlarda kurumalar özellikle yaz mevsiminde olduğu için saça verdiği yumuşaklık hissinden biraz tereddütlüydüm. Ancak hem dolgunluk, hem de yumuşaklık hissi ile kalıcı kokusu ile oldukça memnun kaldığım bir ürün oldu. 
Şimdilik yorumlamalarım bu kadar. 
Beklerim yorumlarınızı...
Instagram:@camdanduslerblog

19 Ağustos 2019 Pazartesi

ADANA YEMEKLERİ


Yaz yerini sonbahar yolculuğuna bırakmak üzere... Aslında sıcaklar belki aynı ama tahammül azalıyor. Belki de yaşlanıyorumdur kimbilir... Bahar aylarına özlem duymayı alışkanlık haline getirmeden ben yazıma döneyim. Adana yemekleri... Aslında çok geniş bir mutfağımız; sarımsaklı köfteler, içli köfteler, acılı dolmalar ve biraz farklı olmak üzere sokak lezzetleri tadında Şırdan... Bilmem hiç duydunuz mu? Biraz farklı bir lezzet. Benimde daima yiyebileceğim değil ama hadi bir değişiklik olsun gidelim yiyelim gibi cümlelerle yılda bir iki kez ancak yediğim bir Şırdan fotosu çekince yazmak istedim.







Koyun ya ada inek gibi geviş getiren hayvanların midelerindeki dört gözden sonuncusu Şırdan(şirden) ile yapılır. Bağırsaklara en yakın olan kısımdır. İçerisinde baharatlı pirinç vardır. Bir çeşit dolma içi gibi de diyebiliriz. Ağzı dikilmiş ve salçalı suda pişirilmiştir. Kimyon ile servis edilir. 



Bu lezzet ise mumbar dolmasıdır. Hayvanın kalın bağırsağı temizlenerek içi doldurulur.Yanında turşu ile servis edilir. Onun da içinde baharatlı pirinç vardır. Benim için ağır yemekler... Özenle temizlenmesi gerektiğinden temizliğine güvendiğiniz yerlerde yemenizi tavsiye ederim. 


(BİCİBİCİ)
Nişastanın pişirilerek gül suyu ile tatlandırıldığı bici bici; buzun rendelenmesi ve pudra şekeri ile servis edilen bir tatlı. Adana için oldukça eski olan bu tatlı aslında su an biraz daha sade ki normalde muz ve vişne ile de servis ediliyor. Meyve kısmını çeşitlendirebiliriz. Bu sıcaklarda soğuk tatlılar, içecekler kurtarıcı oluyor. Malum Adana... Kar, buz tatlılarda ve içeceklerde kullanılmasa da olmaz :)
Adana'nın mutfağı baharat ve acıyı dengeli kullanırken salata ürünlerinden de vazgeçilmediğinden sofra hem göze hem de mideye hitap ediyor. (Uygun fiyatlarla)Özellikle kebabın yanında verilen salatalarla bile doyabilirsiniz. Şu sıra yayla- Adana arası mekik dokuduğumdan farklı yemekler yazısı için sanırım sonbahar mevsimine nasip.
Güzel bir  hafta olsun... Beklerim yorumlarınızı... Instagram:@camdanduslerblog

