18 Mayıs 2018 Cuma

PANTENE ARGAN BAKIM YAĞI


Hayırlı ramazanlar olsun. Sizde benim gibi sahura kadar uyuyamayanlardan mısınız? Enerji bende öğle vakti gibi gitse de çok şükür, ben de yarım bıraktığım taslaklarımı bitireyim dedim. 

Şu sıra memnun kalıp ikinci ürüne devam ettiğim kozmetik ürünler arasında pantene saç bakım yağları favorim. Argan yağlı yağ terapisi bakım yağı bitti. Saçlarım; şampuan konusunda şu an kullanmakta olduğum kutusu biter bitmez yorum yapacağım daha dinginleşti. Çok sık şampuan değiştirme süreci geçirdiğim için memnun kalıp ya da tam tersi beğenmediğim şampuan listem var. Ek olarak saç bakım yağları ama o konuda biraz daha istikrarlıyım. 6 aydır memnun kalıp kullandığım hem kokusunu hem de besleyici yönünü fark ettiğim Pantene saç bakım yağlarından sadece çeşitlendiriyorum. Onarıcı ve koruyucu bakım keratin onarıcı e vitaminli yağ durulanmayan  saç bakım yağı, keratin etkili olması almamdaki önemli bir etkendi. Özellikle e vitami olduğunu görür görmez aldım. Argan yağlı biraz daha hafif bir kokusu vardı onarıcı ve koruyucu bakım ise sevimli bir kokusu var. Saçlarımdaki duruşunu sevdim. 

Kokusu etkili durulamadan uç kısımlarına uyguluyorum. Oldukça da uzun dayanıyor .



Blistex ise çok duyduğum sırf meraktan aldığım aslında yorumların pozitifliği ile aldığım dudak koruyucusu ne yazık ki istediğim performansı vermedi. Bir kış boyunca düzenli olarak kullandım. Vazelin gibi kıvamı tatlı bir tadı olması şekerli 😄 ruj yiyenler gibi bende sürekli bir yesem mi hissi oluşturdu. Ben sevdim ama sevmeyenler de var çevremde . 




Benim dudaklar biraz fazla kuru ne yazıkki. Dudak balsamlari kullanmasam kanayabiliyordu. Şimdi çok şükür o tarz etkiler olmasa da kuruluk hala devam ediyor. Ben fiyatına göre biraz fazla mı beklenti içine girdim bilmiyorum. Ama bence alternatif daha uygun fiyatlı koruyuculardan bir farkı yok. Nemlendirme kısmı zayıf kaldı anlayacağınız . 
  Hayırlı Ramazanlar olsun... Nacizane beklerim yorumlarınızı ...

16 Mayıs 2018 Çarşamba

UGLYDUCKLING PERFECT MATCH

Ramazan başladı... 
Bugün ilk oruç ilk iftar derken aslında gün nasıl geçecek diyordum. Ama bugün elime aldığım bir kitap olduğu için dolu dolu geçti gitti.  Kitap yorumum insAllah diğer yazılara.
 Ugly Ducking serisi yazımı bir türlü yaşamadığını fark edip yazmak istedim. Kore, Japon dizileri derken geçen yaz Tayvan drama merakı başlamıştı bende. Bu merak da bu seri ile başladı. Ugly Duckling Perfect Match , Çirkin ördek üçlü serisinin ilk dizisi.  
UGLYDUCKLING PERFECT MATCH

