30 Temmuz 2020 Perşembe

ANI KOKUSU

   
                    Herkese iyi bayramlar!!! Uzun zaman önce bir dergiye yayınlanması umuduyla gönderdiğim ve bir yıldır daha yayınlanmadığı için bloğumda sizlerle paylaşmak istedim bu kısa hikayemi...                  
                           
 
 

                    ANI KOKUSU

“Kokular anıların kapısı adeta…”

“Neden böyle söyledin?”

“Anneannemin sokağına girer girmez odun ve kömür kokularının oluşturduğu sıcaklık karşılardı mevsim kış iken… Baharı o sokakta hissederdim yine; portakal ve limon çiçekleri kokusunda bulurdum çocukluğumu. Yasemin kokusunda ise okul dönüşlerimi… Gece; belki de tüm kokuları barındıran dert ortağım. Biraz yasemin, biraz is ve biraz da evlerden rüzgarın getirdiği ev kokuları… Şekerli; baharatlı ve kalıcı. “

“Bu yüzden mi bu dükkanı açtın?”

“Hayır…Umuduma yakın olmak istedim yalnızca!”

“Umudun… Seni uzun zamandır tanıyorum; ilk kez böylesin.”
“Neşeli; tebessümü eksik etmeyen yüzler hayatın sokaklarında herkesten daha çok kaybolmuştur. Bu yüzden yaşanılan her olay perdeleme ihtiyacı hissederler. Anlamak için üzülme ve ağlama aşamasına geçmeden ağlamak için. Bilirler onlar için üzülmeler gürültülü olmadıkça görünmezler; gözyaşların yanaklardan kendine yol açması bir çeşit mucizedir.”
“Ağladığını görmedim…”
“En son ne zaman ağladığımı unutacak kadar yaş aldım. Büyümek dedikleri hayatın pencerelerinde güneşten eridi kalbim; soğuktan buz tuttu; yağmurda ıslandı sonunda ise elime bu kaldı… Sessizlik ve umudum.”
“Umudun nedir?”
“Hatırladığım en son anın; kokusunu bulabilmek…”
“Hala mı?”
“Herkes kötü anılarını unutmak isterken güzel anılarının devamının geleceğini zanneder. Ben; gözlerimi kapattığımda gördüğüm karanlıkta kayboluyorum. Karanlık öylesine derin ki son beş yılım nerede diyorum. Tek bir anı yok; tek bir yüz yok… Yok…”
“Hayatındaki 25 yıl peki? Hiç mi önemi yok…”
“Olmaz olur mu! 25 yıl boyunca kaybettiğim o yıl için beklemişim meğer!”
“Peki burası? Bunca bekleyiş; kaybettiğin ve aradığınsa şimdi… Şimdiyi kaybetmek en ağırı olmaz mı?”
“Ben şimdi de mutlu olmayı ertelemiyorum ki. Doğrusu artık ertelemiyorum. Görmeye çalışıyorum. Yürüyorum; izliyorum. Kokuları hissediyorum. Jakarandaların avuçlarıma düşmesini beklerken az öte de duvarların ötesine aşmaya çalışan yaseminlerle göz göze geliyorum. Ne tuhaf! Hayatın içerisinde olduğunu anlatmak için elinden geleni yapıyor biz ise başımızı çevirip bahçe duvarında fışkıran hayatı görmüyoruz. Koşmamız gereken yerler en önemlisi de meşguliyetlerimiz var. Aradığım beş yılımı unutmak için sebeplerim olduğunu hatırlatan meşguliyetler…Gözlerimizi kapattığımız korkularımız. Cesaretimi çağırmak için bu sefer kapatıyorum gözlerimi. Karanlığı kendi karanlığımla yenmek için. Eski radyomda dinlediğim seslere kulak veriyorum. Rüzgar uyuduğunda ise kapanan gözlerim ıssızlıkta direniyor. Ayı yolcu etmenin hemen ardında kendimi burada buluyorum. Bu senin için unutmuş; defterinin son sayfasını bulacağını umut eden bir adamın sana hediyesi… Anı kokusu. “
Eline aldığı şişenin kapağını heyecanla açarken istemsizce gülümsemişti;
“Hanımeli; nergis ve biraz da deliotu… Güneşin batmasına birkaç dakika kala oluşan o görüntü… Turuncu; beyaz ve beyazın içerisindeki o narin renk… Çok seviyorsun kokularla görüntüleri canlandırmayı. Teşekkür ederim. Gözlerimi kapattığımda hatırladığım en güzel manzara bu kokuda… Hüzünlü gelir çoğu insana. Benim içinse ayrı bir mutluluktur. Günlerin uzarken kısalacağı zamana değin en güzel mevsimde var olabilmek. Biliyor musun; ne fazla idim ne az… Daha çok üzülüyormuş insan böyle olunca. Yaz sıcağına dayanmayacak bünyem kış soğuğunda üşümekten yorgun düşen ellerim baharı beklerdi. Bahar ise bir rüya gibi bir an gibi… Kısa bir selamlaşmanın ardından ellerini geride kalan bana uzatan dost… İkimiz senin aradığın beş yılda karşılaştık. Öncesi; sonrası senin için bu kokularda saklanırken bende kelimelerime ve kalemime sığındım. Korktuğumda yazdım; ağladığımda yazdım sadece… Mutlu olduğumda yazamadım. Yazmak demek ki benim için hüznün ve gözyaşının durağı olmuş. Korkaklığımı yazabilecek cesareti bulabilirken mutluluğumu neden yazmadım diyorum kendime… Neden? Kıskanırlar mı yoksa gölge mi düşürürler kötü kelimeleri ile; eğer mutluluk dışında yazarsam unutulur kalplerindeki sakladıkları o yere mi dokunmuş olurdum. Sorular… Sorulardan kurtulup cevapları bulmak isterdim.”
“İstemezdin… Cevap yolunda olmak sana iyi geliyor. Cevaba ulaşmak değil!”
“Kendinize gelin; iyi misiniz? Evet caddenin karşı tarafında idim. Bayıldığını görünce hemen koştum. Hayır; tanımıyorum siz tanıyor musunuz?”
Kalabalık kendi içerisindeki uğultuya bir kez daha sorsa da cevabı alamamışlardı. Kimse tanımıyordu. Şehre gelen bir yabancının hikayesini bilmiyorlardı. Hikayesini arayan yabancı… Hayatı boyunca ismi dışında birçok isimle seslenmişlerdi. Sesini duyurabilse; “ben yabancı değilim buralı olduğumu unutacak kadar uzun yaşadım. Kelimelerin ağırlığında düş kırıklıklarının gölgesinde arıyordum; kaybettiğim beş yılı… Cebimde ulaştırmam gereken bir koku var. Uzanabilseniz heybeme; anı kokusunu bulacaksınız. Anı kokusunun gittiği yol sahibine giden yol olsa kızmam. Hatırlayacağım son anı demek ki bu anmış… “
Öldü… Yabancı öldü… Tanıyan birileri çıkmadı. Heybesinden çıkanlar; küçük bir not defteri, birkaç damla yasemin ve şu koku… Özel hazırlanmış; anlaşılıyor. Kim bilir kimin içindi.”
“Adı peki?”
“Kimliği yoktu. Defterinin ilk sayfasında E.A. dışında yazılan tek yazı; “kum saati paramparça oldu; zamanın kumları dört bir yana dağıldı. Ben de o kum tanelerinden birisiyim aradığım; kaybettiğim beni bulmak isterken kendi karanlığımda kayboldum. Yol göstermesi için kokulara sığındım. Anı kokusu yolculuğun son durağı... Biliyorum…”
                                                                                               