15 Ağustos 2019 Perşembe

HAYAT GÜZELDİR


Bayram bitti... Büyüdükçe bayram harçlığı konusunda sıkıntı yaşasak da 😄 (malum işsizlik) geldi ve geçip gitti bayram. Zamanın kumları avuçlarda saklanmayacak kadar değerli ve kararlı çünkü ... Sizlerin nasıl geçti bayram? Bu ara renklerin enerjisine verdiği pozitifliğe inanıyorum 😊 Yaz mevsiminin kendine has turuncu ve sarı rengi mutlu ediyor çünkü...
Yaylada olunca internet sıkıntısı çektiğimden bloguma
 sıklıkla giremesem de yazı paylaşmak istedim. 
Fotoğraf orman yürüyüşünden ... Doğayı bıkmadan kirletirken onun yalnızca bizlere cömert yüzünü göstermesinin ağırlığında üzücü bir yürüyüş oldu. Bayram dolayısıyla çöp toplanma olmasa da bu kadar kirletmek tamamen düşüncesizlik. En azından herkes kendi evini temizlese böyle olmaz sanırım . Ya da çöp kutusuna kadar muhafaza edip gidip atmak bu kadar zor mu ? Bilmiyorum benim küçücük yeğenim yediği şekerin kağıdını avuçlarında tutup çöp kutusu gördüğünde atarken kocaman insanların özen göstermemesi üzücü ...
 Umarım daha bilinçli olacağımız günler gelir ...


8 Ağustos 2019 Perşembe

SATRANÇ/STEFAN ZWEIG


Tanıtım yazısından...

Satranç; hastalığa varan bir tutkunun kitabı....
"Gestapo tarafından bir odaya kapatılan ve burada uzunca bir süre kalan Dr.B'nin hayatı bir gün, rastlantıyla eline geçirdiği bir satranç kitabıyla değişir. Kitap sayesinde satranca dair bütün incelikleri öğrenen Dr.B 'nin bu uğraşı büyük bir tutkuya dönüşür. Satranç oyuna olan tutkusu yüzünden zamanla beyim hummasına yakalanan Dr.B'nin hem hikayesini hem de vedasını konu edinir. "
Zweig kitapları akılda kalıcılıkta kendisine önemli bir yer edinmekte. Yazım dilinden belki ya da altını çizdiğim çok fazla paragrafların olması ile yazarın hayatını düşünmeden edemiyorum okurken... Kitaba gelirsem eğer; bir solukta okunacak ve boşlukları sizin doldurmak isteyeceğiniz bir kitap... Zorunlulukta oluşan bir tutkunun hastalığa dönüşmesine tanık olurken bir gemi yolculuğunda aslında her şeyi bulacaksınız. Hırs, yenildikçe yeni yeniden başarmak isteği, bir hayatı gözlemleme ve yabancının aslında kocaman bir hikayesi... Çok daha uzun olmasını dilerdim. 

Alıntılar;
"İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür... Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız... Yalnız..."

"Her hamlesini çoktan ezberlediğim oyunları tekrar tekrar oynamanın ne anlamı vardı ki?"

Dizleri titremeye başladı: Bir Kitap!Dört aydır elime kitap almamıştım ve içinde insanın ard arda
sıralanmış sözcükler, satırlar, sayfalar ve yapraklar görebileceği, başka, yeni şaşırtıcı düşünceleri okuyabileceği, beynini alabileceği bir kitabın hayali bile insanı coşturuyor hem de uyuşturuyordu...

Beklerim yorumlarınızı...




1 Ağustos 2019 Perşembe

GLISS ONARICI SAÇ BAKIMI

      


Temmuz hiç bitmeyecek gibi gelmedi mi sizlere de? Benim için hiç bitmeyeceğini düşündüğüm bir ay oldu. Güneşin etkileri yaz ile birleşince sanırım daha serin zamanları özlüyor insan. Bu ara şampuan sıkıntısı çeksem de şampuan değişimlerinde çok fazla saç dökülmesi yaşıyorum. Bu yüzden onarıcı saç bakım ürünleri arayışına girmiştim. Yine bir tavsiye üzerine Gliss Saç Bakım Onarıcı Süt Proteinini kullanmaya başladım.
Gliss Saç bakımı/Onarıcı Süt Proteini(Keratin Bağlama Teknoloji/Yıpranmış Saçlar İçin)
*Besleyici süt proteini ile derinlemesine onarırken güzelleştirir 
*ONARIR 
*GÜZELLEŞTİRİR
Çiçek özleri içeren besleyici süt proteini saçın iç yapısını ve yüzeyini keratin ile derinlemesine onarır. 
*Keratin Bağlama Teknolojisi yıpranmış saçların onarılmasını sağlayarak saç yüzeyini güzelleştirir.
Bu ürünü çok sevdim. Kokusunun kalıcılığı ve saçlarıma verdiği yumuşaklık hissi belirgindi. Canlı bir görünüm sağladı. Sanırım üç farklı çeşidi de var. Saç diplerine gelmeyecek şekilde püskürtüp taradığımda saçımla hemen özdeşleşti. Sıvı saç kremi gibi düşünebilirsiniz. Bana tavsiye eden arkadaşım kokusunun kalıcı olmadığını söylemişti. Ancak anında kaybolan bir koku olmadı benim için. İndirimde iken almıştım. İndirimde şans vermeyi düşüneceğiniz ürünler arasında olabilir. Beklerim yorumlarınızı...
Instagram :@camdanduslerblog