2015 yapımı bu drama konusu; zengin ve çok güzel bir kız olan Junior kimyasal maddelere karşı alerjisi olduğunu estetik yaptırır ki niye karar verdi hiç anlamadım. Bu estetik sonucunda alerjik reaksiyon baş gösterip Junior'un yüzünü sivilceler kaplar. Bu sivilceler yüzünden arkadaşları hatta annesi bile uzaklaşır Junior'dan. Araştırmaları sonucu kırsal bir kesimde üniversite hastanesinde tedavi imkanı bulur .Yeni bir hayata adım atarken o üniversitede eğitimi de başlar Junior'un. Okulda ise P'sue adında çok yakışıklı bir çocukla karşılaşır mükemmel uyum başlar. Çirkin ördeğin güzel bir kuğuya dönüşmesini farklı bir şekilde yorumlayan bu üçlü seri çok fazla anlam yüklemeden, yormayan yer yer komik unsurları olan romantik komedi tadında. Nacizane yorumum izlerken eski bir Türk filmi konusunun günümüze işlenmiş farklı ülke insanları oynuyor gibi hissettim. 
Yine de izlemenizi tavsiye edebileceğim bir dizi. Ancak Junior'un yaşadığı talihsiz olaydan sonra en yakınındaki insanların bile yardımcı olmak yerine ortadan kaybolmalarına çok sinir oldum. Sevgi ve arkadaşlık bu kadar mı basit dedirtti. Kız yeni bir hayat için üniversiteye gittiğinde bir yandan da o üniversitenin hastanesinde tedavi olurken P'sue, önce arkadaşça yaklaşırken sonrasında ise  gerçekten sevdiğini anladığında saf Junior'un bir türlü anlamaması aslında bu halimle hoşlanmaz ki düşünceleri komik bir o kadar da üzücü idi. İkili çeşitli maceralar geçirirken P'sue Junior'un kalbinin güzelliğini görüp aşık olurken onunda başka bir hikayesi olduğunu Junior'un iyileşip evine döndüğünde annesinin verdiği partide annesi onu birisi ile tanıştırmak istediğinde anlar. Tanıştırılmak  istenen kişi kimdir ? Zengin ama yüzünü belirli bir süre kapatarak yaşamak zorunda kalan Junior'un fakir olduğunu söyleyen P'sue; bu ikili arasında güven sınaması zor olsa da sonuç mükemmel uyum olacaktır . Üçlü serinin tamamını izleyen birisi olarak diyebilirim ki serilerin ilki her zaman daha eğlenceli ve güzel . Bu arada başrol deki Push Puttichai anladığım kadarıyla bayağı ünlü bir oyuncu. Çok yakışıklı olduğu yorumlarda da vurgulansa da bence oyunculuk konusunda vasatın biraz üstü .Junior( Mook Worranit Thawornwong) bu kız çok tatlı . Sesi de oldukça güzel hatta kendince coverları var. Yaş aldıkça oyunculuğunun gelişeceğini düşünüyorum .
Şimdilik yorumlarım bu kadar... Hayırlı Ramazanlar olsun 😊😊😊