93 yorum:

  1. It is a beautiful tale!
    Smells can slam us anywhere with its evocative power.
    Hugs

    YanıtlaSil
  2. I like it!
    Have a nice day my friend 😊
    http://www.opecadomoraemcasa.pt/

    YanıtlaSil
  3. Simplesmente fantástico!!:))
    ***
    O meu coração pertence ao teu mundo...

    Beijo e um excelente fim de semana!

    YanıtlaSil
  4. WOW, a fantastic story!! I really enjoyed reading.😊😊
    You are a brilliant writer!!!

    Have a super weekend!

    Hugs xxx

    YanıtlaSil
  5. yes, smell is one of good indications to recognize somethings.....

    Lovely short story, thank you for sharing

    YanıtlaSil
  6. I wish you happy holidays!!
    xoox

    marisasclosetblog.com

    YanıtlaSil
  7. A great story indeed, thanks for sharing!

    YanıtlaSil
  8. Beautiful..
    Have a lovely day,

    Hugs, Ida

    YanıtlaSil
  9. I agree that smells can remind us of many things.

    YanıtlaSil
  10. Beautiful short story, you write very poetically. Memories are a big part of our life and sometimes we can get lost in them.
    Happy holidays and have a nice day!

    YanıtlaSil
  11. I thought you have new post.
    have a wonderful day

    YanıtlaSil
  12. wonderful short story. thank you for sharing :)

    x Natalie
    Lucy and the Runaways - Blog and Instagram

    YanıtlaSil
  13. Complimenti per la storia..

    YanıtlaSil
  14. Wonderful things on which reflect...

    YanıtlaSil
  15. Belo texto. A tradução para o português não é 100% boa mas dá para se entender o sentido do texto.
    Sim, os odores as vezes ficam impregnados em nós.
    Sinto até hoje os cheiros de meus filhos, quando crianças.
    Beijo,
    Liliane

    YanıtlaSil
  16. yaa çok güzel bu. kokular anılar, duygulu biraz da hüzünlü, nostaljik, bi ara bloguma koyayım bu hikayeniiii :)

    YanıtlaSil
  17. Ne kadar güzel bir hikayeymiş, dergide yayınlansa alıp okumak isterdim. Umarım bir gün o da olur abla, devamını bekliyorum ❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir yorum böyle çok mutlu oldum 😊

      Sil
  18. Thanks for your sharing 😊

    YanıtlaSil
  19. Thanks for the beautiful post!

    Kisses :)   

    YanıtlaSil
  20. Cool post! You are very talanted )))

    YanıtlaSil
  21. спасибо за новый пост

    https://evgenijamir.blogspot.com

    YanıtlaSil
  22. thank you for leaving comments on my blog, sorry I was missing in action for so long but I keep returning to blogger everytime, wishing you a good day!

    YanıtlaSil
  23. Sounds interesting-) thanks for sharing!

    YanıtlaSil
  24. bazı günleri çağrıştıran ne kokular var.

    YanıtlaSil
  25. you should publish a book because you're able to write properly... ;-)

    YanıtlaSil
  26. Hi! The part that says "when I was sad, I wrote" is so relatable. Sometimes, writting can be a form of therapy when you are feeeling down

    Kisses

    YanıtlaSil
  27. Un bellissimo post. Davvero molto profondo 🤗🤗

    YanıtlaSil
  28. Good text. Thanks for sharing.
    Have a nice day!

    YanıtlaSil
  29. Hi, Camdandusler!,
    I have loved it *.*
    So beautiful.
    xoxoxo

    YanıtlaSil
  30. bu güzelim yazını son yazıma koyduuum :)

    YanıtlaSil
  31. Uma história belíssima... plena de aromas e emoções!
    Gostei imenso! Escreve lindamente, Asli! Parabéns!
    Beijinhos! Feliz semana!
    Ana

    YanıtlaSil