27 Temmuz 2019 Cumartesi

ERMİŞ/ HALİL CİBRAN


             Bir doğum günü daha geldi ve geçti. Doğum günü pastamı kutudan çıkarmak için baktığımda gördüğüm manzaraya gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ortadan muazzam bir şekilde ikiye ayrılmıştı. Onu yerine koy, düzgün bir hale getirmeye çalış derken geçti gitti. Çok tatlı mesajlar aldım ama. İlkokuldan bir arkadaşım benim okuma bayramında tiyatro da tavşan olduğum bir fotoğrafı hatırlattı ya zaman böyle geçer diyerek. Haklı da zaman avuçlarımızda tutmaya çalıştığımız su gibi; ne kadar tutmaya çalışsak da akıyor ve gidiyor. Blog sayesinde tanıdığım incirlikurabiye (Zeynep) ona da çok teşekkür ederim tatlı mesajı için. Yaş aldım... Yaşlandım mı yoksa? :)

Daha önce Halil Cibran'ın iki kitabını okuyup yorumlamıştım. Gezgin kitabı özellikle benim için özel kitaplar arasında kendisine yer edindi. Ermiş kitabı ise hemen hemen Halil Cibran denildiğinde ilk okuduğum kitap Ermiş mutlaka okumalısın denildiği için almıştım. Okuma fırsatı bulunca da hemen okudum. 

      Tanıtım yazısından...
"Ve hep böyle olmuştur, ezelden beri ayrılık vakti gelip çatıncaya kadar, sevgi kendi derinliklerini bilmez..."
             Tam on iki sene boyunca Orphales şehrinde bekleyen El Mustafa, gemisinin gelip kendisini doğduğu adaya götürmesinden önce bu halka yaşama dair öğütlerde bulunur. Aşk, yaşamak, mutluluk, çalışmak gibi insanı insan kılan pek çok soruyu yönelten halk onlara yol gösteren bu kutsal kişiden ayrılmakta zorlanacaktır...

              Alıntılarım;

Aşk size kendinden başka bir şey sunmaz ve sizden kendinden başka bir şey almaz.
    Ne aşk size sahip olabilir ne de siz ona sahip olabilirsiniz;
Çünkü aşk aşka  kafidir...
 Aşka yön vereceğinizi düşünmeyin, eğer aşk sizi değerli bulursa o size yön verecektir...

.....
Ve insanların içini açıp kibrini gösterdiği, tüm çıplaklığıyla onların değerini ve gururlarının küstahlığını gören sizler kim oluyorsunuz ki!
....
Yine de içinizdeki zamansız, yaşamın zamansızlığının farkındadır.
    O bilir ki dün, bugünün anısıdır ve yarın da bugünün hayalidir...
.....
Sizin çocuklarınız,sizin değildir. 
Onlar Yaşam'ın kendisine duyduğu özlemin kızları ve oğullarıdır.
Onlar içinizden gelirler ama sizden gelmezler...