14 Mayıs 2018 Pazartesi

ÇOCUKLUK ANIMSAMASI

ŞEKER PORTAKALI
 
Çocukluğunuza etki eden kitaplar var mı? Ara ara anımsadığınız, kelime kelime olmasa da tüm hikayeyi unutmayı bırakın hikayenin devam ettiğini düşündüğünüz hikayeler... Kemalettin Tuğcu romanlarıyla büyüyen birisi olarak anımsamakta zorlanmadığım hikayeler var. Üzerinden kaç zaman geçerse geçsin büyüme periyodunda okumak için sözler verdiğim hikayeler.
Şeker portakalı kitabını çok uzun zaman önce okumuştum. Öyle ki ilkokulda olduğumu (kütüphanecilik kolu sağ olsun  :) ) okuduktan sonra çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Acıyı betimlerken kelimelerin gücünden ziyade duyguları tanımlayan yazarlara daima saygı duymuşumdur. Duygular sahicidir, akıl ışık tutar ama ilerlememizi kalp sağlarmış. Kalbim demek ki anılar durağında bir nefeslik mola vermiş. Öyleyse yorumlamalarıma geçeyim;
Önceden okuduğumu unuttum dedim; o anki üzüntümü kelimelerin gerçekliğe olan saf dokunuşunu ki öncesinden değil şimdisini kıstas almak için.
Şeker portakalı yazarının(Jose Mauro de Vasconcelos) deyimiyle günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü olan aslında Zeze'nin kendince olan dünyasına gözlemci olarak değil bizzat katılıp, yorum yapacağınız hatta ağlamaktan çekinmeyeceğiniz bu hikaye oldukça anlamlı bir kitap. Zeze küçük bir çocuktan çok daha fazlası. Çocuk masumiyetinin öğrenme açlığında vazgeçmeyen ve aslında dünyanın hikayesine inanan bir çocuk olan Zeze; oldukça fakir bir ailede büyümeye çalışan yalancı yaşı altı aslında beş yaşında olan vaftiz babası şeytan olduğu söylenildiğinde dahi alışmış. Farklı olmanın, hayatı hissetmenin, öğrenmenin öğrencisi olmayı benimsemekten çok ruhunda yaşattığı için ailesi tarafından sık sık cezalandırılan buna rağmen ayakta kalmayı başarması hayranlık uyandırıcıydı. Dedim ya çoğu yerde bir hikaye olduğunu unutup sıklıkla müdahale etmek Zeze'nin başını okşayıp tüm sıkıntılar geçecek demek istedim. Kemalettin Tuğcu romanlarındaki gibi, karakterler ne kadar acıyı yaşasalar da sonunda mutlu sona kavuşurlardı bunu hak ederlerdi. İşsiz bir baba neredeyse 7/24 çalışan bir anne sırasıyla bir sürü kardeş; merhameti anımsamayan öğretiler... Zeze'nin yolculuğunda onun küçük kardeşine oluşturduğu dünyayı okurken gülümseyecek ablası Gloria'ya aslında mantıklı düşünen sensin diyeceksiniz. Babanın işsiz olmasına değil de kağıt oynamaya gitmesini paragraflarda gördüğünüzde "yahu adamla" başlayan cümleler kuracaksınız. En azından benim için böyle idi. Şeker portakalına gelince her altı ayda bir ev değiştirmek zorunda kalan bu ailenin son olarak taşındığı evde çocukların bahçeyi görür görmez ağaç kapma yarışında Zeze'ye ark bahçedeki portakal ağacı fidesi kalır. Zeze üzülürken Gloria onu cesaretlendirir ve mucizesini okurken bağlanma hissini anlayışla karşılarken bulacaksınız kendinizi. Zeze sırasıyla bir sürü şey yaşarken kendimi notlar alırken buldum. 
 
"Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı üzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler"
 
"Kimseden hiçbir şey bekliyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum." Bu cümle günümüze uzanan bir hayal kırıklığı gibi. Beklentiler insanı yaralar demekten kendimizi alamasak da sevgi denilen o bağ istemsizce bir anlayış bekletiyor. Kelime sarf edecek gücümüz kalmadığında anlayan insanların çevremde olmasını ben de isterdim. Herkes ve her şey sanki uzun paragraflarla açıklama bekler gibi gözükse de önceliği kendi bencilliklerine ayırıyorlar.
Herkesi anlamaya çalışan Zeze... Ailesi tarafından anlaşılamayan o kadar küçük olmasına rağmen düşünceleri, hal ve hareketleriyle adeta büyüklere siz büyükseniz ben böyle kalayım büyümeden dedirten vicdanı tertemiz olan küçük çocuk... Herkes seni okumalı. Hayatında yer alan tüm figürler bir yana seni anlamaya çalışmalı. Elime aldığım ilk andan itibaren uyku yüzünden yarıda bırakıp ertesi sabah hemen okumaya kaldığım yerden devam ettiğim bittiğinde ise üzüldüğüm bu kitabı okumanızı tavsiye eder şuraya küçük bir alıntı bırakarak yorumlarınızı beklerim;
"Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın yüreğini paralayan ve sırrını kimseye anlatmadan birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbürüne çevirme cesaretini bile yok eden şeydi"