Ermiş... Geri dönüş yolculuğunda hem kendisini anladığı hem de şehrin insanlarını anladığı; yaşamın gizeminin bir formüle indirgenemeyeceğini anlamlı kelimelerle dile getiren kitap... Onu yolcu etmeye gelen halkın sorduğu soruları yaşam da bizlerde sormuşuzdur kendimize... Ermişin yolculuğunda on iki yıllık bir süre geride kalıp başka bir yolcuğa doğru çıkmasını gemi kaptanın sabırsızlığında bekler şekilde bulacaksınız. Okuyucu olarak beğendiğim bir kitap olsa da Gezgin kitabı sanırım bir adım daha benim için önde olacak.

 Güzel bir hafta sonu olsun. Beklerim yorumlarınızı...



22 Temmuz 2019 Pazartesi

JANE AUSTEN/ AŞK VE GURUR


AŞK VE GURUR... Önceki yazımda Jane Austen'dan bu kadar bahsetmişken bir klasik olmuş; edebiyatta kendisine yer edinirken defalarca hem dizisi hem de filmi çekilmiş olan Aşk ve Gurur'u anlatmamak olmaz. Lise zamanımızda çok popülerdi, filmi... Her zamanki gibi önce kitabını okuyup sonrasında filmini izlemiştim. Ama bu durum Boleyn Kızı için geçerli değil sanırım... Filmini kitabından daha çok sevmiştim neyse...



Aşk ve Gurur 2005 yılı yapımı Jane Austen'ın 1813'te yayınlanan Gurur ve Önyargı kitabından uyarlanan romantik dram filmi... 2 saat 15 dakika film...Oyuncular; Keira Knightly(Elizabeth Bennet), Matthew Macfadyen(Mrs. Dracy), Rosamund Pike, Jena Malone...
Konusu:
İngiltere'de 18. yüzyılın sonlarında, toprak sahibi bir ailenin beş kızı olan Bennet'lar( Elizabeth, Jane, Lydia, Marry ve Kitty) kızlarının hayatını zengin bir koca ile garanti altına almak isteyen anneleri... Bayan Bennet'ın en büyük hayali kızlarını zengin insanlarla evlendirerek aslında sınıf atlamalarını sağlamaktır. Elizabeth(Lizzy olarak çağırılıyor ailesi tarafından) hayata diğerlerinden farklı bakmaktadır. Onun neşeli ve zeki karakteri birisinin dikkatini çekecektir. Bu kişi Mrs. Darcy'den başkası değildir. Bu naif ve içten aşk öyküsü gurur çekişmesinde kazanan taraf hangisi olmalıdır? Aşkta kazanan var mıdır?




Filmden alıntılar;

" Benim gerçekten sevdiğim insanlar azdır; beğendiklerim ise büsbütün az. Dünyayı görüp tanıdıkça hoşnutsuzluğum artıyor. İnsanların iç yüzünün nasıl hiç göründüğü gibi çıkmadığını; iyi yada akıllı gibi görünenlere bile nasıl hiç güven olmadığını her gün daha açıkça anlıyorum."
(Zamana uzanabilmiş bir paragraf... Bugün okurken de anlıyorum ki insanlar gerçek yüzlerini saklamakta ustaca davrandıklarını düşünseler de ve anlaşılmadıklarına kendilerini inandırsalar da durum hiç de böyle değil. Sadece karşı tarafa -mış gibi yaptığını söylesen de anlamayacağını görmek karmaşası ... Vefanın önemsizleştiği, çıkarcılığın yaygınlaştığı bir karmaşa... )

"Yapmacık bir tevazudan daha aldatıcı birşey yoktur. Bu dolaylı yoldan böbürlenmenin ta kendisidir."

"Kibir ve gururu dize getirebilecek tek gerçektir aşk..."

Oscar'a dört dalda aday gösterilmesi bir yana abartıdan uzak; harika bir filmdi benim için. Dönem kıyafetleri, arka plan manzaraları bir kenara oldukça da anlamlı bir film. Keira Knightley zarifliği ve Matthew Macfadyen bu ikili arasındaki kimya; karakterlerin gerçekliğine olan inancı pekiştirmekte. Lizzy, Becoming Jane filminden sonra gördüm ki yazarın kendisinden parçalar taşıyan bir karakter. Aşık olmadan evlenmek, statüsel bir kaygı onun için önemli değil. Kitapları ve düşünceleri ile kardeşlerinin arasından zekası ile sıyrılmış; peki ya Mrs.Darcy? Bu gizemli zengin; duygularını gururunun ardında gizlese de meşhur yağmur sahnesinde vay be dedirten bir karakter dedirtmişti. Böylesine asilce sevmek; karakterin muazzamlığına hayran bıraktırıyor. İzleme listenize ekleyebilirsiniz :)
Moda kendisini tekrarlıyor. Arada sırada Instagram'da da bu filmdeki kıyafet modasını görsem de sadeliğin ve kıyafetlerin zarafetinin moda olmasını isterdim.
Beklerim yorumlarınızı....
Instagram: @camdanduslerblog

19 Temmuz 2019 Cuma

DENEBUNU HAZİRAN KUTUSU AÇILIMI

                 
    Denebunu Haziran Kutusu... Beni oldukça bekletse de bu haziran kutusu elime ulaşmasına çok sevindim. İçeriğindeki ürünleri heyecanla bekliyordum :) Kutu içeriğinde;
*Finish quantum bulaşık tableti (Kurumuş lekeleri bile sudan geçirmeden çıkarır. )
*Duru banyo ve duş sabunu
*Eti Form tam çavdarlı karabuğdaylı çıtır çubuk
*Kotex Active
Finish Quantum için ayrıntılı bir yazı vardı onu aktarmak istiyorum. Oldukça etkilendim okurken.
    Günde 25 Litre suyla yaşayacağın bir geleceğe hazır mısın? 
    *2 dakika dişlerini fırçalama sonucunda 25 litre; ev temizliğinde 1 kova su kullanıldığında 10 litre, tesisat sızıntıları yüzünden 30 litre, çamaşır makinesinde 48 litre, bulaşıkları sudan geçirdiğinde 57 litre, bir makine dolusu bulaşığı elde yıkandığında 103 litre , bulaşık makinesinde yıkandığında ise 9-11 litre harcanmakta imiş. 
    
Peki bu şekilde tüketmeye devam edersen ne olacak?

Cape Town'ın  bugün yaşadığını biz de çok yakın gelecekte yaşayabiliriz. Güney Afrika'da yer alan Cape Town'da uzun süredir su fakirliği yaşanmakta, 2015 yılında Cape Town'a günlük bireysel  kullanım için yalnızca 25 litre su verildi. 25 litre Dünya Sağlık Örgütü'ne temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için alt limit. Bu şekilde tüketmeye devam edersek biz de günlük 25 litre suyla yaşamak zorunda kalabiliriz. 

Kotex Active(Hareket halindeyken rahatlık ve güven)
*Pede esneklik sağlayan eşsiz FlexFit Teknolojisi ile spor yaparken bile vücudunuzun her hareketine uyum sağlar. Nefes alan 100.00'den fazla mikro gözenekleri sayesinde cildinize hak ettiği rahatlığı sağlar. 

Eti Form(Lif  Kaynağı) Tam Çavdarlı Karabuğdaylı Çıtır Çubuk
*Yağı %30 azaltılmıştır.
*Çiya ve Çörek Otu 

Duru Fresh Sensations Okyanus Esintisi (Canlandıran Banyo ve Duş Sabunu)
*Doğal Bitkisel Sabun 
Kullanım sonrası mutlaka paylaşacağım. Özellikle Duru canlandıran sabunun kokusuna şimdiden bayıldım. Beklerim yorumlarınızı...
Instagram:@camdanduslerblog